21 Ocak 2019 Pazartesi

Aselsan'ın büyük başarısı

ASELSAN tarafından tatbikat ve atış eğitimlerinde su üstü hedefi olarak kullanılmak üzere geliştirilen, çeşitli taktiksel hareketleri ve süratli asimetrik tehditleri taklit edebilen Yüksek Süratli İnsansız Su Üstü Hedef Ailesi üyesi Albatros botları, zorlu koşullardaki performansıyla dikkati çekti.

Tüm yurdu etkisi altına alan şiddetli fırtınada Albatros-T Yüksek Süratli İnsansız Su Üstü Hedef Botu başarıyla hizmet verdi.

https://www.borsagundem.com/foto-galeri/buyuk-basarisi-galeri/1380349

Aselsan'ın 'Korkut' Sistemi, gemileri füzelere karşı koruyor

Aselsan tarafından füzelere karşı geliştirilen KORKUT Sistemi'nin, geçen yıl 4 Mayıs'ta TCG S.Mehmetpaşa gemisinde yapılan test görüntüleri, bu alanda ulaşılan teknolojik düzeyi bir kez daha gösterdi


Aselsan'ın geliştirdiği KORKUT Sistemi'nin füzelere karşı etkinliği, 2015 yılında yapılan testler ile kanıtlanmış ve bu sistemler, 2016 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmişti.

KORKUT Sistemi, savaş gemilerinin füzelere karşı kendilerini korumak için kullandıkları Yakın Hava Savunma Sistemi ihtiyaçlarının milli bir sistemle karşılanmasını da mümkün hale getirdi.

Bu amaçla ön prototip olarak üretilen ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eğitim gemisi TCG S.Mehmetpaşa'ya entegre edilen KORKUT-D sistemi ile 04 Mayıs 2018 tarihinde yapılan testler görüntülendi. Görüntülere yansıyan ve başarıyla sonuçlanan test atışları, milli imkanlarla geliştirilen sistemin gemileri füzelere karşı etkili şekilde koruyabileceğini gösterdi. Yapılan atışlı test sırasında KORKUT-D tespit, takip ve ateş altına almayı içeren tüm fonksiyonları operatör müdahalesi olmaksızın otomatik olarak yerine getirdi ve füze saldırısı şeklinde yüksek hızla yaklaşan hedefi ateş altına alarak imha etti.

Dünyada kullanılmakta olan birçok sisteme kıyasla daha uzun menzilde sağlanan imha başarımı, Türkiye'de bu alanda ulaşılan teknolojik düzeyin bir göstergesi oldu.

"Türkiye'den dünya çapında, küresel şirketler çıkartmak istiyoruz"

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Türkiye'den savunma sanayinde dünya çapında, küresel şirketler çıkarmak istediklerini söyledi.
İSTANBUL (AA) - Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, "Türkiye'den dünya çapında, küresel şirketler çıkartmak istiyoruz. Bu hem bizim alanımızda hem de sanayinin diğer alanlarında olabilir." dedi.

Demir, Asrın İşadamları Derneği’nin (ASRİAD) düzenlediği "Sanayide Yeni Ufuk, Savunma Sanayii" toplantısında yaptığı konuşmada, Savunma Sanayii Başkanlığının sorumlulukları ve görevleri hakkında bilgi verdi.

Kurumlarının bünyesinde 650’yi aşkın projenin bulunduğunu, bunların arasında 150'yi aşkın projenin büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Demir, şunları kaydetti:

"Bizim görevimiz içeriye bakmak, sorunları görmek ve çözmeye çalışmak. İyi bir görüntü görürsek ne mutlu ama bizim baktığımız yerde daha çok yapılacak işimiz var. Çok iyi bir yürüyüşümüz olduğu söylenebilir ama bu yürüyüşün asla bize yetmeyeceğini, aslında koşmamız gerektiğini, yıllardır atılmamış adımlar olduğunu, bu adımları telafi etmek için hızlı yol almamız gerektiğini biliyoruz. Bazı işlere başlamak önemli ama başladıktan sonra kararlılıkla devam ettirilmeli. Son 15 yılın en büyük özelliği istikrar, kararlılık, ısrarla bu işin üzerine gitmek."

Demir, bir ürün çıktığında bazen küçümseyici yorumlarda bulunanların olduğunu aktararak, "Benim onlara sorduğum soru şu, 'Neye başladık da yapamadık? Birçok şeye başladık, hayırlısıyla hepsini yapacağız." diye konuştu.

Bu ülkenin insanlarının her şeyin daha iyisini yapacağını anlatan Prof. Dr. Demir, gençlere karşı ümit kıran, güven duygusunu zedeleyen yaklaşımların olmaması gerektiğini dile getirdi.

Demir, gençlerin hayallerinin büyük olması gerektiğini vurgulayarak, "Sürekli hayaller peşinde koşacağız ama hayalperest olmayacağız. Hayal peşinde giderken, o hayali gerçekleştirmek üzere atılması gereken adımların atılması gerekiyor." diye konuştu.

Savunma sanayisinde gelinen nokta hakkında bilgi veren Demir, özellikle havacılık alanında çok mesafe kat edilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, sanayi ekosisteminde önemli değişiklikler yaptıklarını aktararak, "THY'nin kamu şirketi hali ile şu anki halini hepimiz biliyoruz. Eğer bir kamu kuruluşu şirketi, kendi içinde, kendin pişir kendin ye yöntemiyle gidiyorsa, yani eli kolu bağlı şekilde kendilerinin iyi iş yaptığını zanneden, dünyadaki örnekleriyle karşılaştırma imkanı olmayan, emir komuta ile giden durumlarda kendi yağında kavrulur, ihtiyacı görür, ne kadar ihtiyaç gördüğünde bir önemi yoktur." şeklinde konuştu.

Demir, kaynak kullanımında etkin olması gerektiğini belirterek, "O kadar çok sayıda alan, ürün ve teknoloji var ki bir ülkenin bunların hepsinde birden çalışması imkansızdır. Bu ABD için de zordur. Bu işler zor olduğu kadar bazı şeyleri önceliklendirmek gerekir. Çok sayıda projemiz var bunlar için biz koşarken, bir kısmında eski teknolojiyi yakalamaya çalışıyoruz. Oluşan bir teknolojiyi nasıl nereye yönlendirileceği konusunda da elimizden geleni yapıyoruz." dedi.

Akıl, aklı hayata geçirecek tezgah, üzerinde çalışılacak malzemenin olması gerektiğini ifade eden Demir, tasarım, yazılım, mühendislik, malzeme teknolojilerinin önemli alanlar olduğunu söyledi.

Demir, Türkiye'den dünya çapında, küresel şirketler çıkartmak istediklerini vurgulayarak, "Bu hem bizim alanımızda hem de sanayinin diğer alanlarında olabilir. Belirli bir standartlarda ürün gamı oluşturacak, kendisini sürekli geliştirebilecek şirketler oluşturmayı arzuluyoruz. Dünyada hassas teknoloji isteyen alanlarda çok büyük fırsatlar oluşacağını düşünüyoruz." yorumunu yaptı.

Kaliteli insan kaynağına da önem verdiklerini belirten Demir, "Türkiye’nin, herkesin üniversite mezunu olması gerektiği mertebesinden çıkması gerekiyor. Çeşitli alanlarda çeşitli yeteneklere ihtiyacımız var. Belirli alanlarda derinlik oluşturması gerekiyor. Bu derinleşme ve uzmanlaşmayı sağlayacak yöntemleri hayata geçiriyoruz." dedi.

Katılımcılardan birinin, savunma sanayisine yeni girecek firmaların nereye başvurması gerektiği sorusu üzerine Demir, "Sanayileşme Daire Başkanlığımıza başvurmanız gerekiyor. Bilimsel dayanağı olmadan tamamen uçuk fikirlerle gelen var ama bazen gerçekten uçuk olan ve işe yarayanlar da var. Yenilikçi fikirleri destekleyebiliriz ya da destekleyici yapılarla eşleştirebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Anka-S'ler ilk silahlı görevini gerçekleştirdi

TUSAŞ'ın son teslimatla Hava Kuvvetleri Komutanlığına kazandırdığı Anka-S'ler ilk silahlı görevini gerçekleştirdi


Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayii'nin (TUSAŞ-TAI), 8-10 Ocak'ta Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim ettiği Anka-S Projesi'ne ait hava araçları ilk silahlı görevlerini gerçekleştirdi.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Geçen hafta HvKK'ya teslim ettiğimiz Anka-S İHA'larımız ilk silahlı görevlerini başarıyla gerçekleştirdiler" dedi.


Savunma sanayisinde hedefler büyüyor

Yerlilik oranı yüzde 68'i bulan savunma sanayisinde, geçen yıl bu oranı çok daha yukarıya çekecek önemli adımlar atıldı


Türk savunma sanayisinde, güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu ürünlerdeki yerlilik oranının artırılması, geleceğin muharebe ortamına hazırlanılması amacıyla geçen yıl bir dizi yeni proje başlatıldı.

Modern bir savunma sanayisinin geliştirilmesi ve güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu silah, araç ve gereçlerin temini için faaliyet gösteren Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), 2018'de yeni projeler hayata geçirdi. Başkanlığın koordinasyonunda yürütülen bazı projelerde de önemli eşikler atlandı.

Yerlilik oranı yüzde 68'i bulan savunma sanayisinde, geçen yıl bu oranı çok daha yukarıya çekecek önemli adımlar atıldı.

Savunma sanayisinde geçen yıl özellikle platform ihracatı anlamında yaşanan gelişmeler dikkati çekerken, 30 Atak helikopterinin Pakistan'a satışına yönelik atılan imzayla tek kalemde en büyük savunma sanayisi ihracatı gerçekleştirilmiş oldu. Ayrıca Pakistan'a 4 MİLGEM'in ihracatına yönelik sözleşme imzalandı.

Türkiye'nin genel maksat helikopter ihtiyaçlarının özgün bir platformla karşılanması amacıyla geliştirilen Gökbey helikopterinin ilk uçuş testi gerçekleştirildi.

Yerli helikopterlerde kullanılacak turboşaft motorun ilk ateşlemesi de 2018'de yapıldı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin karadaki en önemli vurucu gücü olacak ana muharebe tankı Altay için 250 adetlik seri üretim proje sözleşmesi imzalandı. Ayrıca Altay Tankı İçin Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi başlatıldı.

Geleceğin silah sistemleri

Türkiye'nin insansız hava araçları (İHA) teknolojisindeki iddiasını çok daha yukarılara çıkaracak Akıncı İHA Projesi hayata geçirildi. Dünyada kendi sınıfının en iyisi olacak Akıncı ile Türkiye, dünyada bu teknolojiyi geliştirebilen 3 ülkeden biri haline gelecek.

Ateşli silahların yerine geçmesi beklenen ve "geleceğin silahı" olarak nitelendirilen elektromanyetik top sistemlerine yönelik çalışmalar kapsamında, Şahi 209 ve Tufan sistemlerinin test atışları gerçekleştirildi. Türkiye bu alanda dünyada çalışma yapan sayılı ülkeler arasına girdi.

ASELSAN ve TÜBİTAK BİLGEM'in lazer silahlarının test atışları yapıldı.

Uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi ihtiyacının tamamen yerli olarak karşılanması için başlatılan Siper Projesi'nde, SSB ile ASELSAN-ROKETSAN-TÜBİTAK SAGE İş Ortaklığı arasında sözleşme imzalandı ve proje uygulama takvimi başladı.

Ayrıca bu ihtiyacın ortak üretim modeliyle karşılanmasına yönelik olarak ASELSAN-ROKETSAN-EUROSAM İş Ortaklığı arasında sözleşme imzalandı.

Yerli motor gökyüzünde

Milli İHA Anka, ilk kez yerli motorla test uçuşu gerçekleştirdi. Operatif İHA Motoru Geliştirme Projesi kapsamında geliştirilen PD170 turbo dizel havacılık motoru, entegre edildiği Anka'yı başarıyla gökyüzüne taşıdı.

Barbaros Sınıfı Fırkateynlerin Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi başlatıldı.

Fırat modernizasyonu kapsamında M60T tanklarının modernizasyonu büyük ölçüde tamamlandı.

Leopard 2A4 tanklarının modernizasyonuna yönelik sözleşme imzalandı.

Elektronik harp özel görev uçakları geliştirilmesi amacıyla Hava Platformunda Uzaktan Elektronik Destek/Elektronik Taarruz Kabiliyeti (HAVA SOJ) Projesi başlatıldı.

Türkiye'nin ilk deniz füzesi olan Atmaca'nın seri üretim sözleşmesi imzalandı.

Mikro Uydu Fırlatma Sistemi Geliştirme Projesi başlatıldı.

Milli Muharip Uçak için özgün bir turbofan jet savaş uçağı motoru geliştirme projesi hayata geçirildi.

Yüksek teknoloji radar üretme yeteneği

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı TF-2000 hava savunma muhribinin ana sensörü olacak Çok Amaçlı Faz Dizinli Radar'ın (ÇAFRAD) atış testi gerçekleştirildi. Türkiye böylece sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu yüksek teknoloji radar geliştirme ve üretme yeteneğini yakaladı.

Başlatılan yeni projeyle askeri harekatlarda hayati önem taşıyan "Dost Düşman Tanıma ve Tanıtma Sistemi" tamamen yerli ve milli olacak. Türkiye, bu alanda özgün sistemlerini geliştirebilen ve kendi kendine yetebilen 4 ülkeden biri haline gelecek.

İnsansız sistemler alanında yerli çözümlerin artırılması ve çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında İnsansız Kara Araçları Projesi başlatıldı.

Yerli ve milli 4,5G baz istasyonu Ulak devreye alındı.

Savunma sanayisi firmalarının endüstriyel yetkinlik envanterinin çıkarılması, yetkinlik seviyelerinin saptanması ve geliştirilmesi amacıyla Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı başlatıldı.

Gençlerin desteklenmesi amacıyla ROBOİK yarışmalarına devam edildi.

Nitelikli insan kaynağı için önemli bir platform olacak Vizyoner Genç Projesi başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde ilk kez Savunma Sanayii Zirvesi gerçekleştirildi.

Türkiye'nin dehşete düşüren askeri teknolojileri

http://www.teknolojigundem.com/foto-galeri/savunma-sanayisinde-hedefler-buyuyor-galeri/1380787

19 Ocak 2019 Cumartesi

Pentagon açıkladı! Balistik füzeleri uzaydan avlayacaklar

Pentagon, balistik füzeleri tespit etmek üzere uzaya yeni sistemler yerleştirileceklerini duyurdu
ABD Savunma Bakanlığınca (Pentagon), Donald Trump'ın talimatıyla hazırlanan 'Füze Savunma İnceleme Belgesi'nde ABD'nin uzaya balistik füzeleri tespit etmek üzere yeni sistemler yerleştirileceğine dikkat çekildi.

Pentagon, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve geldikten hemen sonra verdiği bir talimatla hazırladığı 'Füze Savunma İnceleme Belgesini' yayımladı.

Belgede, ABD'nin kapsamlı bir füze savunma kabiliyeti için yeni teknolojilere yatırım yapılacağı belirtilirken, uzaya, balistik füzeleri tespit etmek üzere yeni sistemler yerleştirileceğine dikkat çekildi.

F-35 uçakları için ABD'nin füze savunma kapasitesine katkı sağlayacak füzeler geliştirileceğine işaret edilen belgede, ABD'nin elindeki mevcut füze savunma silahlarının da hipersonik teknolojilere karşı koyacak şekilde modernize edileceği belirtildi.

İSRAİL İLE FÜZE SAVUNMA ORTAKLIĞINA DEVAM EDİLECEK

ABD'nin müttefik ve ortaklarını ABD sistemleriyle çalışacak milli sistemler geliştirme konusunda teşvik edeceğinin altı çizilen belgede, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin daha sonra ABD sistemleriyle bölgede kademeli bir savunma hattı oluşturacak şekilde ABD'den füze savunma sistemleri almaları konusunda çalışma yapıldığı bilgisine yer verildi.

ABD'nin İsrail ile füze savunma ortaklığına devam edeceği belirtilen belgede, şu ifadeler kullanıldı: "ABD, 2019 mali yılından 2028 mali yılına kadar her yıl İsrail'in füze savunması için 500 milyon dolarlık vaadin de içinde bulunduğu yeni bir ABD-İsrail Mutabakatı ile desteklenen İsrail ile füze savunma ortaklığını güçlü bir şekilde devam ettirecektir. Bu mutabakat kapsamında Savunma Bakanlığı, İsrail ile kapsamlı iş birliğini sürdürecek ve benzer ABD savunma misyonları için İsrail'in araştırma-geliştirme çabalarından faydalanacaktır."

Pentagon'un, İsrail'in 'Demir Kubbe' savunma sistemlerinin ortak üretimini desteklediği hatırlatılan belgede, "ABD'nin İsrail'in balistik füze programına uzun zamandır verdiği desteğin içinde artık David Sling ve Arrow-3 füze savunma sistemlerinin ortak geliştirilmesi ve üretilmesi de var" ifadesi kullanıldı.

17 Ocak 2019 Perşembe

Pentagon: Çin dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip

Pentagon'un istihbarat raporunda "Mümkün olan her yolla teknolojiye erişen Çin, donanma tasarımları, orta ve uzun menzilli füzeler ve hipersonik silahlar da dahil bir çok konuda lider durumunda" ifadesi yer aldı
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Çin'in dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine sahip olduğunu ve bazı alanlarda rakiplerini geçtiğini açıkladı.

Pentagon'un istihbarat faaliyetlerini yürüten Savunma İstihbarat Dairesi'nin (DIA) raporuna göre Çin, kısmen, ülke pazarına girecek yabancı şirketlere teknolojik sırlarını verme zorunluluğu getiren yasaları sayesinde son yıllarda askeri alanda büyük ilerleme kaydetti.

Raporda, "Mümkün olan her yolla teknolojiye erişen Çin, donanma tasarımları, orta ve uzun menzilli füzeler ve hipersonik silahlar da (ses hızından defalarca daha hızlı olan ve füze savunma sistemlerine yakalanmayan füzeler) dahil olmak üzere bir dizi teknolojide lider konumuna yükseldi. Teknoloji erişimine çoklu yaklaşık sayesinde Çin Halk Kurtuluş Ordusu şimdi bazı en modern silah sistemlerine sahip. Hatta bazı alanlarda dünya lideri" denildi.

DIA'nın raporunda, "Hava, deniz, uzay ve siber uzaydaki askeri kabiliyeti, Çin'i bölgede iradesini dayatabilecek konuma getirdi" ifadesi yer alıyor.

İstihbarat raporunda, Çin'in bölgesel ve küresel hedefleri vurabilecek, radara yakalanmayan orta ve uzun menzilli savaş uçakları geliştirdiğini, bu uçakların 2025'e kadar operasyonel hale gelebileceği belirtiliyor.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Milli hava savunma sistemine yerli platform

Milli hava savunma sistemi Hisar için füze fırlatma, taşıma ve yükleme sistemi araçları ile bunların üstyapı donanımlarının prototipi, yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranıyla Mersin'de üretildi.


Mersin'de, milli hava savunma sistemi Hisar için füze fırlatma, taşıma ve yükleme sistemi araçları ile bunların üstyapı donanımlarının prototipi, Koluman Otomotiv Endüstri AŞ tarafından yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranıyla üretildi.

Tarsus ilçesinde üretim yapan şirketin, askeri projeler Ar-Ge biriminde, milli hava savunma sistemi Hisar füzeleri için platform geliştirildi.

Bu kapsamda, füze fırlatma, taşıma ve yükleme sistemi araçları ile bunların üstyapısını içeren platformun prototipi üretildi.

İki ayrı araçtan oluşan platformdan birisi Füze Taşıma ve Yükleme Sistemi (FTYS), diğeri de Füze Fırlatma Sistemi (FFS) olarak kullanılıyor.

Savunma Sanayi Başkanlığı ile görüşme halinde olan şirket yetkilileri, yapılacak anlaşmayla seri üretime geçmeyi planlıyor.



"İnşallah seri üretimi de yapacağız"

Koluman Otomotiv Endüstri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Saltık, AA muhabirine, şirketlerinin Aselsan, Roketsan ve Havelsan gibi savunma sanayisi kuruluşlarının çözüm ortağı olduğunu söyledi.

Hisar ve Kalkan gibi projelere üstyapı ve araç tedarikinde bu kurumlara yardımcı olduklarını vurgulayan Saltık, "Platformu biz üretiyoruz, üst kısmı tamamen genel sözleşme sahibi olarak Aselsan ve Roketsan kapsamında. Hisar'da kullanılmak üzere iki tip araç var, birisi Füze Taşıma ve Yükleme Sistemi (FTYS) diğeri Füze Fırlatma Sistemi (FFS), bu iki aracın da prototiplerini yaptık, testlerden geçtik. İnşallah seri üretimi de yapacağız." ifadesini kullandı.



"Bütün donanımlar askeri standartlarda"

Şirketin askeri projeler birimi Ar-Ge mühendisi Alperen Işık da Hisar'ın, alçak ve orta irtifa hava savunma füze sisteminin kısa adı olduğunu, kendilerinin de bu projede araç ve üstyapı tedarikinde görev aldıklarını ifade etti.

Geliştirdikleri platforma ilişkin bilgi veren Işık, şöyle konuştu:

"Bu kapsamda füze fırlatma sisteminin aracı, füze taşıma ve yükleme sistemin aracı ve üstyapısı ve yine atış kontrol merkezinin araç ve üstyapı kısmında Koluman Otomotiv Endüstri AŞ olarak hizmet veriyoruz. Bu araçların prototip üretimlerini tamamladık, testlerden başarıyla geçtik. Seri üretim görüşmeleri devam etmekte, şu anda pilot üretime geçme çalışmalarını da sürdürüyoruz. Savunma Sanayi Başkanlığı ile görüşmeler devam ediyor, buradan aşağıya doğru kademe kademe bu süreç ilerliyor. Biz şu anda haber bekliyoruz, prototip ve pilot aşamalarını ilerletmekteyiz. Seri üretim noktasında ilerleyen günlerde gelişme olacaktır."



Işık, aracın yerlilik oranına ilişkin bilgi vererek "Füze Taşıma ve Yükleme Sistemi aracında 6 füze taşınabiliyor, bu füzeleri indirmek ve atış platformuna entegre etmek için bir özel vinç sistemi bulunmakta, bütün bu donanımlar askeri standartlarda üretilmiş ve yerlilik oranı çok yüksek ürünler." diye konuştu.






Bakan Akar: 'Yerlilik ve millilik ülkemizin bekası için olmazsa olmazdır'

Milli Savunma Bakanı Akar, "Yerlilik ve millilik ülkemiz için tercih değil, bekamızı ilgilendiren olmazsa olmaz zorunluluk haline gelmiştir." dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sakarya'nın Karasu ilçesinde gerçekleştirilen "BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması" programında, risk, tehdit ve belirsizliklerin arttığı günümüzde savunma sanayisi ve teknolojilerinin her geçen gün öneminin arttığını söyledi.

Yurt içinde ve sınır ötesinde yürütülen terörle mücadele operasyonlarında elde edilen başarılı sonuçlarda, Mehmetçiğin kahramanlık ve fedakarlığının yanı sıra yerli ve milli sanayinin geliştirdiği yüksek teknolojiye dayalı harp, silah, araç ve gereçlerinin öneminin görüldüğünü belirten Akar, Çukur operasyonlarında, Cerablus'ta, Afrin ve diğer yerlerde teröristleri kazdıkları çukurlara gömen Mehmetçiğin arkasında savunma sanayi çalışanlarının bulunduğunu vurguladı.

"Türkiye kendi silahlarıyla güçlü, caydırıcı ve başarılı olmaya mecburdur"

Akar, Mehmetçiğin operasyonlarda destan yazarken savunma sanayi çalışanlarının fabrikalarda ürettikleriyle onları desteklediğini kaydetti.

Bakan Hulusi Akar, başarının olmazsa olmazlarından birisinin de güçlü savunma sanayisi olduğunu dile getirerek, "Yerlilik ve millilik ülkemiz için tercih değil, bekamızı ilgilendiren olmazsa olmaz zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye, bu coğrafyada var olmak için kendi harp silahlarını ve teçhizatlarını üretmeye, kendi silahlarıyla güçlü, caydırıcı ve başarılı olmaya mecburdur. Coğrafya ne kadar kaderse Türkiye de bu coğrafyanın kaderidir." diye konuştu.

"Milli savunma teknolojilerini geliştirmek için çalışıyoruz"

Dışa bağımlılığın sıkıntılarını Osmanlı'nın son dönemlerinde ve geçmiş yıllarda yaşadıklarını anlatan Akar, en zor zamanda parasını ödedikleri silahın ve mühimmatın bile verilmediğini bildirdi.

Akar, bu yüzden "Kendi göbeklerini kendileri kesecek şekilde" gerekli tedbirleri almaya başladıklarını ve alacaklarını aktararak, "Bu anlayışla temeli atılan tesisimizde yapılacak Ar-Ge çalışmalarıyla modern harp silah, araç ve gereçlerinde yabancı firmaların teknolojilerine ve lisanslarına bağlı olmadan özgün üretim gerçekleştirilebilecek. Yerli ve milli parolasıyla çıktığımız bu yolda ülkemizin milli savunma stratejilerini ve teknolojilerini geliştirmek için çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürmekteyiz." ifadesini kullandı.

Bakan Akar, 2002'de yüzde 20'lerde olan yerlilik ve millilik oranının bugün yüzde 68'lere ulaşmasının, yapılan çalışmaların başarısının en açık göstergesi olduğunu belirterek, "Bilinmelidir ki 2023 hedeflerimize ulaşmamızda en önemli lokomotif sektörlerinden biri etkin, yerli ve yenilikçi bir anlayışla milli değerlerimiz ve menfaatlerimiz üzerinde yükselen savunma sanayisi olacaktır. Bu konuda öncelikle hedefimiz gelişmiş teknoloji ürünlerini kendi imkan ve kabiliyetlerimizle ortaya çıkarabilmektir." dedi.

Bakan Varank: Savunma sanayimizi dünya markası haline getireceğiz

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Amacımız uluslararası savunma sanayi üreticilerine taşeronluk yapmak değil, yerli ve milli savunma sanayimizi bir dünya markası haline getirmektir." dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sakarya'nın Karasu ilçesinde düzenlenen "BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması" programına katıldı.

Varank, burada yaptığı konuşmada, temeli atılan entegre üretim ve teknoloji üssünde; ticari araçlardan Altay tanklarına, motorlardan raylı sistemlere varıncaya dek pek çok katma değerli ürünün, yerli ve milli kabiliyetlerle üretileceğini söyledi.

Ürünlerin dünya pazarlarında yerini bularak, Türkiye isminin üretimde kaliteyle eş değer anılmasına büyük faydalar sağlayacağını belirten Varank, "Bu işler çok ciddi bir vizyon ve adanmışlık gerektiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın 16 yıl boyunca ortaya koyduğu vizyon ve ekonomi politikalarının ülkemize somut katkıları çok net bir biçimde ortaya çıkıyor. Bugün sahip olduğumuz Ar-Ge ekosistemimiz, üretim yeteneklerimiz, hedef ve çözüm odaklı bir bakış açısının ekonomiye hakim kılınmasıyla mümkün oldu." ifadelerini kullandı.

Bakan Varank, yatırımı, üretimi ve istihdamı önceleyerek, Türkiye'yi her zaman bir üst lige çıkarmanın peşinde olduklarını, savunma sanayisinin bugün geldiği noktanın kendileri için gurur vesilesi olduğunu dile getirerek, savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 65'ler düzeyinde olduğunu kaydetti.

Sektörde 16 senede 700 yerli patent başvurusu yapıldığını, bunun yüzde 63'ünün sadece son 5 yılda gerçekleştiğini vurgulayan Varank, tüm bu çabaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan aldıkları "Tam bağımsız Türk savunma sanayini" kurma vizyonuyla şekillendiğini aktardı.

"Amacımız uluslararası savunma sanayi üreticilerine taşeronluk yapmak değil, yerli ve milli savunma sanayimizi bir dünya markası haline getirmektir." diyen Varank, şunları kaydetti:

"Stratejiden tasarıma, altyapı kurulumundan teknolojiyi geliştirmeye, prototipten ticarileşmeye kadar her aşamayı büyük bir titizlikle takip ediyoruz. Ülkemize teknolojik üstünlük kazandıracak projeler için tüm imkanlarımızı seferber ediyor; üretim ve test altyapılarını ülkemize kazandırıyoruz. 10 gün önce Eskişehir'deydim. Türk Kara Şahini Helikopterlerinde kullanılacak T700 Turboşaft motorlarının Test Bremzesi'nin TEİ'deki açılışını yaptık. Artık, yüzde 60'ın üzerinde yerlilik oranına sahip T700 Turboşaft motorları ülkemizde üretilip ihraç edilebilecek, bu motorların üretim testlerinin yapılması mümkün olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın ismini koyduğu Gökbey'e güç verecek, kendi mühendislerimizin tasarladığı ilk milli helikopter motorumuz TS1400'ün testini de yine Eskişehir'de gerçekleştirdik."

"Sınıfının en iyisi İHA ve SİHA'ları üreten Türk firmalarımız var"

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko'nun kendi sosyal medya hesabından Türkiye'den insansız hava araçları almak üzere anlaşma imzaladıklarını duyurduğunu aktaran Varank, "Bakınız Ukrayna, uzay ve havacılık teknolojilerinde yüz yıllık tecrübesi olan binlerce uçak üretmiş bir ülke ama insansız hava araçlarında Türkiye'yi tercih ediyor çünkü şu anda dünyadaki en ileri teknolojili, sınıfının en iyisi İHA ve SİHA'ları yerli kabiliyetlerle üreten Türk firmalarımız var." dedi.

Bakan Varank, bugün temeli atılan BMC'nin bu entegre tesisinde Türkiye'de pek çok ilklerin hayata geçmesinde çok kritik ve dönüştürücü bir rol oynayacağını ifade ederek, bakanlığın bu gurur verici yatırımı desteklemek adına BMC'nin yanında durduğunu anlattı.

Yatırımcı dostu Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun olduğunu, temeli atılan bölgeyi de BMC adına Karasu Münferit Yatırım yeri olarak ilan ettiklerini bildiren Varank, şu ifadeleri kullandı:

"Bu entegre tesise raylı sistemler, zırhlı taşıtlar, muhtelif kara araçları, savunma sanayi sistemleri, dizel motorlar ve alt bileşenlerinin üretimine dönük proje bazlı teşvikler verdik. Bu üretim ve teknoloji üssü tamamlandığında yaklaşık 10 bin vatandaşımıza yeni iş imkanı sunulmuş olacak. Üretilecek yerli katma değerin yanı sıra, buradan yapılacak ihracatın da yıllık 1 milyar dolar olması hedefleniyor. Firmaya olan desteklerimiz, yatırım yeri ve yatırım teşvikleriyle sınırlı değil elbette. Ar-Ge'den bağımsız katma değerli üretim düşünemeyiz. 269 mühendisin çalıştığı BMC Ar-Ge Merkezi de Bakanlığımız desteklerinden yararlanıyor. Ayrıca şirketin TÜBİTAK'la yürüttüğü 25 projesi var. Ar-Ge, yatırım ve üretim sürecinde sunduğumuz destekler, yaptığımız ortak projeler hiç şüphe yok ki BMC'ye büyük katkılar sağlıyor. Bu sayede BMC gibi güçlü firmalar, hem sektöre hem de ülke ekonomisine ciddi bir dinamizm getirmektedir."

"Amacımız bu ve benzeri yatırımları çoğaltmak"

Varank, temel atma törenini üç sebepten ötürü değerli ve önemli bulduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

"İlk olarak, temellerini attığımız bu tesis, yüksek katma değerli üretim hedeflerimize doğrudan hizmet ediyor. Amacımız bu ve benzeri yatırımları çoğaltmak. BMC tarafından yapılan yatırımın ikinci önemli özelliğiyse 'yerlileşme politikamıza' olan desteğidir. Mühendislik de dahil olmak üzere, yerli üretim yeteneklerimizden mümkün olan en verimli şekilde yararlanılacak. Bu sayede hem cari açığın hem de dış kaynak ihtiyacının azalmasına katkıda bulunulacak. Bu yatırımı bizler için değerli kılan son özellikse ülkemize ve ekonomiye duyulan güvenin somut bir göstergesi olması. Türkiye ekonomisi, karşılaştığı her türlü zorlu teste karşı dayanıklılığını koruyor ve güçlenerek yoluna devam ediyor. Siyasi istikrar ve yatırımcı dostu politikalarımızla ülkemizin üretim eko-sistemini küresel bazda bir marka haline getireceğiz. Bu tip yatırımlarla hem milli teknoloji hamlemizin sanayinin bütününe yayılmasını hem de istihdam artışlarıyla birlikte ülkemizin güçlü büyüme hedeflerine ulaşmasını sağlayacağız. Bu temel atma töreninin ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, temellerini attığımız bu tesisin bir an önce üretime geçerek memleketimiz için katma değer üretmesini temenni ediyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum."

9.2 milyar dolarlık sözleşme ile rekor kırdı

Savunma sanayinin önde gelen markası olan ASELSAN, 2018 yılında aldığı siparişlerde rekor kırdı. Ürünlerdeki yerli katkı oranı da yüzde 65’in üzerine çıktı


Sipariş büyüklüğü eylül sonunda 8.6 milyar doları bulan ASELSAN, savunma sanayii alanında çift haneli rakamlara ilerliyor. ASELSAN, bilanço tarihinden sonra da 660 milyon dolar tutarında sözleşme imzaladı. Böylece 2018'de alınan 9.2 milyar dolarlık siparişle rekor kırıldı.

Böylece, 2018'de bir önceki yıla göre siparişlerindeki artış oranı yüzde 35'i aştı. ASELSAN, 2017'de yurt içi ve dışından gelen talepleri karşılamak için 29 sözleşme imzalamış ve yaklaşık 6.8 milyar dolarlık sipariş almıştı. ASELSAN'ın son üç ayda aldığı siparişler ise 3.5 milyar lirayı (660 milyon dolar) buldu. Siparişler 2027 yılına
kadar olan dönemi kapsadı. 13 Ekim'de ASELSAN ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında imzalanan sözleşme değişikliği ile toplam 350 milyon lira tutarında ilave sipariş verildi.

EK SÖZLEŞME İMZALANDI
26 Ekim'de ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında “TSK Çok Bantlı Sayısal Müşterek Telsiz Tedariki” sözleşmesi ile ilgili olarak toplam bedeli 1 milyar 540 milyon TL + 165 milyon dolar tutarında bir ek sözleşme imzalandı. Böylece sözleşme tutarı yaklaşık 2.5 milyar lira oldu. 14 Aralık tarihinde ise ASELSAN ile 1'inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı atış kontrol sistemi ihtiyacına yönelik olarak toplam bedeli 194 milyon 600 bin dolar tutarında sözleşme imzalandı. 19 Aralık tarihinde ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Projesi ile ilgili olarak sözleşme değişikliği imzalandı. Söz konusu sözleşme değişikliği ile ASELSAN'a toplam 150 milyon TL tutarında “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Ek Talep Paketi-2” siparişi verildi.

YERLİ KATKI YÜZDE 70’E YAKLAŞTI
ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada savunma sanayisinin yerlilik oranı bakımından yeterli düzeyde olup olmadığına yönelik yüzde 100 bağımsız bir durumda olunmadığını, yurt dışından alınan birtakım malzemeler olduğunu dile getirdi. Kaval, “Bundan 15 yıl önce savunma sanayisinde yerli katkı yüzde 20 civarındayken şu anda yüzde 65'in üzerine çıktı. Çok iyi bir noktaya geldik. Tam bağımsız yüzde 100 yerli üretime gelemedik ama yüzde 65-70 önemli bir gelişme” diye konuştu.

YAPAY ZEKA ÜZERİNE ÇALIŞILIYOR
ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval Çankırı'da bir lisede öğrencilere yaptığı konuşmada, ASELSAN'da Strateji ve Teknoloji Yönetim Birimi olduğunu ve burada yeni teknolojiler üzerinde çalışmalar yapıldığını söyledi. “Belki 5-10 yıl sonra kullanacağımız teknolojiler üzerinde çalışan arkadaşlarımız var” diyen Kaval, şunları kaydetti:

“Yapay zeka bütün yeni nesil sistemlerde kullanılan bir teknoloji. Bizim de o alana odaklı arkadaşlarımız var. Teknolojinin gerisine düşmek bizim gibi bir teknoloji firması için kabul edilemez. Her türlü yeniliği yakından takip ediyoruz.”

(Sözcü/Mehtap Özcan Ertürk)


12 Ocak 2019 Cumartesi

Milli İHA'dan yeni ihracat başarısı

Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko, Türkiye’den İnsansız Hava Aracı (İHA) alımı anlaşması imzalandığını açıkladı.
Son dönemde yurt içi ve dışındaki güvenlik operasyonlarında etkin kullanılan Bayraktar TB2 İnsansız Hava Aracı (İHA), ortaya koyduğu performansla yurt dışında da ilgi görüyor. Katar'ın ardından Ukrayna da güvenlik güçlerinin envanterini Bayraktar TB2 ile güçlendirecek.

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla, Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 için satın alma anlaşması imzaladıklarını duyurdu.

Alınan bilgiye göre, Baykar, anlaşma kapsamında 6 adet Bayraktar TB2 İHA üretecek ve 1 yıl içinde araçlar teslim edecek. Araçlarla birlikte 3 yer kontrol istasyonu sistem ve ekipmanları da Ukrayna'nın kullanımına sunulacak.

Bayraktar TB2'nin Ukrayna yolculuğu 3 yıllık bir süreye yayılıyor. Bu süre içinde Ukraynalı heyetler Bayraktar TB2 ile yapılan testlere katıldı. İHA'nın uçuş ve yer testlerindeki performansı, muharebe sahasındaki başarısı Ukrayna'nın kararının şekillenmesinde belirleyici oldu.

Ukrayna gibi havacılıkta kritik teknolojilere sahip bir ülkenin İHA ihtiyacı için Bayraktar TB2'yi seçmiş olması bundan sonraki ihracat çalışmalarında önemli bir referans oluşturacak.

Bayraktar TB2'yi daha önce de Katar tercih etmişti. Katar'da geçen yıl düzenlenen Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı'nda (DIMDEX 2018) ihracat haberi duyurulmuştu.

75 Bayraktar'ın gözü Türkiye'nin üzerinde

Bayraktar TB2 İHA Sistemi, 2015'ten bu yana elde edilen operasyonel başarılarıyla Türkiye'nin İHA teknolojisi alanında ihtiyaçlarını bağımsız karşılamada önemli bir boşluğu doldurdu. Türkiye, elde edilen kabiliyet ve tecrübeyle dünyada bu alanda sayılı ülkeler arasına girdi.

Elektronik, yazılım, aerodinamik, tasarım ve alt ana sistemleriyle tamamen milli ve özgün olarak geliştirilip üretilen Bayraktar TB2, uçuş otomasyon ve performansıyla kendi sınıfında dünyanın en gelişmiş İHA sistemi olarak dikkati çekiyor.

Bayraktar TB2, üzerindeki sensörlerle gece ve gündüz faaliyet gösterebiliyor. Aktif keşif, gözetleme ve istihbarat uçuşları yapan Bayraktar TB2, elde ettiği görüntüyü harekat merkezlerine gecikmesiz aktarabilme, mühimmat taşıyabilme, kendi mühimmatıyla hedeflere taarruz edebilme özelliklerine sahip bulunuyor.

Bayraktar TB2, gerektiğinde dost muharip uçaklar için lazerle hedef işaretlemesi yapabiliyor.

Silahlı Bayraktar TB2 İHA Sistemi, 4 MAM-L ya da 2 MAM-L ve 2 MAM-C ile görev gerçekleştirebiliyor.

Fırat Kalkanı ve son Zeytin Dalı harekatlarında görev alan Bayraktar TB2 İHA, 80 bin uçuş saatini geride bıraktı. Bayraktar TB2 son olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine dahil oldu.

Güvenlik güçlerinin envanterindeki Bayraktar TB2 sayısı kısa sürede 75'e ulaştı. Gelecek dönemde güvenlik güçlerinin ihtiyaçları doğrultusunda bu sayı artacak.

5 Ocak 2019 Cumartesi

Savunma sanayi ihracatı yüzde 25 arttı

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, savunma ve havacılık sanayisinin ihracatı aralık ayında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,9 artarak 253 milyon 496 bin dolara ulaştı
Sektörün 2018'deki ihracat performansı ise 2017'ye göre yüzde 17 arttı. Sektörün 1 milyar 739 milyon 453 dolar olan ihracat rekoru kasım ayında geride bırakıldı, yıl sonunda ise rekor 2 milyar 35 milyon 334 bin dolara taşındı.

İhracat performansı bir süredir 1,5-2 milyar aralığında seyreden savunma ve havacılık sanayisi, ilk kez 2 milyar dolar sınırını da aşmış oldu.

Savunma ve havacılık sanayisi yüzde 17'lik ihracat performansıyla geçen yıl sanayi ana sektöründe yer alan hazır giyim ve konfeksiyon, otomotiv, gemi ve yat, elektrik elektronik ve hizmet; çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, iklimlendirme ve diğer sanayi ürünlerini geride bıraktı.

Sektör, 2012'de 1 milyar 260 milyon 810 bin, 2013'te 1 milyar 388 milyon 803 bin, 2014'te 1 milyar 647 milyon 799 bin, 2015'te 1 milyar 654 milyon 88 bin dolar, 2016'da 1 milyar 677 milyon 116 bin dolar ihracata imza attı.

En fazla ihracat ABD, Almanya, Umman ve Katar'a

Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatının ilk sırasında ABD yer aldı. ABD'ye yapılan ihracat geçen yıl yüzde 5 artarak 726 milyon 66 bin dolara ulaştı.

ABD'yi Almanya takip etti. Almanya'ya 2018'de 226 milyon 119 bin dolarlık savunma ve havacılık ürünü ihracatı gerçekleştirildi. Bu ülkeye ihracat bir önceki yıla göre yüzde 8 arttı.

Envanterini Türk zırhlı araçlarıyla güçlendirmeyi tercih eden Umman'a ihracatta geçen yıl dikkati çeken artış yaşandı. 2017'de 13 milyon 378 bin dolarla sınırlı olan ihracat geçen yıl yüzde bin 46 artışla 153 milyon 373 bin dolara ulaştı.

Yine zırhlı araçlar başta olmak üzere bir dizi Türk savunma sanayisi ürünü tedarik eden Katar'a yapılan ihracat da yüzde 241 gibi yüksek artışla 83 milyon 455 bin doları buldu.

Hollanda'ya yapılan ihracat yüzde 455 artarak 75 milyon 582 bin dolara yükseldi. Hindistan yüzde 33'lük gerilemeye rağmen 71 milyon 700 bin dolarlık ihracatla üst sıralarda yer buldu.

İhracatın yüzde 86 arttığı Azerbaycan 63 milyon 409 bin dolarlık Türk savunma ve havacılık sanayisi ürünü tercih etti. Bu ülkeleri 53 milyon 299 bin dolarla İngiltere, 51 milyon 531 bin dolarla Polonya, 46 milyon 80 bin dolarla Fransa, 35 milyon 279 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri, 32 milyon 345 bin dolarla Ukrayna izledi.