28 Eylül 2018 Cuma

Yerli kamikazeler göreve hazır

Kara Kuvvetleri Komutanlığı için 15 Kargu döner kanatlı vurucu İHA sistemi teslime hazır hale getirildi


"Kamikaze" olarak adlandırılan Kargu döner kanatlı vurucu insansız hava aracı (İHA) sistemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına sunuluyor.

Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ (STM) tarafından milli ve yerli imkanlarla geliştirilen vurucu İHA'lar bir yandan yeni versiyonlarla geliştirilirken diğer yandan güvenlik güçlerine teslim ediliyor.

Güvenlik güçlerinin anlık hedef tespit, takip ve imha kabiliyetinin artırılması için daha önce Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kullanımına sunulan Kargu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı kullanımına da hazır hale getirildi.

Anayurt Güvenliğine Yönelik Özel Maksatlı Teçhizat ve Hizmet Alımı Sözleşmesi kapsamında 15 Kargu vurucu İHA, 3 yer kontrol istasyonu, 3 adet şarj istasyonundan oluşan ilk 3 adet Kargu vurucu İHA sisteminin Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslimatına yönelik kabul faaliyetleri başarıyla tamamlandı.

Kargularla birlikte 15 Attila-1 anti personel harp başlığı kullanıma sunulacak. 1,2 kilogram ağırlığındaki Attila-1, anti personel maksatlı ve parça tesirli olarak tasarlandı ve üretildi.

Kargu da mühimmatı da gelişti

Özellikle meskun mahalde güvenlik güçlerine katkı sağlaması planlanan Kargu ile bir binanın ya da mağaranın içine girilip tespit yapılabiliyor, tehdit unsurları etkisiz hale getirilebiliyor.

Kargu'nun aerodinamik tasarımını ve ağırlık konfigürasyonunu optimum seviyeye getiren STM, farklı operasyonel ihtiyaçlara da yanıt vermek üzere bu İHA için çeşitli tip ve özelliklerde harp başlıkları geliştirdi.

Bu geliştirmelerle yetinmeyen STM, Kargu'nun mühimmat etki alanını ve kapasitesini genişletti.

Hedef tespit ve isabet oranı da artırılan Kargu, çok daha karmaşık görevlerin üstesinden gelebilir hale dönüştürüldü. Buna göre Kargu, birbirine benzer unsurların bulunduğu kalabalıklarda dahi verilen hedefi diğerlerinden ayırt edip işaretleyerek etkisiz hale getirebilecek hassasiyete ulaştı.

3 farklı patlayıcı seçeneği

Kargu, farklı operasyonel ihtiyaçlar için 1,5 kilograma kadar 3 farklı tipte patlayıcı taşıyabiliyor.

Kargu, görev iptali, eve dönüş ve kendini imha kabiliyetlerine sahip bulunuyor. Yer kontrol noktasına dönüş enerjisi kalmadığında düşmanın eline geçmemek için güvenli bir yüksekliğe tırmanıp kendini imha edebilen Kargu, hedefe dalış safhası dahil herhangi bir aşamada görevin iptaline ve eve dönüşe olanak sağlıyor.


24 Eylül 2018 Pazartesi

Yerli helikopter motorunun gücü test edildi

İlk uçuşunu başarıyla yapan Türkiye'nin özgün helikopterinin motor ihtiyacının yerli olarak karşılanmasına yönelik projede, önemli kilometre taşlarından biri daha başarıyla aşıldı


Alınan bilgiye göre, motorun kalbini oluşturan çekirdek motorun ön prototip imalatının tamamlanması ve ilk ateşlemenin başarıyla gerçekleştirilmesi sonrasında proje yoğun şekilde sürdürülüyor.

Turboşaft Motor Geliştirme Projesi'nin 8 yıllık süresinin 1,5 yıllık dönemi geride kaldı. TEI, projede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a verilen söz doğrultusunda 5,5 yıllık sürede gelinecek noktaya 4 yılda gelmeyi hedefliyor. T625'in yerli motorla ilk uçuşunu 2021 yılının ilk yarısında yapması amaçlanıyor. Proje kapsamındaki çalışmalar bu hedef doğrultusunda hızlandırıldı.

TASARIM DOĞRULANDI

İlk ateşleme sonrasında projedeki önemli aşamalardan biri, T625'in ilk uçuşunu yaptığı 6 Eylül’den bir gün önce gerçekleşti. Motor 5 Eylül’de kararlı rejimde çalıştırıldı. Projenin kilometre taşlarından birini oluşturan bu gelişmeyle motorun tasarlandığı şekilde çalıştığı görüldü.

TEI bünyesinde motorun karakterizasyon çalışmaları devam ederken, 1 yıl sonunda prototip motorun çalıştırılması planlanıyor.

Projenin ilerleyen aşamalarında motorun kararsız durumlarda nasıl tepki verdiği test edilecek. Örneğin yüzde 150-180 gibi yüklere maruz bırakılacak motorun ne yapacağı, nasıl tepki vereceği gözlemlenecek. Ömür testi için saatlerce, günlerce çalıştırılacak motorun limitleri, tahribatlı testlerde sonuna kadar zorlanacak.

YÜKSEK TEKNOLOJİYE GİDEN YOL

Turboşaft motorun Türkiye'de geliştirilip üretilebilmesiyle havacılık sanayisi yeni bir yüksek teknolojiye adım atacak. Malzeme, analiz, tasarım, test kabiliyetlerinin en uçlarda olduğu bu teknolojinin Türkiye'ye kazandırılması büyük önem taşıyor.

Uzmanlar, savunma ve havacılık sanayisinde platform üreticiliğine motor üretiminin de eklenmesinin ülkenin güveninin artmasını sağlayacağını vurguluyor. Motor üretimi, ülkedeki yan sanayinin yeni yetenekler kazanması ve gelişimine de katkı sağlayacak.

Hürkuş teslimat için gün sayıyor

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından özgün olarak geliştirilen ilk milli hava aracı Hürkuş, Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmek için gün sayıyor


Hürkuş, Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı ve İstanbul Büyükşehir  Belediyesi tarafından İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen Anadolu  Ajansının (AA) global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay  ve Teknoloji Festivali'ne renk kattı. Kırmızı-beyaz renkleriyle fuar alanında  sergilenen Hürkuş, yaptığı hava gösterisiyle de ilgi gördü.

Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, Hava Kuvvetleri  Komutanlığı'nın ihtiyacına cevap verecek ve dünya pazarına girebilecek bir eğitim  uçağının geliştirilmesi amacıyla başlatılan Hürkuş Projesi'nde ise önemli bir  aşamaya gelindi.

Hürkuş'un, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde temel eğitim uçağı  olarak görev yapacak B konfigürasyonunun ilk test uçuşu ocak ayında  gerçekleştirildi.

Uçak, geçen sürede Türk Hava Kuvvetleri'nin de istekleri doğrultusunda  geliştirilmeye devam edildi.

Gelinen noktada Hürkuş'un kasım ayında Hava Kuvvetleri'ne teslim  edilmesi planlanıyor. İlk uçak teslim edildikten sonra Hava Kuvvetleri pilotları  tarafından kullanılacak ve çeşitli değerlendirmelere tabi tutulacak. 3 ay olarak  öngörülen bu sürede, komutanlık ve TUSAŞ'ın iş birliğinde uçağa ilişkin  geliştirmeler nihayetlendirilecek.

Uçağın teslimatları sistematik şekilde sürdürülerek toplamda 15 uçak,  2019'un ilk yarısında Hava Kuvvetleri'ne teslim edilecek.


İşte SAT komandolarının nefes kesen eğitimi!

http://www.finansgundem.com/foto-galeri/sat-komandolarinin-nefes-kesen-egitimi-sat-komandolarinin-gorevi-nedir-galeri/1345676

18 Eylül 2018 Salı

Katar İngiltere'den 33 uçak satın aldı

Katar’a 24 Typhoon savaş uçağı ile 9 Hawk eğitim uçağı satışını öngören anlaşma bugün yürürlüğe girdi
İngiltere’den Katar’a 24 Typhoon savaş ve 9 Hawk eğitim uçağı satışını öngören anlaşma bugün yürürlüğe girdi.

İngiltere Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Katar ile geçen aralık ayında Doha’da imzalanan 24 Typhoon tipi savaş uçağı satış anlaşmasının, 9 Hawk eğitim uçağının eklenmesiyle bugün yürürlük kazandığı bildirildi.

Açıklamada, özelleştirilmiş destek ve eğitim unsurlarını da içeren 5 milyar sterlinlik satışın, İngiltere İhraç Finansmanı Ajansının desteğiyle yapıldığı kaydedildi.

Savunma Bakanı Gavin Williamson da yaptığı yazılı açıklamada, gelişmeden duyduğu memnuniyeti belirterek, “Bu anlaşma İngiliz savunma sanayisine büyük bir destek olduğu kadar, İngiltere ile Katar’ın ortak sorunlarına yanıt vermekte, bölgedeki istikrarı ve İngiltere içindeki güvenliği sağlamakta da önemli olacak.” değerlendirmesini yaptı.

Uçakların teslimine 2022 yılında başlanması hedeflenirken, Katarlı pilotlardan ve yer hizmet personelinden oluşacak bir ekibin Lincolnshire bölgesindeki Coningsby Hava Üssü'nde eğitim göreceği aktarıldı.

Bu anlaşmayla Katar'ın İngiltere’den Typhoon savaş uçağı alan 9. ülke olduğu bildirildi.

17 Eylül 2018 Pazartesi

SAHA EXPO 2018 kapılarını açtı

SAHA EXPO Savunma, Havacılık, Uzay Sanayii Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi'nde başladı. Fuarın açılışına, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, katılarak konuşma yaptı.


http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/saha-expo-2018-kapilarini-acti-galeri/1342938


Askeri havacılıkta yerli çözümler artacak

Askeri havacılıkta bakım ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılan yerli ürün ve çözümlerin artırılmasına yönelik çalışmalar yoğunlaşıyor


SAHA İstanbul, Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Genel Sekreteri İlhami Keleş, AA muhabirine, 19 Eylül'de 47 firmayla Eskişehir'deki 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığına çalışma ziyaretinde bulunacaklarını söyledi.

Kompozit, metal şekillendirme, hidrolik, elektromekanik, mekatronik gibi bir dizi alanda yerli çözümlere sahip firmaların çalışmaya katılacağını belirten Keleş, bu ziyarette askeri hava araçlarının bakım ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılan ithal ürünlerin yerlileştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulacağını bildirdi.

Keleş, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğünün söz konusu ürün ve malzemelerdeki yurt dışı bağımlılığını ortadan kaldırmayı amaçladığına işaret ederek, daha önce yerlileştirilebilecek ürünlerle ilgili bir liste hazırlandığını, bunları yapabilecek firmalar konusunda çalışma yürütüldüğünü dile getirdi.

İlhami Keleş, askeri sistemlerde bakım ihtiyacının onlarca yıla yayılan, sarf malzemeleri, yedek parça, teçhizat ve malzeme bağımlılığına yol açtığını vurguladı.

Yurt dışından temin edilen bir sistemin envanterde kaldığı süre boyunca arıza ve periyodik bakımlar dolayısıyla beraberinde yıllara sari malzeme ithalatına neden olduğuna dikkati çeken Keleş, şöyle konuştu:

"Parçaların bir ömrü var ve bunların değiştirilmesi ciddi bir faturaya neden oluyor. Sistemi satan, envanterde kaldığı sürece kendisine bağımlılık yaratıyor. Yerli üreticiler olarak yurt dışı bağımlılığı ortadan kaldırmayı, kaynakların yurt dışı yerine kendi sanayicimize gitmesini, makine ve teçhizatların, bakım malzemelerinin yerlileştirilmesini amaçlıyoruz."

Firmaların kabiliyetleri artırılıyor

Savunma ve havacılık sanayisinin yüksek teknoloji gerektirdiğine işaret eden Keleş, bir hava aracı imalatına entegre edilebilecek altyapıya sahip firma sayısı ve kabiliyetlerin istenilen düzeyde olmadığını söyledi.

Firmaları, havacılık sanayisine üretim yapabilir altyapıya ve havacılık konusunda uluslararası tanınırlığı olan AS 9100 standardına sahip olabilmeleri amacıyla desteklediklerini anlatan Keleş, bu standarda sahip firmaların havacılıkta "birinci lige" çıktıklarını ve tüm dünyadan sipariş alabildiklerini belirtti.

Keleş, gelecek dönemde SAHA İstanbul olarak, üyelerini savunma ve havacılık sanayisinin ihtiyaç duyduğu ürünleri üretebilir hale getirmeye çalışacaklarını ve bu ürünlere talebin artırılmasına yönelik girişimleri yoğunlaştıracaklarını kaydetti.

Savunma sanayisinde görev değişimi

Askeri gemi, kamikaze drone, mikro ve nano uydu, siber güvenlik çalışmalarıyla dikkat çeken STM'nin yeni genel müdürü Murat İkinci oldu.


Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin (STM) yönetiminde değişikliğe gidildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) iştiraki olan ve bu yıl adını dünya savunma şirketleri arasında ilk 100'e (Defence News Top100) yazdıran STM’de yeni bir dönem başladı.

STM'de 2000 yılından itibaren önemli görevler üstlenen, 2013'ten itibaren üst yönetimde görev alan Murat İkinci, yeni genel müdür oldu. İkinci ile birlikte, STM'nin savunma sanayisinde Türkiye’nin ve dost ülkelerin ihtiyaçlarına özgün çözümler üretme kararlılığını sürdüreceği vurgulandı.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, atamayla birlikte STM’yi ziyaret ederek İkinci'ye başarı dileklerini iletti.

Askeri gemi ihracatına hız verilecek

Şirket, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda savunma sanayisinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin gerçekleşmesi için SSB öncülüğünde çalışmalarını sürdürecek.

Savunma sanayisine kritik teknolojiler, yenilikçi ürün ve sistemler kazandıran STM, yeni dönemde de Türkiye’nin ihtiyaçlarını üst düzeyde karşılamaya ve dünyada önemli pazarlarda ihracat bayrağını dalgalandırmaya devam edecek.

STM, milli ve uluslararası projelerde uzmanlaştığı askeri gemi tasarım ve mühendislik, inşa, modernizasyon alanlarında Pakistan Denizde İkmal Gemisi ve Agosta-90B Denizaltı Modernizasyon projelerinde olduğu gibi ihracat çalışmalarını sürdürecek ve pazarını çeşitlendirecek.

Yenilikçi teknolojilere öncülük edecek

Kamikaze ve gözetleme drone’ların tasarımı ve geliştirilmesi konusunda önemli mesafe kat eden STM, bu konudaki çalışmalarına hız verecek. STM bu alanda Türkiye’de elde ettiği deneyimi yeni dönemde stratejik pazarlara yönelik ihracatla pekiştirmeyi amaçlıyor.

Uzay teknolojilerinde mikro gözlem uydusu Lagari ve denizlerde gemilerin takibini sağlayan nano uydu Pirisat’la atılım yapan STM, iddialı yeni projelere imza atmayı planlıyor.

STM, bütünleşik siber güvenlik çözümleri ve büyük veri analitiği konusunda da Türkiye’nin ihtiyaçları çerçevesinde kritik altyapıların korunması, karar destek sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi gibi önemli çalışmalar yürütecek.

Mevcut yeteneklerini daha da geliştirerek Türkiye’de ve yurt dışında özgün projeler gerçekleştirmeyi amaçlayan şirket, ihracatta da "amiral gemisi" rolünü sürdürmeyi amaçlıyor.


9 Eylül 2018 Pazar

T625'in yolunu Atak helikopteri açtı

Türk savunma ve havacılık sanayisi, Atak ile helikopter teknolojileri konusunda birçok kazanım elde etti


Türk savunma sanayisi tarihinin tek kalemdeki en büyük ihracatının gerçekleşmesini sağlayan Atak helikopteri, sunduğu kazanımlarla Özgün Helikopter Programı'na önemli katkılar sağladı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve diğer ihtiyaç sahibi makamların genel maksat helikopteri ihtiyaçlarının özgün bir platformla karşılanması hedefiyle yürütülen Özgün Helikopter Programı Sözleşmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) arasında imzalanarak 6 Eylül 2013'te yürürlüğe girdi.

15 Eylül 2015'te Sistem İsterleri, 20 Ekim 2016'da Ön Tasarım, 28 Aralık 2016'da Dinamik Sistemler Kritik Tasarım, 29 Eylül 2017'de Kritik Tasarım ve 17 Ağustos 2018'de Rotor Sistemi Teste Hazırlık Gözden Geçirme aşamaları tamamlandı.

Program kapsamında Özgün Helikopter’in erken ilk uçuşu 6 Eylül'de başarıyla gerçekleştirildi.

Mühendislik bilgisi Atak'ta olgunlaştı
T625 helikopterinin ilk uçuşunu aylar önce açıklanan gün ve saatte başarıyla yapmasının arkasında TUSAŞ'ın helikopter teknolojilerinde yıllardır geliştirdiği altyapı ve bilgi birikimi yatıyor.



Projeye, özellikle Atak helikopterinde elde edilen tecrübeler çok önemli katkı verdi. Türkiye ve TUSAŞ, Atak helikopteriyle teknik bilgi, insan kaynağı, prestij, kendine güven, imkan ve kabiliyet, tesis, yatırım, bakım, işletme, satış, pazarlama gibi çok farklı alanlarda kazanımlar elde etti.

Türkiye'nin Atak gibi üstün performansa sahip bir taarruz helikopterine sahip olması genç nüfus ve büyük bölümü genç olan mühendisler üzerinde pozitif etki yarattı. Atak helikopterinde görev yapan 25-30 yaşındaki mühendisler, 35-40 yaşına geldi ve ciddi deneyimler elde etti. Bu mühendislerin motivasyon ve yetkinliği, T625'e yönelik çalışmaların başarısında önemli rol oynadı.

Bunun yanında yine Atak ile birlikte gelişen ve proje yönetiminde büyük önem taşıyan olumsuzluklar karşısında nasıl davranılacağı, kriz yönetimi ve doğru öngörülerde bulunabilme gibi yetenekler de T625 çalışmalarına yardımcı oldu.

Gurur ve gözyaşı
T625'te bugüne kadar ortaya konulan başarı için kurumsal ve bireysel anlamda önemli özveride bulunuldu.

TUSAŞ'ın genel müdüründen çaycısına, şoföründen tasarım mühendisine kadar herkes projeye katkı verdi. İlk uçuşun açıklanan gün ve saatte gerçekleşebilmesi için çalışmaların yoğunlaştığı dönemde yaklaşık 1 ay evini göremeyenler, ailesinden günlerce uzak kalanlar oldu, izinler ve tatil planları iptal edildi.



Proje ekibinde yer alanlar aile hasretini TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil'in, ilk motor çalıştırmanın ardından verdiği akşam yemeğinde giderdi. Günlerce ailesini göremeyen çalışanlar, aileleriyle yemek vesilesiyle bir araya geldi.

Bu özverinin karşılığı ilk uçuşun başarıyla gerçekleşmesiyle alınırken, çalışanların yaşadığı haklı gurur zaman zaman mutluluk gözyaşlarına dönüştü.

2 yılda 100'den fazla test
T625'i bundan sonra uzun ve zorlu bir süreç bekliyor. Helikopter yaklaşık 2 yıl boyunca bir dizi yer ve uçuş testine tabi tutulacak. Helikopter ve sistem seviyesinde 100'den fazla test yapılacak. Sivil kullanımı da olacak T625, bu nedenle askeri helikopterlerden farklı olarak sivil sertifikasyondan da geçecek.

Helikopter ailesinin temelleri atıldı
Türkiye, helikopter teknolojisine yönelik çalışmalara taarruz helikopteriyle en zorundan başladı.

Kısa sürede ve acil ihtiyaçları karşılanması amacıyla var olan bir tasarım üzerinden Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda Atak helikopteri üretildi.

Türk savunma ve havacılık sanayisi, Atak helikopteriyle aviyonik sistemler, silah sistemleri, helikopter gövdesi, pal, haberleşme sistemleri tasarlama ve üretme, entegrasyon, lojistik destek, eğitim, işletme, tanıtım, pazarlama konularında pek çok kazanım elde etti.

Bunların en kritik olanlarından biri transmisyon geliştirilmesi oldu. Elektronik sistemler, motor, iniş takımı gibi çeşitli bileşenleri dışarından temin edebilen helikopter üreticileri, transmisyonlarını kendileri yapıyor. Transmisyon helikopterin performansını, kabiliyetini doğrudan etkiliyor.

Türkiye, sahip olduğu teknolojiyle kendi transmisyonunu yaptı. 6 tonluk T625'te kullanılan bu teknolojiyle ihtiyaçlar doğrultusunda 1,5, 5, 10 ton gibi farklı modellerde helikopterler geliştirilebilecek, bir helikopter ailesi oluşturulabilecek. TUSAŞ, bu teknoloji sayesinde dünyanın önde gelen helikopter üreticilerinden biri olma fırsatını da yakalamış oldu.


Gizli tanık: Türkiye'deki Mormonlar CIA için çalışıyor

ABD’li rahip Brunson hakkında hazırlanan iddianamede ifadesi yer alan"Dua" adlı gizli tanık, Türkiye’deki bazı askeri liselerde görev yapan Mormonların araştırılmasını istedi
Türkiye ile ABD arasında gerilime neden olan ABD’li rahip Brunson hakkında hazırlanan iddianamede dikkat çeken ayrıntılardan biri de Mormonların Türkiye’deki faaliyetlerine yönelik iddialar. İddianamede “Dua” adlı gizli tanık, soruşturma aşamasında verdiği CD içerisinde isimleri yer alan Mormon olduğunu iddia ettiği kişilerle ilgili araştırma yapılmasını istiyor.

Mert İnan'ın Milliyet'teki haberine göre, iddianamede Evanjelist Brunson ile Mormonlar arasındaki ilişkinin, Amerika’daki Protestan kiliselerinin tamamının bağlı olduğu CAMA adlı kuruluştan kaynaklandığı öne sürülüyor. CAMA adlı kuruluşun tüm kiliselerin üzerinde bir yapı olduğu, ABD’den yurt dışına gidecek Mormon veya Evanjelist din adamlarının CAMA’nın izni olmadan başka bir ülkede görev yapmasına izin verilmediği öne sürülüyor.

"ORTAK HAREKET" İDDİASI

“İsa Mesih Son Zaman Azizleri” adlı Mormon Kilisesi ile Evanjelist Diriliş Kilisesi farklı inanç grupları olmasına karşın, iki kilise rahiplerinin CAMA’ya bağlı olduklarından, aynı strateji altında hareket ettikleri iddialar arasında yer alıyor.

İddianamede dikkat çeken ayrıntılardan biri de, 1990 yılından bu yana Türkiye’deki askeri liselerde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan kişilerin, Mormonlara ait İsa Mesihin Son Zamanlar Kilisesi Yardım Vakfı (LDSC) üye olduğu, kod isim kullanan bu kişilerin ABD ile yapacakları telefon görüşmelerini Hindistan’daki özel bir numara üzerinden gerçekleştirildiği şeklinde.

CD VERDİ

Soruşturmada ifade veren gizli tanık “Dua” ise savcılığa içinde bilgi ve belgelerin olduğu bir CD teslim etmiş. “Dua” ifadesinde, “Sizlere vermiş olduğum CD içerisindeki bilgi ve belgelerin yetkili birimlerce araştırılmasını istiyorum. Yabancı devletlerde görev alan ABD askerlerinin yüzde 40’a yakını Mormon üyesidir. Hava Kuvvetleri olarak tabir edilen dosyadaki kişilerin bazıları rütbeli ABD askerleri bazıları ise daha üst düzeyde istihbarat eğitimi almış olduğunu tahmin ettiğim kişilerdir. Bu şahısların ortak özelikleri, Mormon Kilisesi üyeleri olmalarıdır. Mailde ismi yazılı bulunan Jasone Griffen gölde vaftiz yapışı e-mailde bulunmaktadır” iddialarını gündeme getiriyor.

Mormonlar’ın İstanbul’daki şube başkanının Murat Çakır isimli şahıs olduğunu öne süren gizli tanık Dua, Sovoldi isimli word dosyasının içeriği hakkında, şunları söylüyor:

İSTANBUL ŞUBE BAŞKANI

“Sovoldi isimli word dosyası içinde Kuleli Askeri Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan kişilerin isimleri vardır. Bu şahıslar Mormon Kilisesi mensubudur. Murat Çakır isimli şahıs Mormonların İstanbul Şube Başkanı’dır. Kendisi aynı zamanda Amerikan vatandaşıdır. Eşi Amerikalıdır. Kenneth C. Abney isimli şahıs Amerikan Özel Kuvvetleri’nde askerdir. Kendisi Mormon Kilisesi adına Türkiye’de misyonerlik faaliyeti yürüten rahiptir. Kasım 2009’da geldi. Eylül 2011’de Türkiye’den ayrıldı. Albay rütbesindedir.

Jasone Griffen isimli şahsın Ankara’da vaftiz fotoğrafları vardı. Bu fotoğraflardaki isimlerden birisi Todd Hale isimli şahıstı. O dönemde F16 pilotuydu. Diğer şahıs da İncirlik Üssü’nden bir binbaşıdır. Ancak ismini bilmiyorum. 2011 yılında Ankara’da bunların başkanı olan Duard Sandy isimli şahıstı. Bu şahıs CIA Elektronik Dinleme Bölümü’nden emekli idi.”

"YARDIM GÖRÜNÜMLÜ FAALİYETLER"

Mormonlar’a ait kilisede görevli kişilerin emekli veya faal asker olduğunu, Doğu ve Güneydoğu’da yardım görünümlü faaliyet yürüttüklerini öne süren gizli tanık “Dua”, “Hakkari, Yüksekova, Mardin, Diyarbakır, Urfa daha sonra Siirt, Bingöl, Kars ve Muş illerinde faaliyet gösterdiler, verilen harcama limitlerini aştılar. Ciddi paralar harcadılar.

Siirt’e gireme-dikleri 2010 yılında, o tarihte Siirt İl Emniyet Müdürü olan ismini R.G. olarak hatırlıyorum, bunları vali ile tanıştırarak Siirt’te faaliyet göstermelerini sağladı. Hatta Siirt’te yaptıkları bazı törenlere vali ve il emniyet müdürü de katıldı” iddialarını dile getiriyor.

6 Eylül 2018 Perşembe

Türk savunma devleri SAHA’ya çıkıyor

Türk savunma sanayisine katkı veren firmalar, bu yıl ilk kez düzenlenecek SAHA EXPO 2018 Fuarı’nda buluşacak. Yerli ve milli silah ile savunma sistemleri görücüye çıkarken, 183 firma projelerini sunacak


Türk savunma sanayisine katkı veren ve bu alanda sorumluluk üstlenmek isteyen firmalar, bu yıl ilk kez düzenlenecek SAHA EXPO 2018 Fuarı’nda buluşacak. SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneğinin yönetim ve sorumluluğunda, 2 yılda bir gerçekleştirilmesi planlanan SAHA EXPO, 13-15 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Fuarda, savunma, denizcilik, havacılık ve uzay sanayisi alanlarında harekat ortamında kullanılacak en modern platformların alt sistemlerinin ve komponentlerinin tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesinde görev alan firmalar ürünlerini sergileyecek. Fuarda, 31’i yabancı 183 firma yer alacak, ayrıca tedarik makamları ve çeşitli heyetler de fuara katılım gösterecek. SAHA EXPO’nun katılımcıları arasında ASELSAN, Baykar, BMC, Boeing, FNSS, HAVELSAN, Kale Grubu, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Milli Savunma Bakanlığı - Askeri fabrika ve tersaneler, ROKETSAN, Savunma Teknolojileri Mühendislik AŞ, TAIS Gemi İnşa ve Pazarlama, THY Teknik, TÜMOSAN, TUSAŞ bulunuyor. Türk savunma sanayisinin insansız hava aracı (İHA) üreticilerinden Baykar, SAHA EXPO 2018’e platin sponsor olarak katılacak. Baykar tarafından milli olarak geliştirilen ve yüzde 93 yerlilik oranına sahip Bayraktar TB2 İHA, sergilenecek. Nano teknolojik yalıtım alanındaki çalışmalarıyla dikkati çeken Yalteksan’ın Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Katırcı da fuarda bu alanda geldikleri son noktayı sektörle paylaşacaklarını söyledi.

Katırcı,”Uydular için geliştirip, teknolojinin her alanında etkin kullanılan aerojeli üretmeyi başararak ülkemizi dünyanın bunu başarabilen 4 ülkesinden biri yaptık” dedi.

YERLİ ÜRÜNLERLE İDDİALIYIZ

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Türkiye’yi savunma, havacılık ve uzay alanında, dünyanın en iddialı ülkelerinden biri haline getirmek için SAHA İstanbul çatısı altında çaba gösterdiklerini söyledi. Bayraktar, Türk savunma sanayi şirketlerinin yaptığı yerli sistemleri dünya ile paylaşacaklarını söyledi.


İşte ülkelerin gizli silahları!

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/ulkelerin-gizli-silahlari-galeri/1340823

Savunmanın liderleri 10 milyar TL ciro yaptı

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının (TSKGV) bağlı ortaklıkları olan ve savunma sanayisinin "amiral gemisi" olarak nitelendirilen şirketler geçen yılki performanslarıyla 10,5 milyar liralık ciroya ulaştı
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) savaş gücüne katkıda bulunmak amacıyla savunma sanayisi şirketleri kuran, ortak olan ve geliştiren TSKGV, sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu bağlı ortaklığı konumundaki şirketleriyle bu alanda önemli sorumluluklar üstleniyor.

Bu kapsamda, ihraç lisansına tabi kritik alt sistem ve malzemelerin milli imkanlarla geliştirilmesine vakıf şirketlerince büyük önem veriliyor. Yürütülen yoğun Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirilen özgün, milli, yenilikçi ürün ve sistemlerin yurt dışına artan miktarda ihraç edilmesiyle savunma sanayisi başta olmak üzere Türk sanayisine büyük katkı ve katma değer sağlanıyor.

Yürütülen bu katma değerli faaliyetlerle vakfın bağlı ortaklıklarından ASELSAN, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ve ROKETSAN, dünyanın en büyük 100 savunma sanayisi şirketi arasında yer alıyor. ASELSAN, geçen yılki performansıyla Defense News listesinde 55'inci,TUSAŞ 64'üncü, ROKETSAN 96'ncı basamağa yerleşti.

ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN'ın geçen yılki toplam satış tutarı bir önceki yıla göre yüzde 34 artarak 10,5 milyar liraya yükseldi.

Vakıf şirketlerinin yurt dışına yaptıkları satışın büyüklüğü ise aynı dönemde yüzde 24 artışla 3 milyar lira olarak kaydedildi. 2013 yılında vakıf bağlı ortaklıklarının toplam yurt dışı satışları 1,4 milyar liraya karşılık geliyordu.

Türkiye İhracatçılar Meclisinin ihracat gelirlerine göre yaptığı sıralamada, geçen yıl Türkiye'nin en büyük ihracatçı firmaları arasında TUSAŞ 22'nci, ASELSAN 68'inci ve ROKETSAN 414'üncü sırada yer aldı.

Balıkesir'de bulunan İŞBİR ve Kayseri'deki ASPİLSAN'ın teknolojik yetkinliklerinin ve kapasitelerinin artırılması maksadıyla bu yıl yatırım faaliyetlerine başlandı. Bu yatırımlarla savunma sanayisinin güç sistemleri ve pil/batarya ihtiyaçları en hızlı ve gelişmiş şekilde karşılanmaya devam edilecek.

4 BİN 244 ALT YÜKLENİCİYE İŞM PAYI

Vakfın bağlı ortaklıkları, aynı zamanda kritik teknolojilere sahip şirketler ve KOBİ niteliğindeki alt yüklenicilere aktarılan iş paylarıyla yerli sanayinin gelişmesine doğrudan katkıda bulunuyor.

Söz konusu alt yüklenicilere yeni teknolojik yetenekler kazandırılarak iş geliştirme, finans, insan kaynağı ve benzeri destekler verilmesiyle farklı iş modelleri geliştiriliyor ve iş ekosistemi oluşturuluyor.

Vakfın bağlı ortaklıkları 2013'te bin 24, 2016'da 3 bin 332 yurt içi alt yükleniciyle çalıştı. Geçen yıl bu sayı bir önceki yıla oranla yüzde 27 artarak 4 bin 244'e yükseldi. Bu veriler, alt yüklenici kullanımına odaklanılarak yerli sanayiye sağlanan desteğin arttığını ortaya koydu.

TSKGV, kuruluş felsefesini oluşturan Türk milleti ile TSK arasındaki gönül köprüsünün geliştirilmesi ve sürdürülmesine destek olmaya yönelik faaliyetlerine devam ediyor. Tanıtım sürecinin etkinleştirilmesiyle halkın bağımsız ve güçlü Türk savunma sanayisi adına vakfa yaptığı bağışlar rekor seviyelere ulaştı.

TSKGV'den yapılan değerlendirmede, vakıf şirketlerinin, ülkeye yerli, milli ve özgün ürünler kazandırmaya, milli ve ileri teknoloji uygulamaları geliştirmeye ve alt yüklenicileri destekleyerek yerli katkı payını artırmaya milletin katkılarıyla devam edeceği vurgulandı.

Milli imkanlarla geliştirilen helikopter havalandı

Türkiye'nin ilk özgün helikopteri olacak T625 Genel Maksat Helikopter ilk uçuşunu yaptı


Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, "Tamamen milli kaynaklarla geliştirilen ilk helikopterimizin, ilk uçuşu vatana millete hayırlı olsun. Tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkür ve tebrikler. Rabbimize hamdolsun" mesajı ile görüntüleri yayınladı.

En zorlu iklim ve coğrafyalarda dahi etkin bir şekilde faaliyet gösterebileceği belirtilen T625 Genel Maksat Helikopterin 2021 yılında seri üretime geçeceği öngörülüyor. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yürütülen yerli helikopter 12 yolcu kapasiteli.

Helikopterin, EASA (European Aviation Safety Authority) ve SHGM (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü) tarafından sertifiye edilmesi ile ilgili çalışmalar program ile birlikte sürdürülüyor.



4 Eylül 2018 Salı

Amerika'nın korkunç planı

ABD'nin Sovyetler ve Çin'e karşı 'nükleer soykırım' planladığı ortaya çıktı... Raporu Amerikalı bir sivil toplum örgütü yayınladı.
ABD merkezli sivil toplum örgütü The National Security Archive, Washington'ın 1960'lı yıllarda Sovyetler Birliği ve Çin'in tamamen yok edilmesi için plan yaptığını belirtti.

The National Security Archive'nin yayınladığı raporda, 1964 yılında kabul edilen ve nükleer silah kullanımını öngören Birleşik Entegre Operasyonel Plan'a (Single Integrated Operational Plan, SIOP) dikkat çekildi. Planda, Sovyetler Birliği'nin endüstriel potansiyelinin yüzde 70'nin yok edilmesi gerektiği ifade edildi.

Bunun yanında ABD'nin, sivillerin kitleler halinde ölüm olasılığına da yer verdiği kaydedildi. Rapora göre, 1961 yılında yapılan değerlendirmede, Sovyetler Birliği şehirlerinde yaşayan nüfusun yüzde 71'nin, 1962 yılındaki değerlendirmeye göre de yaklaşık 70 milyon Sovyet vatandaşın yok edilmesi planlanıyordu.

Raporda ABD Genelkurmay Başkanlığı'nın, Sovyetler Birliği'ni mağlup etmenin başlıca kriteri olarak nüfusunun yok edilmesi fikrini değerlendirdiği de vurgulandı.

SIOP, ABD ordusunun nükleer silahı kullanması yönünde ayrıntılı yönetmeliği oluşturan gizli dokümanların toplamına verilen ad. Daha önce NSA, ABD'nin 1959'daki nükleer bombardıman hedeflerini ifşa etmişti. Aralık 2015'te yayınlanan rapora göre, ABD'nin hedefinde 179'u Moskova, 145'i Leningrad'da ve 91'i Doğu Berlin'de olmak üzere Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa'da yüzlerce nokta vardı.

ABD'nin temel önceliğinin Hava Kuvvetleri, en önemli hedefin ise Sovyet savaş uçaklarının havalanıp Avrupa yolunu tutmadan imha edilmesiydi.

(Sputnik Türkiye)

Kalaşnikof'un Rus ordusu için ürettiği araçlar

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/kalasnikofun-rus-ordusu-icin-urettigi-araclar-galeri/1339871

Çinlilerden dünyayı dehşete düşüren silah

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/dusuren-silah-galeri/1340151