31 Ağustos 2018 Cuma

Aselsan teknolojik bağımsızlık ile mücadele ediyor

İHA’lar, tanklar, helikopterler, savaş uçakları, tıpta kullanılan çok özel cihazlar... ASELSAN teknolojik bağımlılığı olmayan bir Türkiye için nefes almadan çalışıyor
ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün çalışmalarını anlattı

Savunma sanayinde millileşme atağıyla dışa bağımlılığımız gün geçtikçe azalıyor. Üstelik sadece dışa bağımlılıktan kurtulmuyoruz, üst düzey ürünlerimizle Asya ve Körfez bölgesi başta olmak üzere dünyadan yüklü ihracat siparişleri alıyoruz. Bu atakta ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayii) başrolde! Defense News dergisinin değerlendirmesine göre ASELSAN dünyadaki savunma firmalarının arasında 55. sıraya oturdu.
Aslında bu sürece uzanan yolu gazetemizin Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz çok güzel tanımlamış; "Kötü komşu insanı ev sahibi yapar" derler... Bu özdeyiş kötü müttefik için de geçerli... Ordumuzun ihtiyaç duyduğu donanım ve mühimmatı vermekte nazlanan, ambargo uygulayan sözde müttefiklerimiz sayesinde! savunma sanayimiz şaha kalkmış durumda..."
Durum tam olarak bu! Gerek terör hedeflerine yönelik yürütülen operasyonlar, gerek modern çağın gereksinimleri yerli üretimi şaha kaldırdı. Bu yüzden geçtiğimiz yıl boyunca Türk mühendislerin elinden çıkma Atak helikopterini, Cirit isimli lazer güdümlü füzeleri, çok namlulu roketatarları konuştuk.
Biz de hedefi teknolojik bağımlılığımızı en aza indirmek olan merkezlerden biri olan ASELSAN'a konuk olduk, Türk mühendislerinin elinden çıkan ürünlerin üretim aşamalarına tanıklık ettik.



Aselsan sadece savunma sanaysi için üretim yapmıyor elbette. Askeri sistemlerden sivil sistemlere, çok geniş bir yelpazede ürünler ve sistemler üretiyor. Otoyollarda ücret toplama sistemlerinin neredeyse tamamında ASELSAN imzası var. Sağlık sektörü için cihazlar, yenilenebilir enerji sistemleri için sistem üretiyorlar. Bir yandan da sağlık sektöründe özellikle X-Ray ve MR cihazlarının üretilmesi konusunda çalışmalar yürütülüyor. 500'ün üzerinde ürünü olan, 6 bin 77 kişinin çalıştığı bir teknoloji şirketi. Bunların yarısı AR-GE personeli. Amaç geleceği şekillendirmek...
Ankara'da üç farklı bölgeye dağılmış olan ASELSAN üretim tesislerinde hummalı çalışmalar yürütülüyor. Genel merkezine konuk olduğumuz ASELSAN, içinde restoranı, kreşi, yemekhanesi, dinlenme alanları olan dev bir tesis. Elbette burada gizem ve güvenlik had safhada. Bu nedenle ASELSAN'a girişimiz için gerekli onayı almak iki ayı buldu. Ankara'daki genel merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün eşliğinde gezdik. Prof. Görgün, yaptığı işten gurur duyuyor ve ASELSAN imzalı ürünleri gözleri parlayarak anlatıyor...

- Nasıl bir ihtiyaçla doğmuş ASELSAN?

- 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında bir haberleşme zaafı yaşanıyor. Bizim uçaklarımız kendi gemimizi vuruyor. Bunun üzerine "Muhabere olmadan, muharebe olmaz!" düsturuyla, haberleşme ve telsiz ürünlerimizin yerli ve kendi üretimimiz olması iradesi ortaya çıkıyor. Ülkenin o günkü şartları belli, devlet imkânlarını ortaya koyuyor. Millete anlatılıyor ve vatandaşımız elinde ne varsa buraya kuruluş aşamasında bağış yapıyor. Bağış defterlerinde, alyanslarını bağışlayanların da ismi var, ceketini bağışlayan simitçinin de... Tarlasını bile veren olmuş. Ve 1975 yılında kuruluyor. Çok hızlı biçimde beş yıl içinde ihtiyacımız olan ürünler tasarlanıp, üretilmiş ve ihracat yapacak seviyeye gelmiş.

GİZEM SEKTÖRÜN GEREĞİ

- Günümüzde en büyük silah teknoloji değil mi?Ama etrafımızda gördüğümüz birçok şey hâlâ yabancı üretim. Bu değişecek mi?

- Değişmeye başladı aslında. Savunma bir kenara, ülke olarak günlük hayatta gördüğünüz hemen hemen her şeyin altındaki alt bileşenlerini, bazılarında da sistemin kendisini tümüyle üretir durumdayız. Savunma sanayiinde nitelikli ve kaliteli elemanımız mevcut. Kendi ürünlerimizin yüzde yüz kullanımı bir süreç alıyor. Bir kutu düşünün; içinde yüz kutucuk var onu çalıştıran. Bunun 80 tanesini burada yapabiliyoruz, önemli olan ana paketi dünya pazarına sunabilmek. O aşamalara geldik birçok alanda. Savunma sanayisine dönersek, son 15 yılda çok ciddi bir yatırım var. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan savunma sanayini her zaman destekliyor. Son 15 yılda yerlilik oranımız yüzde 20'lerden yüzde 70'lere yaklaştı. Dünyaya helikopter, gemi platformları satıyoruz. ASELSAN olarak, 63 ülkeye ihracat yapıyoruz. Birçok ülkeye teknoloji transfer ediyoruz.
Önemli olan bilgi ve bilginin ekonomiye dönüşmesi. ASELSAN'da AR-GE personelimiz bunun için bu kadar çok.

HER MÜHENDİSİN HAYALİ

- Türk mühendislerini dünyayla kıyaslayacak olursak nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Türk mühendisleri dünya ortalamasının kesinlikle çok üzerinde. Uzun süre ABD'de görev yaptım, bu tespiti objektif olarak yapabileceğimi düşünüyorum. Türkiye'de mühendisliğin yeri farklı. Aileler gururla, "Benim oğlum, kızım mühendis" diyor. Bizim mühendisimiz sorun çözmeye yatkın... Farklı disiplinleri bir araya getirip, yaratıcı çözümleri hızla bulabiliyor. Kısaca pratik zekalıyız. Türkiye'nin önemli bir mühendislik gücü ASELSAN'da. Yetişen en iyi genç mühendisler aramıza katılıyor ve mühendislerimiz de bizimle çalışmaktan çok mutlu oluyor. Önümüzdeki günlerde bir araştırma yayımlanacak. Bu araştırmaya göre Türkiye'de mühendisler birçok global firma yerine ASELSAN'da çalışmayı tercih ediyor.

- Yerli ve milli vurgusu her alanda olduğu gibi ASELSAN'da da altı çizilen bir konu... Savunma sanayinde yerli ve millilik neden önemli?

- Kurtuluş Savaşı'ndan Kıbrıs Barış Harekatı'na, hatta halen süren terörle mücadelemiz savunmada yerli ve milli olma zorunluluğunu bize hatırlatıyor. Yurtdışından alınan bir silah veya sistem ne zaman gerekli olsa ambargoya konu oluyor. Paramızla bile almak için büyük mücadele veriyoruz. Güçlü ve büyük Türkiye için savunmada dışa bağımlılığı en aza indirmek hem kuruluş amacımız hem de en büyük misyonumuz.

- Sizin hayaliniz miydi bu görev?

- ASELSAN bence her mühendisin hayali! Öğrencilik yıllarımızda ASELSAN'da staj yapabilme, ASELSAN'ı ziyaret edebilme hayalini kurardık. Gün geldi, bu güzide kurumda yönetici olma şansımız oldu. ASELSAN'ın kuruluş yıldönümü 14 Kasım, aynı zaman da benim doğum günüm. Böyle hoş bir tesadüf de var hayatımda.

- ASELSAN denince aklıma hep gizemli, içinde nasıl bir çalışmanın yürütüldüğünü pek de bilemediğimiz kapalı bir yapı geliyor... Aslında dışarıya yansıyan gibi gizemli bir yer mi? Gizemli olması gerekir mi böyle yerlerin?

- Bu tür bir gizemin olması bu sektörün gereğidir. Ayrıca toplum olarak da bu gizemi seviyoruz. Kendi teknolojimizin görünen ve görünmeyenleri ilgi çekiyor. ASELSAN'da şu anda eş zamanlı olarak yürütülen 400'ün üzerinde proje var. Bunların bir kısmı kamuoyunda da bilinen büyük projeler, bir kısmı ise güvenlik güçlerimizin ihtiyacına yönelik olarak başlanan özel projeler. Savunma sanayisinin dinamikleri gereğince ihtiyaç sahibi makam tarafından açıklanmasına izin verilmeyen hiçbir projeden bahsetmemeye büyük özen gösteriyoruz. Bunun yanı sıra ASELSAN halka açık bir şirket. Projelerimizin çoğunluğu ile ilgili gizlilik hassasiyetimiz olduğu doğrudur ancak şirketimizin mali gelişmeleri ile ilgili olarak hissedarlarımız en doğru ve hızlı şekilde bilgilendirilmektedir.

- Çok gizli projeler kaç kişinin bilgisi dahilinde yürür?

- İhtiyaç makamı bilir. Yani ürünün kullanıcısı bilir, biz biliriz, Savunma Sanayii Başkanlığı bilir. Çalışma alanlarının kesiştiği bir konu söz konusu ise iş ortakları bilir. Onlarla da bir gizlilik sözleşmesi yapılır. Türk mühendisliği, üretim kapasitesi ve kalitesi dünyada en üst sıralarda. Bizim üretemeyeceğimiz hiçbir şey yok! Biz ihtiyacımız olan her şeyi üretebilme konusunda mühendislik formasyonuna ve milli şuura sahip bir ülkenin bireyleriyiz.

- Bu dış güçleri rahatsız ediyor mu?

- Bu işin doğasında var. Bu bir rekabet. Ülkeler arasında her anlamda rekabet olur. Savunma sanayi bunun en üst noktasıdır. Günlük yaşantımızda teknolojik olarak kullandığınız her ürünün arkasında mutlaka savunma sanayi vardır.

- Türkiye savunma sanayisinde nasıl bir noktada?

- Ülkemizde üretilen savunma ürün ve hizmetleri, hem Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, hem de farklı coğrafyalardaki stratejik işbirliği içerisinde bulunduğumuz dost ve müttefik ülkelerin silahlı kuvvetlerine teslim ediliyor.

HEDEF GÖKYÜZÜ

- Üniversitelerle ASELSAN işbirliğinden söz eder misiniz?

- Geçen sene 50'ye yakın üniversiteyle çalıştık. 117 projeyi sadece üniversitelere verdik. Bunların bütçesi de 1.8 milyar TL. Üniversite sanayi işbirliği iki taraf içinde kazan kazan ortamı yaratıyor. Bu işbirliğine en güzel örneklerden birisi de Türkiye ve Dünya için bir ilk olan ASELSAN Akademi... YÖK ile ASELSAN arasında imzalanan protokol ile hayata geçirilen ASELSAN Akademi ile üniversite ve sanayinin en güçlü yanlarını bir araya getiren yenilikçi bir model oluşturuldu. Bu sayede burası programa dahil olan üniversitelerin dış kampüsü oldu. ASELSAN beş sektöründe bulunan toplam değeri 1.5 milyar TL'nin üzerinde olan laboratuvar, entegrasyon ve test altyapılarıyla bir teknoloji üssü konumunda. Üniversite-sanayi işbirliği kapsamında bu geniş altyapının üniversiteler tarafından kullanılması sağlanıyor.

- Beyin göçüne karşı neler yapılmalı, siz bir çaba içinde misiniz? Geri döndürdüğünüz mühendisler var mı?

- Tabii... Yurtdışında bulunan Türklerin ülkemize geri kazandırılması yönünde çalışmalarımız sürüyor. Yüzden fazla çalışanımız bu çalışmaların sonucunda Türkiye'ye dönerek ekibimizin bir parçası oldu.

- ASELSAN'ın dünyadaki yeri ne? Önümüzdeki dönemde nasıl bir hedef içindesiniz?

- Hedefler koymayı, kendimi sınırlamak olarak görüyorum. Hedef koyup onu yakalama ve yakaladıktan sonra da bir rehavet oluşması endişesini hep taşıdım. Hedef gökyüzü... Ama şunu söyleyebilirim; her türlü hedefe ulaşabilecek çok ciddi bir mühendislik kabiliyetine sahibiz.

ÜLKEMİZ ATEŞ ÇEMBERİ İÇİNDE YENİ BİR SAVAŞ VERİYOR

- Savunma sanayisinde çalışan biri olarak savaşlara bakış açınız nedir?

- Şair ve hekim Abdülhak Molla bundan 150 yıl önce, "Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh" yani "Şayet barış istiyorsan savaşa hazır ol" demiş. Mustafa Kemal, aynı sözleri 1922 yılında Kurucu Meclis'te seslendirmiş, çünkü Türkiye Kurtuluş Savaşı sürecindeydi. Popüler bir örneği de pek çok gencin sevdiğini bildiğim süper kahraman karakterlerinden Iron Man-Demir Adam filminden vereyim. Filmin başkarakteri olan Tony Stark, "Neden silah üretiyorsunuz?" diye soran gazeteciye şu yanıtı veriyor: "Mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz ama başka şansımız yok. Bir yerde barış varsa birinin daha büyük bir sopası var demektir." Bugün ülkemiz, etrafını saran ateş çemberi içinde yeni bir savaş vermektedir ve barışı sağlamanın yolu da bu savaşta bizlerin takınacağı tutumdan geçecektir. ASELSAN ve diğer savunma sanayii şirketlerimiz, ürettiği yerli ve milli sistemler ile barışı sağlamamız için gerekli olan caydırıcılık gücünü ülkemize kazandırmak için çalışmaktadır. Yaptığımız çalışmaları milli bir görev olarak görüyor ve yürüttüğümüz ulusal teknolojik bağımsızlık mücadelesinin bir neferi olmaktan gurur duyuyorum.

1.5 MİLYAR LİRA AR-GE HARCAMASI YAPILDI

* Özkaynaklı AR-GE bütçemiz ciromuzun yüzde 7'si olarak gerçekleşti. Aynı dönemde sözleşmeli projeler kapsamında yaklaşık 1,5 milyar TL AR-GE harcaması yapıldı.
* Derin öğrenme, otonom sistemler, ileri görüntüleme teknolojileri, biyo-savunma, nanoteknoloji ve ileri malzemeler konularında çalışılmaya başlandı.
ASELSAN özkaynakları ile tasarımı süren lazer savunma sistemi üretimi ve zırhlı bir kara aracına entegrasyonu gerçekleştirildi ve saha denemeleri başarılı bir şekilde tamamlandı.

* Dünyada henüz gelişme aşamasında olan elektromanyetik fırlatma sistemlerine yönelik çalışmalarda da öncü rol oynuyor. TUFAN Elektromanyetik Top Sistemi, mühimmatı ses hızının dokuz katı hızla hedefe fırlattı. Bu değer, barut kullanan klasik silahların mermiyi atma hızının yaklaşık üç katına karşılık geliyor. ABD, Rusya ve Çin'de de AR-GE çalışmalarının hızla devam ettiği elektromanyetik fırlatma sistemlerinin gelecek dönemde hava savunma sistemleri başta olmak üzere çok geniş bir alanda kullanılacağını öngörüyoruz.
* Milli imkanlar ile bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışı müşterilere ait 20 farklı tipte 500'ün üzerinde hava platformunun modernizasyonu tamamen ASELSAN mühendisleri tarafından gerçekleştirildi. Milli olarak geliştirilen görev bilgisayarı donanımları ve yazılımları sayesinde her türlü aviyonik ve silah sisteminin hava platformlarına entegrasyonu ASELSAN tarafından yapılıyor.
* Yurtdışı programlar kapsamında halihazırda Ortadoğu ve Orta Asya'daki bazı müşterilerin hava platformlarının aviyonik modernizasyonu gerçekleştiriliyor.
* Türkiye'nin dışa bağımlılığını en aza indiren ve yüksek teknoloji içeren ASELSAN tasarımı milli sistemlerimizin başta T-129 ATAK Helikopteri, F-16 Savaş Uçağı, S-70 Black Hawk Helikopteri, HÜRKUŞ ve ANKA olmak üzere pek çok hava platformunda kullanılması sayesinde, ordumuz daha güvenilir ve etkin görev kabiliyeti kazandı.
* Halihazırda bine yakın insansız hava aracının teslimatı gerçekleştirildi. Yeni nesil mini insansız hava araçlarının geliştirilmesi konusunda çalışmalar hızla devam ediyor.

SON 15 YILDA SAVUNMA SANAYİ İHRACATI YEDİ KAT ARTTI

* 2017'de ülkemizin savunma ve havacılık sanayi toplam cirosu, önceki yıla göre yüzde 12 artışla 6,7 milyar dolara yükseldi, ihracatın bunda payı 1,8 milyar dolar oldu.
* Son 15 yılda Türk savunma sanayisi ürünlerinin ihracatı yaklaşık yedi kat arttı. Türk Silahlı Kuvvetleri yerli imkanlarla üretilen askeri ürünleri kullanmayı ilk tercih olarak benimsiyor.
* ASELSAN tarafından son beş yılda kobilere verilmiş iş miktarı 5.35 milyar TL değerinde.

(Sonat Bahar/Sabah)

Roketsan üretti! Rekorlar kitabına girdi

Türk savunma sanayisi, yurt dışında da talep gören özgün ürünleriyle bir rekora imza attı
"Roket ve füze sistemlerinde lider kuruluş olma" vizyonuyla hareket eden, son 2 yıldır adını dünyanın en prestijli savunma sanayisi listesi olarak kabul edilen "Defense News Top 100"e yazdıran ROKETSAN, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere küresel tehditlere karşı mücadele veren tüm müşterilerine etkin çözümler sunuyor.

Türk savunma sanayisine 30 yıldır katkı veren, yüzde 87'lik yerlilik oranına ulaşan ROKETSAN, yenilikçi ve özgün ürünlerle elde ettiği başarılara bir yenisini ekledi.

GUINNESS REKORLAR KİTABINA GİRDİ

ROKETSAN tarafından Birleşik Arap Emirlikleri'nin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen ve dünyanın en güçlü 122 mm topçu roket sistemi kabul edilen Jobaria Çok Kundaklı Lançer, "ordu araçları" kategorisinde Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.

"Namlu sayısı bakımından dünyanın en büyük roket topçusu" olarak Guinness Rekorları arasına katılan Jobaria Çok Kundaklı Lançer, 10 tekerlekli yarı römork üzerine yerleştirilen 4 adet 122 milimetre roket kundağına sahip. Sistem, tek seferde 240 adet 122 milimetrelik roketi 2 dakikada atabiliyor. Jobaria Çok Kundaklı Lançer'ın azami menzili 37 kilometre, bütün roketlerle tahrip edilebilen alan büyüklüğü ise 4 kilometrekare olarak ifade ediliyor.

BAE'de 2003'ten beri önemli projelere imza atan ROKETSAN, bu ülkeye bir dizi ürününü ihraç etti.

İlk olarak 122 milimetre topçu roketleri teslim eden ROKETSAN, daha sonra rekora konu olan özel bir silah sistemi geliştirilmesine yönelik talep aldı.

Yürütülen çalışmalar sonunda ortaya çıkan sistem, ilk kez 2013'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen Uluslararası Savunma Fuarı'nda sergilendi.

Jobaria Çok Kundaklı Lançer'in geliştirilmesinde daha önce Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edilen sistemlerdeki tecrübelerden yararlanıldı.

ÇOK SAYIDA ROKETLE YOĞUN ATEŞ

Atış kontrol, yönlendirme ve dengeleme gibi bileşenlerle karmaşık bir yapıya sahip sistem, çok sayıda roketle belirli bir bölgenin çok yoğun ateş altına alınmasını sağlıyor.

ROKETSAN, 1992'de Stinger Avrupa Ortak Üretim Projesi kapsamında teknoloji transferi ile lisans altında üretimle başladığı yolculuğunda kısa sürede roket ve füze alanında dünyanın öncü firmalarından biri haline geldi. Şirket halen bir dizi özgün ürünün seri üretimini gerçekleştiriyor ve uluslararası projede rol alıyor.



TSK'ya 7'inci uçan kale

Savunma Sanayi Başkanlığı, “uçan kale” olarak nitelenen CH-47 Chinook helikopterlerinin 7’ncisinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildiğini açıkladı


ABD ile F-35 krizi sürerken, Türk Silahlı Kuvvetleri ( TSK) hava gücüne takviye yapmaya devam ediyor. Savunma Sanayi Başkanlığı, CH-47 Chinook ağır nakliye helikopterinin 7’incisinin TSK’ya teslim edildiğini duyurdu. Boeing’le 2011 yılında 11 adet CH-47 helikopteri alınması konusunda anlaşma yapıldı. Helikopterlerden 6’sı 2016’da teslim edildi. 5 helikopterden oluşan ikinci parti teslimatın ilk helikopteri dün TSK envanterine alınarak, Özel Kuvvetler Komutanlığı emrine verildi.

ÇOKLU GÖREV HELİKOPTERİ

İki rotorlu CH-47’lerde iki adet 4 bin 800 beygir gücünde motor bulunuyor. Menzili, dahili yakıt depolarıyla bin 100 kilometreye kadar çıkabilen helikopter, sıfır görüş şartlarında bile emniyetli bir şekilde uçabiliyor. Yaklaşık 10 ton yük taşıyabilen CH-47 Chinook, savaş operasyonları ile sivil ve insani yardım amaçlı görevlerde kullanılıyor. Helikopter, birliklerin ağır silah, mühimmat, yakıt ve malzemelerini taşıyabiliyor.

PENTAGON’UN RAPORU İÇİN SON TARİH 13 KASIM

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin Rusya ile S 400 anlaşması yapmasını ve rahip Brunson’ın tutukluluğunu öne sürerek, başta F-35’ler olmak üzere bazı savunma sistemlerinin Türkiye’ye teslimatını sınırlayan Savunma Bakanlığı bütçesi yasasını onaylamıştı. Yasanın Türkiye ile ilgili bölümünde, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’in 90 gün içinde Kongre’ye Türkiye ile ilgili bir rapor sunması öngörülüyor. Pentagon’un Türkiye ile ilişkilere yönelik raporunu sunması için son tarih 13 Kasım 2018. Raporda Türkiye’nin Rusya’dan S 400 füze sistemi alması ve F-35 projesinden çıkarılmasının etkileri üzerine detaylı bir değerlendirmeye yer verilmesi bekleniyor. Kongre, raporun ardından F-35 teslimatının kalıcı olarak durdurulup durdurulmayacağına karar verecek.

“PROJEYE VE BÜTÇEYE ZARAR VERİR”

ABD Savunma Bakanı Mattis, Türkiye’ye F-35’lerle ilgili sınırlama getirilmesi konusu Kongre’nin gündemine geldiğinde, bunun projeye, ortaklarına ve ABD bütçesine zarar vereceğini açıklamıştı. Mattis, Türkiye’nin projeden çıkarılmasının, maliyetleri artıracağını, arz-talep dengesine zarar vereceğini, teslimatları geciktireceğini, uçak üretimini durdurabileceğini ifade etmişti.

KRİTİK BAZI PARÇALARI TÜRKİYE’DE ÜRETİLİYOR

ABD’nin yeni nesil savaş uçağı F-35’ler yaklaşık 400 milyar dolarlık bir proje. ABD kamuoyunda bu astronomik rakama karşı ciddi bir baskı olduğu konuşuluyor. Türkiye, 2002 yılından bu yana projenin 9 ana ortağından biri. Daha sonra eklenen 3 ülkeyle projenin ortak sayısı 12’ye çıktı. Türkiye, 12 milyar dolar karşılığı alacağa 100 F-35’in haricinde, projenin üretim aşamasına verdiği destekle de öne çıkıyor.
Son yıllarda hızla gelişen Türk savunma sanayi şirketleri, projede önemli görevler üstleniyor. TUSAŞ/TAI, ASELSAN, ROKETSAN’ın da aralarında bulunduğu 10 dev, F-35’ler için parça üretiyor, elektronik sistem geliştiriyor. Bazı kritik parçaların üretimi ise sadece Türk firmalar tarafından yapılıyor. Uçağın orta gövdesi, ABD dışında sadece TAI tarafından üretiliyor.
Türkiye’nin projeden çıkarılması, programın diğer ortaklarına yapılacak teslimatlarda ciddi aksamalara neden olacak. Mattis, Türkiye’nin olmadığı bir programda, teslimatların 18-24 ay arasında gecikme yaşayabileceğini ifade etmişti.

“TÜRKİYE EN ÖNEMLİ ORTAK”

Öte yandan F-35’lerin ana yüklenicisi Lockheed Martin firması da çok iyi tanığı Türkiye’nin programdan çıkarılmasına sıcak bakmıyor. Türkiye, F-16 programında da aynı firmayla çalıştı ve çok iyi bir referansa sahip. Firma yetkilileri, daha önce yaptıkları açıklama, Türkiye’nin, F-35 projesinin en önemli teknik ve sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

(Fırat Tur/Habertürk)




23 Ağustos 2018 Perşembe

63 bin Rus askeri Suriye'de savaştı

Suriye'deki iç savaşa doğrudan müdahil olan Moskova, savaş uçaklarının 39 bin saldırı düzenlediğini açıkladı
Rusya, Beşar Esad'ın yanında saf tuttuğu Suriye iç savaşında Rus askerinin operasyonlarına dair bilgi paylaştı.

Rus Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı videoya göre Suriye'de Eylül 2015'ten bu yana 'muharebe deneyimi' olan Rus askeri personelinin sayısı 63 bin.

Videoda, Rus Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçakların 39.000 sorti yaptığı, 121.466 'hedefi' vurduğu ve ve 86.000'den fazla kişiyi öldürdüğü belirtildi. Rusya, muhalifleri 'terörist' veya 'militan' olarak niteliyor.

Rus askeri veya Suriyeli sivil kayıplarına dair bilgi verilmedi.

İngiltere merkezli muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Rus hava saldırında en az 7.928 sivilin, 10.069 savaşçının öldüğünü söylüyor.

Rus Savunma Bakanlığı'nın videosunda ayrıca Rus kuvvetlerinin Suriye'de savaş uçağı, karadan havaya sistemler ve kruz füzeleri dahil 231 çeşit silah denemesi yaptığı belirtiliyor.

Son üç yıldır Rusya'nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a verdiği asker destek, yakın zamanda Şam yakınlarındaki Doğu Guta'da ve güneybatı vilayetleri Deraa'da ve Kuneytra olmak üzessre ülkenin birçok yerinde muhalif birliklerin uzaklaştırılmasında büyük rol oynadı.

Suriye hükümetine bağlı birlikler, iki milyon kişinin yaşadığı İdlib'e operasyon düzenlemeye hazırlanıyor.

Moskova, Rus hava saldırılarının 'teröristleri' hedef aldığını söylüyor ama bazı insan hakları savunucuları saldırıların sivillerin yaşadığı bölgeleri de vurduğunu söylüyor.

BM'nin savaş suçlarını inceleyen birimlerine göre Rusya ve Suriye'nin hava saldırılarında uluslararası yasalarca koruma altında olan hastaneler, okullar ve pazar yerleri de vuruldu. Her iki ülke ordusu da iddiaları reddediyor.

IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon da Ağustos 2014'ten bu yana Suriye ve Irak'ta 29.826 hava saldırısı düzenlediklerini duyurdu.

Koalisyon, saldırılarda en az 1.059 sivilin de 'kazara öldüğünü' açıkladı. Sivil ölümlerini inceleyen Airwars adlı kuruluş ise ölen sivillerin sayısının 6.500 ile 10.000 arasında olduğunu söylüyor.

BBC Türkçe

21 Ağustos 2018 Salı

Milli insansız kara aracının özellikleri

20 yılı aşkın süredir Türk Savunma Sanayi alanında Ankara'da hizmet veren firmanın geliştirdiği ilk yerli ve milli insansız kara aracı Robot Balistik Kalkan, testleri başarıyla tamamlayarak güvenlik güçlerinin kullanımına sunuldu.

2850 kg ağırlığında olan balistik kalkan, kapalı haldeyken 1500 mm x 2500 mm x 1350 mm, açıldığında ise 3500 mm x 2200 mm x 2500 mm boyutlarına ulaşıyor.

Araç üzerinde yer alan kalkan 15 saniyede açılıp / kapanabiliyor.

Uydu aracılığıyla uzaktan kontrol edilebilen robot balistik kalkan, gece görüş özelliğine sahip kameraları sayesinde gece ve gündüz aktif bir şekilde kullanılabiliyor. Ayrıca, silah takılarak insansız olarak çatışmaya girilebiliyor.

Kullanım Alanları
Özellikle meskun mahallerde olmak üzere her türlü hava ve arazi şartlarında icra edilecek operasyonlarda;
Araçların giremeyeceği alçak, dar ve engebeli yerlerde açılıp kapanabilen zırhlı kalkanı, paletli sistemi ve kendi etrafında dönebilme kabiliyeti ile rahatlıkla hareket edebilir,

Uydu vasıtası ile uzaktan ve kontrol paneli ile yakından kontrol yeteneği ile operatör personel tarafından komuta ve kontrol edilebilir,

BR6/BR7 zırhlı kalkanı ve gövdesi sayesinde yapay mevzi olarak kullanılabilir,
Üzerindeki yüksek çözünürlüklü ve gece görüş yeteneğine sahip kameralar ile istihbarat toplama, keşif ve gözetleme yapma maksadıyla faydalanılabilir,

Silahlandırılmaya müsait yapısı ile insansız olarak silahlı çatışmaya girebilir,

Üzerinde bulunan vinç sistemi ile arazi veya şehir içinde bulunan çatışma bölgelerinde kalmış olan araç ve gereci çekebilir,

Araç ile birlikte üretilen özel römork sayesinde Kirpi, Ejder ve diğer askeri veya sivil araçlar tarafından çekilerek ihtiyaç duyulan bölgeye kısa zamanda sevk edilebilir,

Mayın ve El Yapımı Patlayıcıların bulunma ihtimali olan bölgelerde tespit ve imha maksadıyla kullanılarak personel zayiatı verilmesinin önüne geçilebilir.

Teknik Özellikleri
BALİSTİK SEVİYE: BR7 balistik seviyesi, Zırh delici çelik mermi (7.62x51 ve 7.62x39 AP) ve El bombası gibi (Mod 41-51) tehditlere karşı mukavim

TAŞIMA - ÇEKME KAPASİTESİ: Taşıma: 1500kg, Çek

HAREKET KABİLİYETİ: Rampalı kalkış, Rampalı duruş, Hızlı-Yavaş mod, Kendi etrafında 360 derece dönüş, Sonsuz hız kontrol

UZAK GÖRÜNTÜ KABİLİYETİ: 4 adet kamera (+1 Opsiyonel)

KAMERA ÖZELLİKLERİ: 2 adet standart gece görüş IP, 2 adet özel

EMNİYETLİ ÇALIŞMA AÇISI/EĞİMİ: 30 derece kapalı pozisyon (%57 eğim), 22 derece açık pozisyon (%40 eğim)

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/yerli-ve-milli-ilk-insansiz-kara-aracinin-oyle-ozellikleri-var-ki-galeri/1336249/17


7 Ağustos 2018 Salı

Pentagon'da GPS kullanan cihazlara sınırlama

ABD Savunma Bakanlığı, askeri üs ve operasyon bölgelerinde konum belirleme teknolojisine sahip tüm cihaz ve uygulamaların kullanımını yasakladı
ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon), yapılan yazılı açıklamada, konum belirleme (GPS) özelliğine sahip cihaz, uygulama ve hizmetlerin ABD ordusunun küresel operasyonları ve askeri personelin güvenliğine yönelik riskler taşıdığı kaydedildi.

GPS özelliğine sahip teknolojilerin Amerikan askerlerinin konumları ve bir bölgedeki sayıları dahil birçok bilgiyi aktarma riski taşıdığı belirtilen açıklamada, "Savunma Bakanlığı personelinin, operasyon alanı olarak tanımlanan bölgelerde iken devlete ait veya özel cihaz, uygulama ve hizmetlerde konum belirleme özellikleri ve işlevlerini kullanması yasaklanmıştır." ifadelerine yer verildi.

Yeni uygulama, Pentagon gibi askeri operasyon alanı olarak tanımlanmayan kamu binalarını kapsamazken, GPS özelliğinin kapatılması durumunda söz konusu cihazların taşınabileceği belirtiliyor.

Ocak ayında "Strava" adlı bir uygulama, dünya üzerinde kullanıcılarının bulunduğu konumlarını "dünya ısı haritası" başlığıyla paylaşmıştı.

Amerikan askerlerinin de kullandığı uygulama, ABD'nin Afganistan, Suriye ve Irak'ta daha önce bilinmeyen bazı üslerinin yerini açık etmiş, Pentagon bu konuda inceleme başlatmıştı.

--

ABD Savunma Bakanlığı, konum bildiren cihaz ve uygulamaların yarattığı güvenlik riski nedeniyle bu aletlerin kullanımına kısıtlama getirdi


Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, kritik bölgelerde görev yapan personelinin konum belirten elektronik cihazları kullanmasına, gerekli görülmesi durumunda kısıtlama getirdi.

Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamada, konum bildiren cihazların, cep telefonlarının, elektronik saatlerin ve uygulamaların askeri personeli “ciddi bir risk” altında bırakma ihtimalinden dolayı kullanımlarının komutanların iznine bağlandığı bildirildi.

Pentagon Sözcüsü Albay Robert Manning, “Konum bildiren bu aygıtların, uygulamaların ve hizmetlerin hızla gelişen pazarı, Savunma Bakanlığı’nın görevde olan ya da olmayan personeline ve tüm dünyadaki askeri operasyonlarımıza karşı ciddi bir risk oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.

Alınan kararın derhal yürürlüğe girdiğini belirten Manning, bu yeni düzenleme ile düşmanın ABD askerlerini kolayca hedef almasının önüne geçmeyi planladıklarını ekledi.

Ordu personeline gönderilen bildiride ise “Bu cihazlar Savunma Bakanlığı personelinin kişisel bilgileri, konumları, rutinleri ve sayıları gibi bilgileri ifşa edebilir, istenmeyen güvenlik sonuçlarına ve birleşik kuvvetlere ve misyona karşı artan riske neden olabilir” ifadeleri yer aldı.

OCAK AYINDA ORTAYA ÇIKTI

Deuche Welle’nin haberine göre, Pentagon’un bu yeni önlemi, Ocak ayında Avustralyalı bir araştırmacının, kullanıcıların sportif faaliyetlerini takip eden ve konum bilgisi alan Strava isimli bir uygulama aracılığıyla Suriye ve Irak’ta görev yapan ABD askerlerinin yerini saptaması ve internet üzerinden bir harita üzerinde göstermesi sonrası ortaya çıkan güvenlik açığı nedeniyle aldığı tahmin ediliyor.

2015 ve 2017 yılları arasında toplanmış verileri gösteren harita, Irak ve Suriye’deki bazı noktalarda yoğunlaşmış sportif faaliyetleri ortaya koymuştu. Daha sonra bu noktaların çeşitli ABD üslerinin ve bu üslerde konuşlu askerlerin yerini gösterdiği ortaya çıkmıştı.

Bunun üzerine Pentagon derhal bir soruşturma başlatmış ve ilk olarak Savunma Bakanlığı binasının içinde bazı kritik noktalarda bu tip elektronik cihazların kullanımı yasaklanmıştı. Son düzenleme ile bu yasak, askeri üsler ve diğer kritik noktaları da içine alacak şekilde genişletilmiş oldu.


Tinder üzerinden F-35'lere ait gizli bilgiler çalındı

İngiltere'nin kısa zaman önce ABD'den satın aldığı F-35 Lightning II savaş uçaklarına ait gizli bilgiler, Tinder uygulaması üzerinden bir hackerın eline geçti


Daily Mail haberine göre kimliği belirsiz bir hacker, Tinder'da İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde (RAF) görevli bir kadın pilotla tanıştı ve hesabını hackledi. Bu hesap üzerinden diğer İngiliz pilotlarla iletişim kuran hacker, F-35'ler hakkındaki gizli bilgileri ele geçirdi. Daily Mail, kadın pilot hesabının hacklendiğini bildirse de F-35'lerle ilgili gizli bilgilerin bir kısmı ifşa olduğunu aktardı.

İNGİLTERE HAVA KUVVETLERİ DOĞRULADI

İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri, F-35'lere ilişkin bilgilerin üçüncü tarafların eline geçtiğini doğruladı. İngiltere ve ABD, F-35 programı kapsamında 9 milyar poundluk anlaşma yapmıştı. Anlaşmada teslim edilmesi öngörülen toplam 135 F-35 uçağının ilk partisi olan 48 uçak, haziran ayında İngiltere'ye ulaşmıştı.


Drone tehdidine karşı 'Türk kapanı'

Türk savunma sanayisinin geliştirdiği Kapan Drone Savar Sistemi, büyüklüğüne göre 1,5-2,5 kilometreden drone tespiti yapıp, lazer ya da sinyal karıştırıcıyla etkisiz hale getiriyor


"Drone"lar askeri ve sivil alanda birçok görevin verimli şekilde yapılmasını sağlarken, kötü niyetli kullanımla adeta bir silaha dönüşüyor. Savunma sanayisinin en önemli gündem maddelerinden birini "drone"ların kabiliyetlerinin artırılmasının yanı sıra tehdide dönüşmesi durumunda bunları etkisiz hale getirmek oluşturuyor.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya, başkent Caracas'taki törende konuşma yaparken, patlayıcı yüklü "drone"larla düzenlenen saldırı, gözlerin drone kaynaklı tehditlere çevrilmesine yol açtı.

"Drone"lar bir süredir özellikle Ortadoğu ülkelerindeki çatışma ve saldırılarda doğrudan ya da dolaylı silah olarak kullanılıyor. Maliyeti oldukça düşük olan, uzak mesafelerden kontrol edilebilen bu araçlar, patlayıcılarla donatılıp stratejik hedeflere yönlendirilerek ciddi kayıplara yol açıyor. "Drone"lar casusluk amaçlı olarak da kullanılıyor.

Yaşanan bu ve benzeri olumsuzluklar ile ileride karşı karşıya kalınabilecek potansiyel tehditler, savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin karşı tedbirler üzerinde her geçen gün daha fazla çalışmasını beraberinde getiriyor.

Türk savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketler de kabiliyetleri doğrultusunda drone tespitine ve bunların etkisiz hale getirilmesine yönelik çözümler geliştiriyor.

Bu alandaki son yerli ürün birkaç şirketin bir araya gelerek oluşturduğu Kapan Drone Savar Sistemi oldu.

Kapan, kullanıcısına, tüm ihtiyaçları karşılayan, entegre ve tam bir çözüm sağlıyor. Tanımlı bir bölgedeki drone tehditlerini, yüksek performanslı bir radarla tespit eden Kapan, bunları elektro-optik sistemlerle teşhis ediyor. Önleme kararının alınmasıyla lazer ya da radyo frekans karıştırıcı sistemlerle drone etkisiz hale getiriliyor.

Sistem, yapılan denemelerde görevinin en kritik aşaması olan tespiti, etkin şekilde gerçekleştirdiğini gösterdi. Kapan, 1,5 kilometreden küçük drone olarak sınıflandırılan DJI Phantom 4'ü, 2,5 kilometreden daha büyük drone olarak sınıflandırılan Hexacopter'i tespit ve takip edebiliyor.

Entegre ve etkin çözüm

Kapan'ın bu alandaki ihtiyaçları karşılamaya yönelik kritik bir sistem olduğunu belirten savunma sanayisi uzmanları, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hem istihbarat hem patlayıcı yüklü saldırı amaçlı drone tehdidi, bir süredir Suriye ve Irak'ta gündemde. Venezuela'da yaşananlar ise bu tehdidin, ete kemiğe bürünmüş hali oldu. Basında, çeşitli etkinliklerde, drone tehditlerine karşı alınan tedbirlere dair haberler görüyoruz. Kapan, bu tedbirleri bir üst sınıfa taşıyor. Kullanıcısına, tespitten önlemeye kadar etkin ve entegre bir çözüm sunuyor. Kapan kullanıldığında, kullanıcı biliyor ki o bölgede bir drone varsa, bundan zamanında haberi olacak, bu 'drone'un dost bir unsur olup olmadığını inceleyebilecek ve gerekli gördüğü anda onu saf dışı bırakabilecek. Bu kabiliyet, güvenlik güçlerine sahada önemli bir avantaj kazandıracak."



6 Ağustos 2018 Pazartesi

ABD askerlerine, yerlerini ifşa eden spor uygulamaları yasaklandı

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un yeni emrinde, askeri üslerde bulunan asker ve personele, konum belirleme fonksiyonuna sahip spor uygulamalarını kullanmaları yasaklandı.

Associated Press'in haberine göre Pentagon'un, bu tür uygulamaları tamamen yasaklamasına bir adım kaldı. Bakanlığın, konum belirleyen tüm uygulamaları tamamen yasaklaması, askeri üslerin güvenliğinin tehdit düzeyine bağlı olacak.
Diğer yandan Suriye, Irak, Afganistan veya Afrika ülkelerindeki operasyonlara katılan ABD askerlerine bu tür uygulamaları kullanmaları tamamen yasaklanacak.

'İSTENMEYEN GÜVENLİK SORUNLARI YARATABİLİR'

Emrin açıklama metninde, "Konum belirleme, askerlerin kişisel bilgilerini, bulundukları yeri, günlük aktivitelerini ve ayrıca asker sayısını ifşa edebilir ve potansiyel olarak istenmeyen güvenlik risklerini yaratabilir" dendi.

ASKERLERİN SPOR GÜZERGAHLARI TESPİT EDİLDİ

Geçtiğimiz Temmuz ayı başlarında Polar fitnes uygulamasının araştırmacılara, çeşitli ordu ve gizli servislerden 6 bin 500 çalışan hakkında bilgi toplama fırsatını verdiği bildirilmişti. Genel erişime açılan bilgiler arasında nabız hızı, güzergah, antrenman çalışmalarının tarih ve zamanı yer alıyor. Böylelikle araştırmacılar Amerikan askerlerinin Bağdat ve Guantanamo'daki aktivitelerini tespit etti.
Ayrıca geçtiğimiz ocak ayında, sporcular için sosyal medya olan Strava, Pentagon'un gizli askeri üslerini ifşa ettiği bildirilmişti. Strava'nın haritasına, Suriye'deki ABD askerlerinin spor yaptığı güzergahlar yansımıştı.

5 Ağustos 2018 Pazar

Ekran teknolojileri alanında yürütülen yenilikçi çalışmalar

ASELSAN ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle ekran teknolojileri alanında yürütülen yenilikçi çalışmalarda uluslararası alanda takdir gören sonuçlar elde edildi.
Türkiye'de bir süredir askeri kokpit göstergelerinde kullanılan ve ihraç lisansına tabi LCD ekranlara ilişkin sağlamlaştırma altyapısıyla ekran modüllerinin geliştirilmesi ve prototip üretim çalışmaları yürütülüyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı, "Ekran Teknolojileri" temalı ilk projesini "ELMAS Projesi" adıyla hayata geçirdi.

Proje kapsamında, Türkiye'de ilk defa OLED ekranlar ve grafen malzeme sentezi teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik altyapılar ASELSAN ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezinde (SU-NUM) kuruldu.

Bu sayede askeri özelliklerde, arka ıs¸ıgˆa ihtiyaç duymaksızın çalışabilen ilk monokrom minyatür ekranlar tasarlanarak üretildi ve ilgili OLED ekran geliştirme prosesleri tamamen özgün olarak gerçekleştirildi.

LCD ekranlara alternatif oluşturan OLED teknolojisinin aktif matris özellikte ve renkli piksel yapılarını destekleyecek şekilde ASELSAN tarafından kazanılmasıyla ileride gerek minyatu¨r gerekse büyük alanlı özgün ekranlar askeri amaçlarla istenen ebatlarda o¨zel olarak tasarlanabilecek, bu ürünler termal görüş ve aviyonik uygulamalarda kullanılabilecek.

ASELSAN ve Sabancı U¨niversitesi is¸ birliğiyle sürdürülen Grafen Tabanlı OLED Ekran Geliştirilmesi çalışmalarında alınan olumlu sonuçlar, Berlin'de düzenlenen Eurodisplay Konferansı'nda Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmet Kaya tarafından sunuldu.

Katılımcılar tarafından ilgiyle karşılanan c¸alışma, program komitesi tarafından "yüksek etki potansiyeline sahip" olarak değerlendirildi.

Çalışma, Journal of the Society for Information Display dergisinde makale olarak yayınlanmak üzere davet aldı.

Gösterilen prototipler dünyada bugüne kadarki en yüksek piksel çözünürlüğüne sahip grafen tabanlı ekranlar olarak literatüre geçti.

Sunulan bildiri kapsamındaki 1 inc OLED ekran modüllerinin içinde yer alan grafen tabanlı OLED aygıtlar SU-NUM'da, sürücü devre elektroniği de ASELSAN'da geliştirildi. Bildiri sunuşunda ekran prototiplerinden görseller sergilendi ve teknik özelliklerinden bahsedildi.

Esnek ekranlarda ve giyilebilir teknolojilerde kullanılacak
ELMAS Projesi'nde, OLED ekranlarda standart anot malzemesi olan indiyum kalay oksit (ITO) yerine grafen malzemesi kullanıldı. Grafen malzemesinin, geleceğin bilhassa esnek ekranlarında ve giyilebilen teknoloji uygulamalarında kilit rol oynaması bekleniyor.

Tek atom kalınlığındaki karbon kristali olan grafenin ışık geçirgenliği, yüksek elektriksel iletkenliği, sağlamlığı ve esnekliğiyle pek çok teknolojide uygulama alanı bulması bekleniyor.

Grafen, 2004'te keşfedilirken, araştırmacılarına 2010 yılı Nobel Fizik Ödülü'nü kazandırdı.

Şeffaf, esnek, hafif ve taşınabilir grafen tabanlı ekranların askeri ve sivil alanda büyük oranda mevcut çözümlerin yerini alması öngörülüyor.

3 Ağustos 2018 Cuma

Jandarma filosuna 6 yeni Silahlı Bayraktar TB2

Jandarma Genel Komutanlığının envanterine 6 yeni Silahlı Bayraktar TB2 insansız hava aracı (SİHA) katıldı.

Türk savunma sanayisinin insansız hava aracı (İHA) üreticilerinden Baykar, güvenlik güçlerinin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılamak ve aldığı siparişleri kısa sürede teslim etmek için yoğun çalışma yürütüyor.
Bu çalışmalar sonucu sözleşme sürelerinden çok önce teslimatlara imza atan Baykar, son olarak jandarma personeli tarafından kullanılmak üzere 6 SİHA ve 3 yer kontrol istasyonu teslimatı daha gerçekleştirdi.

SİHA'ların performans ve fonksiyonel test ve kabul uçuş kriterlerini başarıyla tamamlamasıyla kabul işlemleri yapıldı.

BU YIL TESLİMAT SAYISI 20'YE ULAŞTI
Jandarmaya yapılan son teslimatla bu yıl silahlı ve keşif amaçlı Bayraktar TB2 teslimatı sayısı 20'yi buldu.
Bu teslimatla envanterdeki silahlı ve keşif amaçlı Bayraktar TB2 sayısı da 58'e yükseldi. Araçların 34'ü Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 6'sı Emniyet Genel Müdürlüğü, 18'i de Jandarma Genel Komutanlığında görev yapıyor.
Envanterde yer alan ve silahlı atış yapma kabiliyetine sahip konfigürasyondaki Bayraktar TB2 sayısı da 35'e ulaştı.

SIRADA BOZOK ENTEGRASYONU VAR
İHA ve SİHA'lar iç güvenlik operasyonlarının yanı sıra son dönemde gerçekleştirilen sınır ötesi harekatlarda önemli görevler üstleniyor.
Aynı anda 4 akıllı mühimmat taşıyabilen SİHA'lar üreten Baykar, ROKETSAN tarafından geliştirilen mini akıllı mühimmatlar (MAM) MAM-L ve MAM-C'yi Bayraktar TB2'ye entegre etti. Bayraktar TB2, son olarak TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen yerli İHA mühimmatı Bozok ile atışlar gerçekleştirdi. Yakın zamanda Bozok'un da Bayraktar TB2'ye entegrasyonunun tamamlanması hedefleniyor.

Havada kalma süresi 24 saati bulan, 27 bin 30 feet irtifa rekoruna sahip Bayraktar TB2, 100 kilogram yük taşıyabiliyor. Bayraktar TB2, üzerindeki sensörlerle gece ve gündüz faaliyet gösterebiliyor.

Aktif keşif, gözetleme ve istihbarat uçuşları yapan Bayraktar TB2, elde ettiği görüntüyü harekat merkezlerine gecikmesiz aktarabilme, mühimmat taşıyabilme, kendi mühimmatıyla hedeflere taarruz edebilme özelliklerine sahip.
Bayraktar TB2, gerektiğinde dost muharip uçaklar için lazerle hedef işaretlemesi yapabiliyor.


1 Ağustos 2018 Çarşamba

Türk zırhlısı Yörük'ten güç gösterisi

Yörük zırhlısının temel aracını şekillendiren Nurol Makina, seri üretim hattı kurmaya hazırlanıyor


Zırhlı kara aracı üreticisi Nurol Makina, kısa sürede ihracat başarısı yakalayan Yörük 4x4 zırhlı aracının seri üretimine hazırlanıyor. Yörük, temel aracın üretilmesinin ardından sahada performansını göstermeye başladı.

Şirket, 4x4 Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç ürün ailesine katılan son aracı Yörük için geçen günlerde "Fabrika İlk Çıkış Töreni" düzenledi. Fabrika çıkışıyla birlikte, daha önce Yörük konseptini gösteren 2 prototip araçtan farklı olarak, seri üretime temel teşkil edecek araçlar da ortaya çıkmış oldu. Temel aracın koruma seviyesi ve donanımları talebe göre değiştirilebilecek ve farklı ihtiyaçları karşılayabilecek araç konfigürasyonları elde edilecek.



Bu gelişmenin ardından, ilk olarak Katar'dan alınan Yörük siparişinin çıkacağı seri üretim hattının kurulmasına yönelik çalışmalar başladı. Nurol Makina, seri üretim süreciyle birlikte Katar'ın ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan farklı konfigürasyonlardaki araçların teslimatlarına başlayacak.

Nurol Makina, Yörük'ün geliştirilmesi sürecinde uluslararası alanda ciddi talep gören ve farklı coğrafyalarda kullanılan Ejder Yalçın 4x4 Zırhlı Muharebe Aracı'ndan edindiği tecrübeden yararlandı. Şirket, Ejder Yalçın'ın 10 ülkede katıldığı testlerde önemli deneyimler elde etti.

Temel aracın şekillenmesiyle sahada performansını göstermeye başlayan Yörük, mobilite, kalifikasyon, patlatma testlerine tabi tutulacak. Yörük daha sonra ilk müşterisi olan Katar'ın yolunu tutacak ve testlere burada devam edilecek.


Yerli İHA’dan sonra İKA geliyor

Gebze’deki Teknopark’ta tasarımı ve yazılımı tamamen bir Türk firması tarafından geliştirilen ve Alkar adı verilen savunma amaçlı İnsansız Kara Aracı (İKA) tıpkı İnsansız Hava Araçları gibi görevler ifa edebilecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Gürcan Karakaş’la görüştü. Görüşmenin ayrıntıları hakkında detaylı bilgi verilmedi. Bakan Varank, sadece  "Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu CEO’su sayın Mehmet Gürcan Karakaş ile projenin yol haritasını değerlendirdik. Elektrikli otomobil, ileri teknoloji ekosisteminin de önemli bir öncüsü olacaktır." demekle yetindi.

Ancak Varank’ın devamında söyledikleri önemliydi. Çünkü bakanın söyledikleriyle geçen hafta ziyaret ettiği Gebze Organize Sanayi Teknopark’ta kendisine gösterilen, kuluçkadan çıkmakta olan teknolojiler arasında doğrudan bağlantı vardı.



Varank “Ülkemizin gelecekte çok önemli fırsatları yakalayabilmesi için otomobil projesinin mutlaka başarılı olması gerekiyor. Bu sadece bir otomobil projesi değil, yeni bir teknolojik ekosistem oluşturma hamlesidir. Dünyanın nereye yöneldiğinin farkındayız. Artık akıllı şehirler ile entegre otomotiv teknolojileri, yapay zeka tabanlı otonom sürüş algoritmaları, akıllı şarj alt yapıları ve benzeri alanlarda girişimci firmalarımız için fırsatlar bulunmaktadır. Bu fırsat penceresini çok iyi değerlendireceğiz. Dünya ile rekabette insan kaynağımız da, cesaretimiz de fazlasıyla var."

SON HALİNİ VARANK GÖRDÜ

Mustafa Varank geçen hafta Teknopark’ı ziyaret etti. Her ne kadar çok bilinmese de Gebze’deki bu teknoloji geliştirme merkezinde pek çok genç girişimci oldukça ciddi projeler üzerinde çalışıyor.



Alpera Savunma Sistemleri tarafından geliştirilen ‘Alkar’ isimli projeyi geçen hafta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da yakından inceledi.

Bu proje, Bakan Varank’ın “fırsatlar var” diyerek işaret ettiği “yapay zeka tabanlı otonom sürüş algoritmaları, akıllı şarj alt yapıları” alanında çalışmalar yapan birkaç genç mühendis tarafından yürütülüyor ve sona gelinmiş durumda.



YAZILIMI SİVİL ARAÇLARDA DA KULLANILABİLİR

Meskûn mahallerde yürütülen operasyonlarda kullanılmak üzere geliştirilmiş olan otonom bir araç olan Alkar’ın yazılımı sivil amaçlarla modifiye edilerek sürücüsüz yerli araçların geliştirilmesinde de rahatlıkla kullanılabilir durumda.

Her türlü arazi koşulunda sürücüsüz olarak yol alabilen Alkar, görsel, işitsel ve durumsal veri aktarımı yapabildiği gibi özel yazılımı sayesinde birkaç personelin tehlikeye atılarak yapabileceği işleri de üstlenebiliyor.



Aracın modüler yapısı, görev yuvasına farklı tip kalibre silah ve sistemlerin montajına imkan veriyor. Bunlar ihtiyaca göre bir bomba imha robot kolu, (düşman) keskin nişancı tespit sistemi, 7.62 mm çapında entegre M134 silah, 40mm bomba atar veya yazılım tabanlı RFEYP köreltme/karıştırma sistemi olabiliyor.



“YERLİ ARAÇ PROJESİNDE ÇALIŞMAK İSTİYORUZ”

Alkar’da kullandıkları yazılımın askeri ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak hazırlandığını söyleyen Alpera Savunma Sistemleri ve Alpera Motors Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Özbarlı asıl çalışma alanlarını “Şehirlerinde ulaşımın parçası olacak farklı sivil kullanım amaçlı modellerin geliştirilerek mevcut sistemlere entegre edilmesi, yeni nesil araçların tasarımı, geliştirilmesi ve uygulanması konularında özgün ve yerli çözümler” olduğunu belirtiyor. Özbarlı sivil ulaşım alternatiflerini ana çalışma alanı olarak belirlediklerini bu amaçla elde edilen tüm bilgi birikiminin hafif ve otonom kara araçları grubundaki tüm savunma sistemlerine uygulanabilir olduğunu gibi Türkiye’nin yerli binek araç projesinde de kullanılabilir olduğunu ve o projenin bir parçası olmak istediklerini söylüyor. 

Türkiye'nin 2019 yılı deniz sistemleri hedefleri

Türkiye savunma alanında gücüne güç katacak hamlelerini sürdürüyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 yılı deniz sistemleri hedeflerini duyurdu

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/turkiyenin-2019-yili-deniz-sistemleri-hedefleri-galeri/1330437


Yerli İHA LAPİS VTL-02 ULAK saldırganın peşine düşecek

Milli ve özgün yazılım ve tasarımla yerli üretim gerçekleştiren Lapis Havacılık Teknolojileri, sahip olduğu kabiliyetlerle hem hava aracı platformları hem de platformlarda kullanılan çeşitli ekipmanları üretiyor.
Lapis bir süredir üzerinde çalıştığı dikey iniş/kalkış yeteneğine de sahip sabit kanatlı İHA Ulak'ın yeni versiyonunu ilk kez SEDEC Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda sergiledi.

LAPİS VTL-02 ULAK isimli hava aracı, başta keşif, gözetleme ve istihbarat olmak üzere, yol güvenliği, sınır güvenliği petrol-doğal gaz boru hatları güvenliği, haritalama, orman alanları uygulamaları, tarımsal uygulamalar ve afet yönetimi gibi farklı görev ihtiyaçlarına göre farklı faydalı yüklerle donatılabiliyor.

Özgün-milli donanım ve yazılımla tam otonom görev yapabilen Ulak, dikine kalkış/iniş özelliği ve yüksek faydalı yük kapasitesiyle zor koşullarda görev yapabilecek şekilde geliştirildi.

Ulak, 30X optik yakınlaştırmalı ve 35 milimetre termal kameralı, 3 eksen stabilize tümleşik faydalı yükle gece/gündüz görev yapabiliyor.

Lapis Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nihat Yanık, AA'ya yaptığı açıklamada, şirket olarak İHA'lar ve üzerindeki faydalı yüklere yoğunlaştıklarını söyledi.

Bugüne kadar prototip amaçlı sistemler tasarladıklarını, ürettiklerini, test ettiklerini, algoritmalar geliştirdiklerini anlatan Yanık, bunun sonucunda ortaya faydalı yükler, rotorlu, sabit kanatlı ve vtol İHA çözümleri koyduklarını ifade etti.

Ulak sistemiyle sabit ve çok rotorlu İHA'nın özelliklerini tek bir platformda topladıklarını belirten Yanık, "Yaklaşık 1,5 yıldır sistem üzerinde çalışıyoruz.

Birçok prototip yaptık. VTL-01 üzerinde algoritmalarımızı, yazılımımızı geliştirdik ve onunla uçuş testlerine devam ediyoruz. VTL-02'yi ilk kez sergiledik.

Uçuş testlerini tamamlamayı ve bu senenin sonunda ürünleştirmeyi hedefliyoruz." dedi.

ÖZGÜN YAZILIMLA YENİ ÖZELLİKLER EKLENEBİLECEK
Algoritmaları kendileri geliştirdikleri için sisteme farklı akıl seviyeleri katabildiklerini dile getiren Yanık, şunları kaydetti:
"İHA'lar genellikle keşif/gözetleme amaçlı kullanılıyor, yerdeki operatörün havadaki gözü oluyor. Sisteme farklı özellikler de katacağız. Silah atışının nereden geldiğini kestirip, faydalı yükü oraya yönlendirmek ve hedefi takip etmek bunlardan biri. Durumsal farkındalığı artırmak, sisteme bunu eklemek sonraki hedefimiz olacak. Tamamen otonom görev yapabiliyoruz. Kullanıcı tablet veya yer kontrol istasyonu üzerinden istediği yere koordinat vererek aracı yönlendirebiliyor, birkaç platformu aynı anda kullanabiliyor ve platformlar arasında haberleşme sağlayabiliyor.

Sürü teknolojisine yönelik adımlar atılabiliyor. Yazılımı özgün geliştirdiğimiz için sırasıyla yeni özellikler eklemeyi planlıyoruz."

UÇUŞ SÜRESİ VE KATEDİLEN MESAFE ARTIYOR
Platformun tüm tasarımlarının kendilerine ait olduğunu vurgulayan Lapis Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sevgi de "Faydalı yükleri şu anda keşif/gözetleme amaçlı ama altyapısı bize ait olduğu için faydalı yükler değiştirilerek silah veya mühimmat gibi yüklerle de kullanılabiliyor." diye konuştu.
Sevgi, Ulak'ın kanat açıklığının 3,60 metre, uçuş ağırlığının 21 kilogram, uçuş süresinin 2,5 saat olduğunu bildirdi.

Sistemin elektrik motorlu olduğu için sessiz görev yapabildiğine işaret eden Sevgi, "Dikey iniş/kalkış sayesinde 5X5 metrekarelik bir alanda rahatça kalıp/inebiliyor, piste ihtiyaç duymuyor.

Kalktıktan sonra da sabit kanatlı gibi uçtuğu için uçuş süresi ve kat edilen mesafe artıyor." ifadesini kullandı.

Sevgi, Ulak'ın özellikle sınırlı alana sahip deniz platformlarının ihtiyaçlarını karşılamada rol oynayabileceğini kaydetti.


Tufan Elektromanyetik Top Sistemi ile hız rekoru kırdı

Mühimmatı, ses hızının 6 katı hızla hedefe fırlattığı açıklanan ASELSAN'ın Tufan Elektromanyetik Top Sistemi, testlerde bunu 9 katı hıza çıkardı.

Atışlı testlerde saniyede 3 bin metre namlu çıkış hızına ulaşıldı. Bu değer, barut kullanan klasik silahların mermiyi atma hızının yaklaşık 3 katına karşılık geliyor..


Elektromanyetik fırlatma konusunda 2014'ten bu yana çalışmalar yürüten ASELSAN, geçen yıl Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF), Tufan Elektromanyetik Top Sistemi'ni tanıttı.

Saniyedeki hızı 2 bin-2 bin 500 metre, yani ses hızının 6 katından fazla olduğu belirtilen sistemle geçen sürede atış testleri gerçekleştirildi.

Tufan'ın ön prototipiyle Konya-Karapınar'da gerçekleştirilen atışlı testlerde mühimmat, ses hızının 9 katı hızla hedefe gönderildi.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir'in de katıldığı testlerde, saniyede 3 bin metre namlu çıkış hızı sağlanarak rekor kırıldı. Bu değer, barut kullanan klasik silahların mermiyi atma hızının yaklaşık 3 katına karşılık geliyor.

HAVADA VE KARADA ETKİLİ
Elektromanyetik fırlatma sistemleri, geleceğin hava savunma silahı olarak gösteriliyor. Bu teknoloji kullanılarak geliştirilen ve "railgun" adı verilen silahların çok uzun mesafelerde etkili olması, savunma alanında önemli bir kuvvet çarpanı olarak yer alması öngörülüyor.

Mühimmatın namludan yüksek hızla çıkması, klasik silahlara nazaran çok daha uzun menzillere atış yapılabilmesi anlamına geliyor.

Türkiye'de geliştirilecek akıllı mühimmatlar ile birlikte "railgun" sistemleri hem uzun menzilli kara topçu silahı hem de çok etkili bir hava savunma silahı olarak kullanılabilecek.

Elektromanyetik fırlatma sistemleri sayesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal patlayıcı kullanılan konvansiyonel silahlara göre çok daha etkili silah sistemlerine sahip olması sağlanacak.

HEDEF YÜKSEK ENERJİYLE FIRLATMA
Elektromanyetik fırlatma sistemlerinin geliştirme çalışmalarının yürütülmesi amacıyla ASELSAN bünyesinde bir Geliştirme Laboratuvarı kuruldu.

Bu laboratuvarda sistemin temel bileşenleri üzerinde araştırma ve geliştirme çalışmaları sürdürülüyor.

ASELSAN, ilerleyen dönemde bu teknolojinin tüm alt bileşenlerini geliştirmeyi sürdürerek daha ağır mühimmatların daha yüksek enerjilerle fırlatılmasını hedefliyor.

Türkiye, elektromanyetik fırlatma sistemleri konusunda yürütülen çalışmalar sayesinde birçok yeni teknoloji kazanacak.

Bu konuda ABD başta olmak üzere Almanya, Fransa, Çin, Rusya, Güney Kore gibi ülkelerde de çalışmalar yürütülüyor.

ASELSAN, bu alanda geliştireceği ürünlerle dünyanın önde gelen üreticilerinden birisi haline gelmeyi hedefliyor.




Girsan MC4 piyade tüfeğinin özellikleri

Giresun'da ürettiği tabanca ve av tüfeklerini 54 ülkeye ihraç eden firma, yerli piyade tüfeği için seri üretime hazırlanıyor.
NATO'nun belirlediği kriteri 6 kat aşan MC 28 SA tabanca ile polis teşkilatının açtığı 35 bin adetlik ihaleyi kazanan GİRSAN, piyade tüfeği için de kolları sıvadı.

MC4 adını verdikleri piyade tüfeğinin prototipini üreten firma, bu silahın daha üstün özelliklere sahip ikinci jenerasyonu için çalışmalara başladı.
GİRSAN Silah Sanayi Fabrika Müdürü Yusuf Nesil, daha önce AA'ya yaptığı açıklamada, uzun yıllardır kolluk kuvvetlerinin tabanca ihtiyacını karşılayan bir firma olduklarını söylemişti.

Tabanca üretiminin yanı sıra yerli ve milli piyade tüfeği ihtiyacını karşılamak için yaklaşık bir yıldır Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını anlatan Nesil, bunun sonucunda ortaya çıkardıkları birinci jenerasyon 5,56 ve 7,62 milimetre MC4 piyade tüfeğinin prototiplerinin tüm testleri başarıyla geçtiğini belirtmişti.
Nesil, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğünün gelişen taktik imkanlarını karşılamak adına yerli ve milli imkanlarla dışa bağımlı olmamayı hedefleyerek çalıştıklarını vurgulayarak, bu hedef doğrultusunda da MC4 piyade tüfeğini ürettiklerini aktarmıştı.

Geldikleri noktanın son derece heyecan verici olduğunu belirten Nesil, "Birinci jenerasyon tüfeklerimizin tüm testleri ve Ar-Ge çalışmaları tamamlanmış durumda. Seri imalat öncesi hazır durumda." ifadelerine yer vermişti.

Nesil, yurt dışından piyade tüfeği için talep aldıklarını kaydederek, şöyle konuşmuştu:
"Ön talep toplama noktasında değerlendiriyoruz, buna göre inşallah bir seri imalat altyapısı oluşturacağız. Biz 54 ülkeye silah ihraç etme mutluluğunu yaşayan bir firmayız.

Bir katma değer sağlıyoruz ülkemize. Piyade tüfeğini de aynı şekilde bu 54 ülkedeki bağlantılarımız vasıtasıyla ihraç etmek istiyoruz, tabii öncelik kendi kolluk kuvvetlerimizin."

Firmanın tamamen yerli ve milli imkanlarla üretim yaptığına işaret eden Nesil, "Piyade tüfeğini de 54 ülkeye ihraç etmek ve ülke sayısını artırmak istiyoruz.

Tabancada geldiğimiz noktaya yerli piyade tüfeğinde de gelme amacındayız." diye konuştu.

İKİNCİ JENERASYONU İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR
Nesil, piyade tüfeğinin ikinci jenerasyonunda "Dünyada bulunan piyade tüfeklerinden ne gibi farklılıklar ortaya koyabiliriz, nasıl daha farklı bir ürünü Türk ve dünya piyasasına sunabiliriz" sorusunun cevabını bulmak için yola çıktıklarını belirterek, "Şu anda Ar-Ge bünyemizde ikinci jenerasyon piyade tüfeği çok daha taktik, teknik üstün özellikte olmasıyla ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Onlar da neticelendiği vakit inşallah onu da kamuoyu ile paylaşacağız." açıklamasında bulunmuştu

Nesil, Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde kuracakları yeni fabrika binasında MC4 piyade tüfeğinin seri üretimine yüksek adetlerde hız vereceklerini söylemişti.

MPT-76 ÜRETİMİNE KATKI VERMEK İSTİYORLAR

MPT-76 model tüfeğin hem MKE hem de Savunma Sanayi Müsteşarlığının destekleri kapsamında özel firmalar tarafından üretilebilme imkanı olduğunu dile getiren Nesil, GİRSAN olarak milli piyade tüfeğini üretme noktasında istekli, yerli ve milli bir firma olduklarını kaydemişti.

Nesil, milli piyade tüfeğini üretmek için gerekli altyapı, taktik ve teknik eksiklikleri tamamlama aşamasında olduklarını belirterek, ilerleyen zamanlarda milli piyade tüfeği üretimini gerçekleştirmek istediklerini vurgulamıştı.


Dünyaya yayılırsa 1 milyar kişi ölebilir

Teröristler ya da hükümet karşıtı kişiler tarafından Clade X ismi verilen SARS virüsüne benzer bir patojenin dünyaya salınması halinde en az 900 milyon kişinin ölebileceği ortaya çıktı


ABD'deki John Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan "simülasyon" çalışması, ismi Clade X konulan SARS virüsüne benzer bir patojenin salınması durumunda olabilecekleri ve kontrol altına alınmasının ne kadar zor olduğunu öngören senaryo hazırlayarak sonuçları paylaştı.

İnsanda ateş, öksürük ve akıl karışıklığına neden olan bu virüs, hastalarda mutasyona uğrayarak beynin yavaş yavaş fonksiyonlarını kaybetmesine ve böylece ölümcül bir komaya girmesine neden oluyor. 20 ay sonra virüsün tedavi edilmesi zor bir hal alıyor ve bu süre içinde 150 milyondan fazla insanı öldürüyor.

John Hopkins Üniversitesi Küresel Sağlık Güvenliği Merkezi akademisyenlerinden, Clade X simülasyonunun yaratıcısı Dr. Eric Toner, bu senaryonun gerçek olması ve aşının bir türlü geliştirilememesi halinde 900 milyon insanın, yani dğnyanın yüzde 10'unun öleceğini belirtti.

Simülasyonun mevcut teknoloji ve bilimsel bilgilerle hazırlandığını belirten Dr. Toner, "Dünyanın herhangi bir yerindeki en büyük virüs kriziyle mücadele eden resmi yetkililerin sahip olduğu bilgi ve deneyim bile bu tip salgınla mücadele etmeye yetmeyecektir" uyarısında bulundu.

Bill Gates de yaptığı son konuşmalardan birinde, biyolojik bir saldırı durumunda insanlığın kurtuluşunun olmadığını belirtmiş, dünyanın ciddi salınımlar konusunda savaş hazırlıklarıyla benzer hazırlıklar yapmaları gerektiğini söylemişti.


Savunma sanayinde ihracat atağı

Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSI), temmuz ayında ihracatını yüzde 77 artırarak 197 milyon dolara yükseltti
Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSI), temmuz ayında ihracatını yüzde 77 artırarak 197 milyon dolara yükseltti.

SSI açıklamasına göre, birlik, temmuz ayında yüzde 77 artışla 197 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Yüksek teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarının yoğun olduğu savunma ve havacılık sanayi, temmuz ayında en fazla ihracatını artıran sektör oldu.

Sektör, ocak-temmuz döneminde ise yüzde 21,8’lik artışla 1 milyar 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

SSI Başkanı Latif Aral Aliş, konuya ilişkin değerlendirmesinde, şunları kaydetti:

"Katma değerin yüksek olduğu ve stratejik öneme sahip savunma ve havacılık sanayisinde Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarının meyvesini artık topluyoruz. Yüksek teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon yatırımı ile katma değeri, kilogram fiyatı yüksek ürünler üretmeden belirlediğimiz ülke hedeflerine ulaşamayız. Bu bilinçle milli ve yerli savunma ve havacılık sanayisine yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz ve çok daha büyük işler başaracağımızı biliyoruz. Savunma sektörümüz artık atağa geçti."

Haluk Görgün Aselsan’ı anlattı

Aselsan, dünyada savunma şirketleri arasında 57'nci sırada. Genel Müdür görgün, önceliklerinin ihracatı artırmak olduğunu söylüyor ve 2018 sonunda yüzde 25-35 aralığında büyüme hedefliyor.

Aselsan, 2017 yılında ulaştığı 5 milyar 360 milyon TL'lik cirosuyla Türkiye’nin en büyük 47’nci şirketi oldu. Şirket, 2017’de yüzde 42 oranında büyürken ihracatta da 784 milyon TL’ye ulaşarak önemli bir başarıya imza attı. Aselsan, dünyadaki savunma şirketleri arasındaysa 57’nci sırada yer alıyor.

Ciro-sunun her yıl yüzde 7’sini Ar-Ge’ye ayıran şirketin 6.071 çalışanının 3.533’ü de Ar-Ge personeli. Aselsan, 2017’de sözleşmeli projeler kapsamında ise yaklaşık 1,4 milyar TL Ar-Ge harcaması yaptı.

Şirketin kaptan köşkünde yönetim kurulu başkanı ve genel müdür unvanlarıyla 4 aydır Prof. Dr. Haluk Görgün bulunuyor. Prof. Dr. Görgün, 2017'de büyümenin hem savunma hem savunma dışı alanlardan geldiğini söylüyor.

Görgün, ajandasının en önemli maddesinin ihracatı artırmak olduğunu söylüyor. Aselsan için 2018 yılının da başarıyla devam ettiğini belirtiyor.

Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Capital’den Özlem Aydın Ayvacı’nın sorularını şöyle yanıtladı:

-Dört ay önce Aselsan’ın genel müdürü oldunuz. Şu anda ajandanızın en önemli maddeleri neler?

-İhracat... Önceliğimiz ihracat olacak. 2018’de geçen yıla göre ihracatımız çok daha fazla olacak. Aselsan, askeri elektronik alanda dünyadaki şirketler içinde en geniş ürün yelpazesine sahip şirketlerden biri. Telsizden termal silah dürbününe, silah kulesinden radar ve elektronik harp ürünlerine kadar katkımızın olduğu her noktada yer alıp, küçük büyük demeden ihracat için çalışacağız.

Bir diğer önceliğimiz de milli ve yerli çözümlerle savunma alanında ülkemiz ihtiyaçlarının karşılanması. Savunma ve havacılık sanayinin yanı sıra sivil teknolojiler alanında da yenilikçi özgün ürünler üretmek, ekosistemimizle birlikte gelişmek, şirket birleşmeleri ve satın almaları ile büyümemizi daha da ivmelendirmek de öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor.

Burada alt yüklenici ağımıza özellikle dikkat çekmek istiyorum. Adil ve şeffaf tedarikçi seçme ve değerlendirme sürecimizle nitelikli bir alt yüklenici ağı oluşturduk.

Tedarik zincirimizdeki alt yüklenicilerimizin sürekli gelişimini sağlamak için eğitimler ve destekler sağlıyoruz.

SON 15 YILDA TÜRK SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNLERİNİN İHRACATI YAKLAŞIK 7 KAT ARTTI.

-Türkiye savunma sektörünün geldiği noktadan bahseder misiniz?

-Ülkemizde geliştirilen ve üretilen savunma ürün ve hizmetleri hem Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) hem farklı coğrafyalardaki stratejik iş birliğinde bulunduğumuz dost ve müttefik ülkelerin silahlı kuvvetlerine teslim ediliyor. 2017’de ülkemizin savunma ve havacılık sanayi toplam cirosu önceki yıla göre yüzde 12 artışla 6,7 milyar dolara yükseldi. İhracatın bunda payı 1,8 milyar dolar oldu. Son 15 yılda Türk savunma sanayi ürünlerinin ihracatı yaklaşık 7 kat arttı.

TSK, yerli imkanlarla üretilen askeri ürünleri kullanmayı ilk tercih olarak benimsiyor. Proje bazlı bakıldığında MİLGEM, füze ve roket sistemleri, ALTAY ana muharebe tankı, ATAK helikopteri, insansız hava araçları, HÜRKUŞ başlangıç ve temel eğitim uçağı gibi çok sayıda proje savunma sanayimiz tarafından başarıyla yürütülüyor.

Türkiye, savunma ve havacılık başta olmak üzere teknolojide tam bağımsız olmanın yanı sıra dünyanın en iyilerinden biri olma hedefiyle çalışmaya devam ediyor.

-2017’de 2016’ya göre yüzde 42 civarında bir ciro büyümesi gerçekleştirdiniz. Bu büyüme hangi alanlardan geldi?

-2017 sonunda 5 milyar 360 milyon TL ciroya ulaştık. Bu büyümede her faaliyet alanımız hayati önem taşıyor. Bir yıl radar veya silah sistemleri ciromuzda önemli yer tutarken, diğer yıl havacılık elektroniği sistemleri ipi göğüslüyor. 2017 yılında gerek savunma gerekse savunma dışı alanlarda ciro artışı yaşadık. Bu yıl büyüme önemli ölçüde mikro elektronik, güdüm ve elektro-optik, ulaşım, güvenlik, enerji ve otomasyon sistemleriyle haberleşme ve bilgi teknolojileri alanları kaynaklı olarak gerçekleşti.

-Burada payı değişecek yükselecek azalacak alanlar olacak mı?

-Yurt içi ve yurt dışı ihracat siparişleriyle birlikte radar ve elektronik harp ürünleri, orta ve alçak irtifa hava savunma füze sistemleri, namlulu hava savunma sistemleri ve sivil teknolojilere yönelik projelerle ilgili alanlarda önümüzdeki 5 yıl içinde artış olmasını bekliyoruz.

HALKA ARZDAN 2 MİLYAR 989 MİLYON TL GELİR ELDE EDİLDİ

-2018’de ne kadar sipariş almış olacaksınız?

-Siparişlerimiz 31 Mart 2018 itibarıyla 7,5 milyar dolar seviyesine ulaştı ve tarihi rekor seviyesinde. En büyük siparişlerimiz TSK’dan alındı. Giderek artan oranda da ihracat siparişi alıyoruz. 2018’de aldığımız en büyük siparişler sırasıyla 573 milyon dolarlık uzun menzilli hava savunma füze sistemi, 331 milyon dolarlık Barbaros sınıfı firkateyn yarı ömür modernizasyon projesi, 268 milyon dolarlık dost düşman tanıma sistemi ve 255 milyon dolarlık milli muharip uçak projeleri oldu.

Yine de bunu daha da yukarı çıkararak HAVASOJ, MİLGEM, ALTAY tankı gibi büyük ölçekli muhtemel işlerin önümüzdeki 12 ayda siparişe bağlanacağını öngörüyoruz.

-Şirketin yüzde 15’ini daha halka arz ettiniz.

Halka arzdan ne kadar gelir elde edildi?

-8 Şirketimizin yüzde 15 olan halka açıklık oranını yüzde 30’a çıkarmak amacıyla 210 milyon TL’lik sermaye artırımı hedeflenmişti. Ancak ekonomik konjonktür göz önünde bulundurularak bu tutar 140 milyon TL olarak yeniden belirlendi. Halka açıklık oranımızı yüzde 15’ten yüzde 25’e çıkaracak şekilde halka arz planlandı.

İkincil halka arzın tamamlanması sonrası halka açıklık oranımız yüzde 25,7’ye çıkarken, halka arzdan 2 milyar 989 milyon TL gelir elde edildi.

-Elde edilen geliri nerede değerlendireceksiniz? 

-Halka arzdan gelen geliri, “Türkiye’nin Aselsan’ı” olan şirketimizi çok daha ileri götürmek için yüksek milli teknolojiyi hedefleyen Ar-Ge çalışmalarında yurt içi ve yurt dışı yeni yatırımlarda değerlendireceğiz.

ASELSAN DÜNYADAKİ İLK 100 ŞİRKET ARASINDA 57’NCİ SIRADA

-2017’de ihracatınız ne kadar oldu?

-2017’de ihracatımızın toplam büyüklüğü 784 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu toplam satışlarımızın yüzde 15’ine karşılık geliyor. Suudi Arabistan, Azerbaycan, Pakistan, Cezayir ve Filipinler’e yapılan ihracat rakamı 2017 yılı cirosunda toplam ihracatımız içinde en önemli paya sahip bulunuyor.

İhracatımızda radarlar, telsizler, gece görüş dürbünleri ve termal görüş sistemleri önemli yer tutuyor.

Diğer bir elektro-optik ürünümüz olan ve savaş uçakları için geliştirilen çok algılayıcılı hedefleme podunun (ASELPOD) ilk yurt dışı satışı da 2017 yılında gerçekleştirildi.

-Dünyada Aselsan nasıl bir konumda yer alıyor?

-Defense New dergisi her yıl dünyadaki savunma şirketlerin değerlendirerek ilk 100 şirketi belirliyor. Aselsan bu değerlendirmede 57’nci sırada.

Şirketimiz 2007 yılından itibaren dünyanın ilk 100 savunma şirketi arasında yer alıyor ve her yıl sıralamadaki yeri yükseliyor.

“DÜNYADAKİ ÖNDE GELEN ŞİRKETLERLE REKABET EDEBİLİR BİR SEVİYEYE ULAŞTIK”

-Aselsan’ın son yıllarda hayata geçirdiği en önemli yenilikler neler oldu?

-Aselsan silah ve savunma sistemleri konusunda 30 yılı aşkın bir tecrübeye sahip. Aselsan mini/mikro insansız hava araçlarından balistik füzelere kadar çeşitlenen tehditlerin önlenmesi ve etkisiz hale getirilmesine yönelik hava ve füze savunma sistemlerinde önemli yetenekler kazandı.

Elektromanyetik fırlatma sistemi konusunda da önemli bir seviyeye ulaşıldı.

Akıllı mühimmatlar konusundaki çalışmalarımızı da yoğun şekilde sürdürüyoruz.

Türkiye’nin dışa bağımlılığını en aza indiren ve yüksek teknoloji içeren Aselsan tasarımı milli sistemlerimizin başta T-129 ATAK Helikopteri, F-l6 Savaş Uçağı, S-70 Black Hawk Helikopteri, HÜRKUŞ ve ANKA olmak üzere pek çok hava platformunda kullanılması sayesinde, ordumuz daha güvenilir ve etkin görev kabiliyeti kazandı.

Savunma alanında daha entegre, hibrit sistemlere olan ihtiyaç giderek artıyor. Gece görüş teknolojisi ile termal görüntüyü füzyon yoluyla birleştiren Van Kedisi silah üstü dürbününü buna örnek verebiliriz.

Yenilikçilik ödülü alan bu ürünümüz, yakın gelecekte muharebe sahasında fark yaratacak. Aselsan sualtı dünyasına ayrı bir önem veriyor.

Torpido karşı tedbir sistemleri alanında dünyadaki önde gelen şirketlerle rekabet edebilir bir seviyeye ulaştık.

ASELSAN’DA 6 BİN 71 KİŞİ ÇALIŞIYOR

-Ar-Ge’nizde hangi alanlara odaklanıyorsunuz?

-Aselsan’da sektör başkanlıkları ihtiyaçları doğrultusunda çalışan 5 Ar-Ge merkezi var. Yanı sıra genel müdürlüğe bağlı olarak çalışan araştırma merkezimizde derin öğrenme, otonom sistemler, ileri görüntüleme teknolojileri, biyo-savunma, nanoteknoloji ve ileri malzemeler konularında çalışılmaya başlandı.

Öz kaynaklı Ar-Ge bütçemiz ciromuzun yüzde 7’si olarak gerçekleşti. Aynı dönemde sözleşmeli projeler kapsamında yaklaşık 1,4 milyar TL Ar-Ge harcaması yapıldı. 2018 yılı içinde öz kaynaklı Ar-Ge projelerimizin yüzde 5’i milli ve yenilikçi projeler ve yüzde 2’si kapasite artırımı kapsamında değerlendiriliyor. Aselsan’da 1 Temmuz itibarıyla 6 bin 71 kişi çalışıyor. Ar-Ge personeli sayımız da 3 bin 533.