28 Nisan 2021 Çarşamba

Selçuk Bayraktar duyurdu: Tam bugün tarih yazıldı!

29 Nisan 2021

 Selçuk Bayraktar'ın tam 7 yıl önce bugün olarak Twitter üzerinden paylaştığı Bayraktar TB2 uçuşuyla göz dolduruyor.

7 yıl önce başlayan macerayı vurgulayan Bayraktar, İHA'yı ilk kez uçurduklarını ve bu sayede ekipçe tarihe tanıklık ettiklerini belirtti.

Yıllar içinde geliştirilen ve ilk olduğu konumdan çok daha ileride olan İHA, ilk uçuşundan bu yana envantere girdi, havada kalış ve irtifa rekorları kırdı.

Öte yandan silahlandırılan bu İHA Türkiye'nin ilk SİHA'sı olmayı da başardı. 300 bin saat uçuşu da başarıyla geride bırakan araç, çok daha farklı görevlerde karşımıza çıkacak.

Baykar'ın Twitter hesabından da paylaşılan ilk uçuş videosunda ise ''29 Nisan 2014 tarihinde sonradan silahlanarak Türkiye'nin ilk SİHA'sı olan #BayraktarTB2 ilk uçuşunu başarıyla tamamladı,'' ifadelerine yer verildi.

GEÇEN YIL REKOR KIRMIŞTI


BAYKAR tarafından geliştirilerek 2014 yılında envantere eklenen milli SİHA Bayraktar TB2, önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Milli SİHA Bayraktar TB2, Türk havacılık tarihinde bir rekora imza atmıştı.

TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında oyun kurucu olarak rol alan Bayraktar TB2, 200 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı.

200 bin saatin ardından bir yıl içinde 300 bin saati geçen SİHA, yerli ve milli imkânlarla tasarlanıp üretilen bu sınıftaki bir hava aracı olarak gökyüzünde en uzun süre görev yapan ilk milli hava aracı ünvanına da sahip oldu.


Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması maliyeti yüzde 3 arttıracak

 Motor problemi sebebiyle F-35 programının artan maliyetleri şimdi de Türkiye’nin programından çıkarılmasıyla artıyor. F-35 motor üreticisi Pratt & Whitney yetkilisinin yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’nin programdan çıkarılması motor maliyetini yüzde 3 arttıracak.

Pratt & Whitney’in askeri motorlar bölümü başkanı Matthew Bromberg yaptığı açıklamada, F-35’in motorunun maliyetinin, Türkiye’nin 2019’da programdan çıkarılması nedeniyle yüzde 3 artacağını söyledi.



Bromberg, Meclis Silahlı Hizmetler Komitesinde meclis üyelerine verdiği demeçte, Lockheed Martin F-35 müşterek saldırı uçağının üç varyantında da kullanılan şirketin F135 motorunun ilk olarak Türk tedarikçiler tarafından toplam 188 parça ile üretildiğini söyledi.


Bromberg, Türkiye tedarikçeleri tarafından üretilen motor parçalarının bazılarını kritik önem sahip olduğunu belirterek düşük maliyetli ve yüksek kaliteli olduğunu açıkladı.


Türkiye’nin yerini alacak tedarikçilerin çoğu ABD merkezli


Türkiye’nin programdan çıkarılmasıyla birlikte bu parçaların yüzde 75’nin yeni tedarikçiler tarafından üstlenildiğini kaydeden Bromberg bu tedarikçilerinin çoğunun ABD merkezli olduğunu belirtti.


Pratt & Whitney, F135 için Türk tedarikçiler tarafından kalan parçaların yüzde 25’inin 2021 sonuna kadar başka tedarikçiler tarafından üstlenilmesini bekliyor.


Bu parçalarının yaklaşık yüzde 20’si uluslararası satıcılar tarafından yapılması planlanıyor.


Lockheed’in havacılık programları başkanı Greg Ulmer, Türk tedarikçilerini 2020 yılına kadar programdan çıkarmayı planladıklarını ancak Türk şirketleriyle yapılan tüm sözleşmelerin sona ermesinin 2022 yılına kadar süreceğini açıklamıştı.


F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı’na (JSF) Ortak Mutabakat Zabtı ile ortak üretici olarak katılan Türkiye, ilk etapta 100 adet F-35A uçağı almayı taahhüt etmişti. Türkiye, Rus S-400 hava savunma sisteminin teslimini kabul ettikten sonra programdan çıkarılmıştı.


27 Nisan 2021 Salı

Temel Kotil: 12 adet HÜRKUŞ-C ihraç edilecek

 Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, 12 adet HÜRKUŞ-C’nin ihraç edileceğini duyurdu.

CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hakan Çelik ve Nedim Şener’in sorularını yanıtlayan TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, 12 adet Hafif Taarruz Uçağı HÜRKUŞ-C modelinin ihracata yakın olduğunu duyurdu.



Kotil konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kontrat imzalanmadığı için söyleyemiyoruz ama 12 adet HÜRKUŞ ihraç edilecek” ifadelerini kullandı.


ABD’nin F-35 kararına da değinen Kotil, “Son F-35 kararı, benim de şirketimin de yükünü arttırmıştır. Bizim dönüşümüz yok. F-35 benim gündemimde o kadar yok artık, benim gündemim Milli Muharip Uçak. Kesinlikle yapılmak zorunda. Zaten yapılmak zorundaydı, şimdi biraz daha ‘karelendi, küplendi’ önemi” açıklamasını yaptı.


Kotil ayrıca, “Şuan TUSAŞ’ta 4 bin mühendisimiz var. Mühendis sayımızı 10 bine çıkarmamız gerekiyor. Bu projeleri bitirmek için bizim gençlere ihtiyacımız var. Sadece MMU için 6 bin mühendise ihtiyacımız var” diyerek savunma sanayiine ilgi duyan genç mühendisleri TUSAŞ başvurmaya davet etti.


Haber Aero olarak Prof.Dr. Temel Kotil’in yaptığı değerlendirmeleri şu başlıklar altında toparladık;



TUSAŞ Genel Müdürü Prof.Dr. Temel Kotil

AKSUNGUR’dan 5 adet ürettik


Yüksek Faydalı Yük Kapasiteli AKSUNGUR İHA’dan şu ana kadar 5 adet üretildiğini açıklayan Kotil, “AKSUNGUR’u kendi imkanlarımızla geliştirdik ve 18 ayda ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Yıl sonuna kadar kuvvete teslim etmeyi planlıyoruz” dedi.


GÖKSUNGUR, AKSUNGUR’dan atılabilecek süpersonik bir İHA olacak


AKSUNGUR projesi tamamlandıktan sonra Türkiye’nin ilk süpersonik seyir hızına sahip İHA sistemi olacak olan GÖKSUNGUR hakkında açıklama yapan Kotil, “AKSUNGUR’un bir sonrası (GÖKSUNGUR) süpersonik olacak inşallah. Henüz takvimlenmiş bir şey yok ancak bizde bir çalışma bittiğine diğeri başlar. Bu sene bitene kadar AKSUNGUR ile uğraşırız, sonra GÖKSUNGUR gelir. GÖKSUNGUR, AKSUNGUR SİHA’dan atılabilecek süpersonik seyir hızına sahip bir İHA sistemi olacak” diye konuştu.


ŞİMŞEK’ten yılda 100 adet üretiyoruz


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) hava savunma birliklerinin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2009 yılında Araştırma ve Geliştirme projesi olarak TUSAŞ tarafından başlatılan Şimşek Yüksek Hızlı Hedef Uçak ile ilgili de açıklama yapan Kotil, “Şimşek hedef uçağı aynı zamanda kamikaze uçağı. Şimşek’in üzerinde 5 kilogram patlayıcı var ve İHA’dan atılınca yaklaşık 100-200 kilometre gidiyor. Şimşek’ten yılda 100 adet üretiyoruz” ifadelerini kullandı.


Hava savunma sistemleri gibi çeşitli atış testlerinde kullanılan TUSAŞ’ın özgün tasarımı Şimşek Yüksek Hızlı Hedef Uçak Sistemi, daha önce ANKA insansız hava aracına (İHA) entegre edilmişti.


HÜRKUŞ-C hakkında


HÜRKUŞ uçağı, Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı Programı kapsamında farklı görev senaryolarını destekleyecek  şekilde TUSAŞ tarafından tasarlandı.


HÜRKUŞ-C, pilot eğitim ihtiyacının yanı sıra; hafif taarruz ve silahlı keşif görevlerinin, düşük maliyet ve yüksek hassasiyetle yapılabilmesi için geliştirilmekte.


Hassas ve Maliyet Etkin Çoklu Görev Çözümü HÜRKUŞ-C, hafif taarruz ve silahlı keşif varyantı, günümüz dünyasının muharebe alanlarındaki asimetrik tehditlere karşı düşük maliyetli, esnek bir çözüm sunmakta. HÜRKUŞ’un sahip olduğu gelişmiş eğitim kabiliyetleri korunmakla beraber, üzerinde 7 harici yük istasyonuyla HÜRKUŞ-C, kullanıcılarına, yüksek irtifada ve zorlu coğrafyalarda, gündüz ve gece koşullarında, zorlu görevleri gerçekleştirebilmek için yararlanılabilecek olan 1500 kg’a kadar geniş bir faydalı yük kapasitesi sunmakta.


Harici Yük Kapasiteleri


Genel Maksat Bombaları

Milli Mühimmatlar (HGK-3, KGK-82, CİRİT, UMTAS)

12,7 ve 20 mm top sistemleri

2,75 inç roket çeşitleri

Uluslararası lazer güdümlü mühimmat çeşitleri

Eğitim bombaları (BDU33 ve MK106)

Harici Yakıt Tankları

Sistem Özellikleri


Zırhlandırılmış Yapı

Kendini Koruma Sistemleri

Gece Görüş Uyumlu Sayısal Kokpit

Gelişmiş Aviyonik Sistemler


Askeri harcamalar 17.7 milyar dolara geriledi

 Pandemi krizine rağmen askeri harcamalar dünya genelinde artış göstererek 1,98 trilyon dolara ulaştı. Geçen yıl Türkiye'nin bu alandaki harcamaları ise %5 düşerek, 17,7 milyar dolara geriledi.

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından Pazartesi günü açıklanan 2020 yılı raporuna göre, dünya genelinde 2020'de askeri harcamalar bir önceki yıla göre yüzde 2,6 artarak 1,98 trilyon dolara ulaştı. Bunun, 1988'den beri kaydedilen en yüksek seviye olduğu belirtiliyor.


Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre; Raporda, askeri harcaması en yüksek olan 40 ülke mercek altına alınıyor. 2019 yılında 15'inci sırada bulunan Türkiye, 2020 raporunda askeri harcamalar açısından 16'ıncı sıraya düştü. Raporda, Ortadoğu ülkeleri arasında değerlendirilen Türkiye'nin 2020 yılında askeri harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 5 düşerek, 17,7 milyar dolara geriledi. Ancak raporda, bu düşüşün Türkiye'nin askeri harcamalarında 2011-2020 arasındaki dönemde kaydedilen yüzde 77'lik artışta bir istisna olduğu belirtildi. Türkiye'nin daha iddialı bir dış politika izlemesi ile bu harcamaların 2015'ten itibaren daha keskin bir şekilde arttığı ifade edildi.




Türkiye'nin de aralarında 11 Ortadoğu ülkesinde 2020 yılındaki askeri harcamaların toplam miktarı ise 143 milyar dolar olarak belirtildi. Dünya genelinin aksine Ortadoğu'da askeri harcamaların geçen yıla göre yüzde 6,5 düştüğüne dikkat çekilirken, bu bölgede sadece dört ülkenin askeri harcamalarını artırdığı belirtildi. Buna göre Mısır askeri harcamalarını yüzde 7,3; İsrail yüzde 2,7; Ürdün yüzde 2,5 ve Umman yüzde 1,7 artırdı.


Askeri harcamalarda ABD ilk sırada


SIPRI raporuna göre, dünyada en fazla askeri harcama yapan ilk beş ülke ABD, Çin, Hindistan, Rusya ve İngiltere olarak belirlendi. Bu ülkelerin toplam askeri harcamaları, dünya genelinin yüzde 62'sini oluşturuyor.


Rapora göre, ABD'nin askeri harcamalarının son üç yıldaki artış eğilimi 2020'de de sürdü. ABD'nin 2020'de askeri harcamalara ayırdığı kaynağın 2019'a göre yüzde 4,4 artarak, 778 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Buna göre, dünya genelindeki askeri harcamaların yüzde 39'u ABD'ye ait.


SIPRI yetkilisi Alexandra Marksteiner, "ABD'nin askeri harcamalarında son yıllardaki artış, araştırma ve geliştirmeye yapılan büyük yatırımlar ile nükleer silah depolarının modernizasyonu ve geniş kapsamlı silah tedariki gibi uzun vadeli çok sayıda projeyle bağlantılı" değerlendirmesinde bulundu.


Çin de harcamalarını %1,9 artırdı


SIPRI raporuna göre, dünyada en fazla askeri harcama yapan ikinci ülke olan Çin'in ise 2020'deki harcamalarının 252 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Raporda, bir önceki yıla göre askeri harcamalarını yüzde 1,9 artıran Çin'in 2011'den 2020'ye kadar olan dönemde bu alandaki harcamalarını yüzde 76 artırdığı ifade edildi. Raporda, Çin'in askeri harcamalarının kesintisiz olarak 26 yıldır arttırdığı kaydedildi.


SIPRI raporunda, bir önceki yıla göre askeri harcamalarını yüzde 5,2 artıran Almanya ise 52,8 milyar dolar ile yedinci sırada yer alıyor. Raporda, Almanya'nın harcamalarını 2011 yılına göre yüzde 28 artırdığı belirtildi.


Pandemi askeri harcamaları etkilemedi


Raporda, koronavirüs pandemisine rağmen 2020'de dünya genelinde askeri harcamaların artması dikkat çekti. Rapora göre, sadece Şili ve Güney Kore, planlanan askeri bütçenin bir bölümünü pandemi ile mücadeleye ayırdı. Raporu değerlendiren SIPRI yetkilisi Diego Lopes da Silva, "Pandeminin küresel çapta 2020 yılındaki askeri harcamalarda önemli bir etkisinin olmadığını rahatlıkla söylebiliriz" dedi.


SIPRI yetkilisi, ancak pandeminin ikinci yılında da askeri harcamaların bu kadar yüksek olup olmayacağının henüz bilinmediğini ifade etti. 2020'de askeri harcamalar artış gösterirken, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre dünya genelinde gayri safi yurt içi hasıla ise korona krizi nedeniyle yüzde 4,4 düştü.


Türk SİHA'ları "KGK-SİHA-82" mühimmatıyla daha güçlü

 AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE), Türk Silahlı Kuvvetleri ve ulusal/uluslararası savunma sanayisi kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere güdümlü ve güdümsüz mühimmat sistemleri, kritik alt sistemler ve stratejik sistem platformlarının tasarım, geliştirme, üretim ve test faaliyetlerini gerçekleştiriyor.

TÜBİTAK SAGE'nin geliştirdiği sistemler arasında KGK yer alıyor. KGK, genel maksat bombaları MK-82 (500 lb) ve MK-83'ü (1000 lb) akıllı mühimmata çeviriyor.

Türkiye'de ilk defa TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen KGK, kanatları sayesinde 110 kilometre menzile sahip bulunuyor. Mühimmatın, Küresel Konumlama Sistemi (KKS/GPS) ve Ataletsel Ölçerler Birimi kullanılarak geliştirilen güdümüyle hava koşullarından bağımsız olarak vuruş hassasiyeti 5 metre ve altında gerçekleşiyor.

KGK'nin, yer testleri ile F4 ve F16 uçaklarına sertifikasyonu tamamlandı. İlk üretimleri TÜBİTAK SAGE tarafından gerçekleştirilen mühimmat, Türk Hava Kuvvetleri envanterine girdi. Seri üretimi Kale grubu tarafından yapılan KGK’nin millileştirme çalışmaları devam ediyor.

TÜBİTAK SAGE bunun yanında KGK’nin SİHA’lar için özel versiyonu KGK-SİHA-82'yi geliştirdi. KGK-SİHA-82’nin menzili, SİHA’ların yükseklik ve hız kriterlerine bağlı olarak, şu an için 30 kilometre ve üzerinde bulunuyor. KGK-SİHA-82’nin ilk test atışı, 23 Nisan'da Sinop’ta Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından üretilen Aksungur SİHA ile 30 kilometre menzile yapıldı. Başarılı test atışında 2,5 metrelik hedef vuruş hassasiyeti sağlandı.

KGK-LAB GELİYOR


Aksungur, 2 adet KGK-SİHA-82 taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Menzil bakımından daha yüksek potansiyeli olan KGK’ye yönelik TÜBİTAK SAGE ve TUSAŞ'ın çalışmaları devam ediyor. Daha önce F4 ve F16 uçaklarında operasyonel yönden kendini kanıtlayan KGK’nin, diğer SİHA platformlarına takılmasına yönelik hiçbir engel kalmadı.

KKS teknolojisi sayesinde, mesafeden bağımsız olarak, 5 metrelik vuruş hassasiyeti yakalanabiliyor. Yaklaşık 300 kilogramlık patlayıcı etkinliği göz önüne alındığında, bu değer fazlasıyla yeterli düzeyde bulunuyor.

Mağara gibi küçük alana sahip hedeflere taarruz edilmek istendiğinde Lazer Arayıcı Başlığa (LAB) ihtiyaç duyuluyor. KGK-LAB için TÜBİTAK SAGE’de çalışmalar devam ediyor.

55 KİLOMETREYE ERİŞEBİLECEK


KGK itkisiz bir mühimmat olarak füzelerden farklı bir yapıya sahip bulunuyor. SİHA teknolojisinin gelişmesi ile daha yüksek irtifa ve hız sağlanırsa bu değerlere bağlı olarak KGK menzil potansiyeli 30 kilometrenin çok üzerinde olacak.

Yapılan çalışmalar uygun şartlarda 50-55 kilometrelik menzilin kısa vadede Akıncı ve Aksungur gibi SİHA’larla sağlanabileceğini gösteriyor.

Platformdan ayrıldıktan sonra belirli bir güvenli mesafeye ulaşmasının ardından mühimmat kanatları açıyor ve yükselmeye başlıyor. Güvenli mesafe değeri platformun hızına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor ve platforma göre ayarlanabiliyor.



ABD'de F-35 isyanı

 Donald Norcross, F-35 programındaki sorunlarla başa çıkılmadığı, ilerleme sağlanmadığı sürece, önümüzdeki 2022 mali bütçesinde Lockheed Martin yapımı F-35 savaş uçağı sayısını artırmayı desteklemeyecekleri konusunda uyardı.

ABD'nin iki etkili Temsilciler Meclisi üyesi, 'Başkanın bu yılki bütçe talebinde bulunanların haricinde, ek uçak taleplerini desteklemeyeceğiz. Daha fazla para beklemeyin.' açıklamasında bulundular. Temsilciler, F-35'in artan maliyet ve aksayan programına isyan etti.


Star.com.tr'nin haberine göre, iki etkili Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Perşembe günü yaptıkları açıklamada, F-35 programındaki sorunlarla başa çıkılmadığı, ilerleme sağlanmadığı sürece, önümüzdeki 2022 mali bütçesinde Lockheed Martin yapımı F-35 savaş uçağı sayısını artırmayı desteklemeyecekleri konusunda uyardı.


Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin Taktik Hava ve Kara Alt Komitesine Başkanlık eden Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Donald Norcross, "Bu program, gerçek ve öngörülen sürdürme maliyetlerini önemli ölçüde kontrol edip azaltmaya devam ederse, daha uygun maliyetli başka programlara yatırım yapmamız ve 800'ün üzerinde taktik operasyonel savaş uçağı ihtiyacını başka şekilde karşılamamız gerekebilir." açıklamasında bulundu.


F-35 ile ilgili oturumda konuşan Norcross, programda bulunan genel karşılanabilirlik endişeleri göz önüne alındığında, başkanın bu yılki bütçe talebinde bulunanların ötesinde ek uçak taleplerini desteklemeyeceğini ifade etti


'KOLAY GÜNLER GEÇMİŞTE KALDI, PARA İSTEMEYİN'


Amerika Birleşik Devletleri Federal Hükümeti Yasama Komitesi'nin (HASC) alt komitesini yöneten Temsilci John Garamendi de, Norcross'un sözlerini destekleyerek, bütçeye fazladan F-35 ekleme girişimlerine karşı duracağını söyledi.


Garamandi sözlerini şöyle sürdürdü:


"Program bütçeyi aştı. Vaat edilen yetenekleri yerine getirmekte başarısız oldular. Görev ve kabiliyetteki oran, hizmet ihtiyaçlarını karşılamaya bile erişemedi. Endüstrinin bu sorunların çoğuna çözümü, sadece vergi mükelleflerinden 'para vermelerini' istemektir. Bu olmayacak. Geçmişin kolay günleri geride kaldı. Daha fazla para istemeyin."

Garamandi de Norcross gibi, kimsenin Başkanın bütçesinde talep edilenden daha fazla uçak satın alınmasını beklememesini, bunun olmayacağını vurguladı.


ŞİKAYETLER ARDI ARDINA GELDİ


HASC'nin alt komitelerinin ortak oturumu sırasında üyeler, uçağın Pratt & Whitney F135 motorunun devam eden sıkıntısı ve servis yetkililerinin söylediği bakım maliyetleri de dahil olmak üzere uzun bir sorun listesi hakkında şikayetlerini dile getirdiler.


Norcross ayrıca F-35'in, programın beş ay gerisinde olduğunu ve muhtemelen planlanan bütçesinin yaklaşık 450 milyon dolar üzerinde olacağını söyledi.


Norcross, "Taktik hava ve kara alt komitesi geçmişte bu programı desteklemiştir. Ancak, birçok kez söylediğimiz gibi, programın bu zor karşılanabilirliğini takip ederken sınırsız kaynağa sahip değiliz." dedi.


Garamendi, bütçeye eklenen F-35'lerin yalnızca ordunun karşı karşıya olduğu güçlükleri artırdığını sözlerine ekledi.


Demokratlar F-35 konusunda daha fazla kaygı duysalar da, Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyeleri de, performans iyileştirilmediği takdirde programın ciddi kesintilerle karşı karşıya kalabileceğini kabul ettiler.


Türk SİHA'ları için tarihi gün

 AKINCI TİHA’nın ilk atışını yeni üretilen milli mühimmatla yapması Türkiye’nin SİHA yolculuğunda yeni bir döneme girmesine yol açtı. Uzmanlar, bu durumun sahaya çok ciddi yansımaları olacağı görüşünde birleştiler.

Türkiye’nin yerli ve milli SİHA’larının başarısı bir yandan gurur veriyor, bir yandan da "Devamını getirebilecek miyiz?" sorusunu akla getiriyordu… Bu alanda faaliyet gösteren firmaların ortaya koyduğu çaba Akıncı ve Aksungur gibi iki kritik platforma daha kavuşmamızı sağladı.


TRTHaber'den Sertaç Aksan'ın haberine göre; Yeni platformlarla ilgili testler devam ederken dün yeni bir eşik daha aşıldı. Kamuoyuna duyurulan bilgiye göre BAYKAR tarafından üretilen Akıncı TİHA ilk mühimmat atışını yapmıştı. Sıradan bir mühimmatla yapılsa dahi son derece önemli olan bu haber, “Atış, ilk kez kullanılan MAM-T mühimmatı ile gerçekleşti” bilgi notuyla beraber daha farklı bir hal aldı.




MAM-T’nin özellikleri neydi, hangi platformlarda kullanılacaktı ve en önemlisi sahaya nasıl bir yansıması olacaktı? Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin ile yeni mühimmatın detayları soruldu.


Menzili 5 kat daha fazla


Herkesin göz bebeği MAM-L’nin sahada ‘oyun değiştirici’ olarak anıldığı, MAM-T’nin bu görüşü nasıl değiştireceğini sorusuna Şahin, MAM-L’nin 8+ kilometre menzili olduğunu ve esasen bir anti-tank füzesi üzerinden geliştirildiğini belirterek, bu durumun bazı harekat konseptlerinde sınırlı etki üretebildiğine işaret etti. MAM-T’nin SİHA’lardan atıldığında menzilinin 30 kilometreden fazla olduğunu kaydeden Şahin, dolayısıyla MAM-L ile MAM-T arasında menzil bakımından 4-5 kat fark bulunduğunu söyledi.




Mühimmatlar için menzil kadar harp başlığının etkisinin de kritik bir değer olduğunu anımsatan Şahin, “Yeni üretilen MAM-T, esasında TEBER mühimmatına dayanıyor. MAM-L’ye göre daha yüksek miktarda patlayıcıya sahip olan MAM-T’nin harp başlığı, özellikle ‘alan hasarı’ faktörü bakımından MAM-L’ye oranla hatırı sayılır oranda yüksek etki oluşturacak. Bahsettiğim ‘alan hasarı’ şu anda sahada en ihtiyaç duyulan etkenlerden biri” ifadesini kullandı.


Hava savunma sistemleri muhtemel hedefler arasında


MAM-T’nin kullanım alanlarından örnekler veren Anıl Şahin, zırhlı ya da zırhsız araçların, binaların, su üstü hedeflerin ve tanklar ile hava savunma sistemlerinin muhtemel hedefler arasında olduğunu anlattı.


Türk SİHA’larının sahadaki diğer komuta-kontrol sistemleri ve elektronik harp sistemleriyle koordine olduğu zaman muharebe sahasında nasıl yıkıcı bir etki oluşturduğunu hatırlatan Şahin, yeni mühimmatın muhtemel yansımalarını şöyle özetledi:


“Burada tabii ki mühimmat kritik bir etken. Siz bunu MAM-L ile yaparken, onların angajman menziline de girmek zorunda kalıyordunuz ancak Türkiye’nin kendine has taktikleri sayesinde asgari kayıpla görev tamamlanıyordu.


MAM-T ile artık alçak irtifa hava savunma sistemlerinin menzili içerisine hiç girilmeden SİHA’ların atış gerçekleştirmesi mümkün... Suriye, Libya ve Karabağ’da imha ettiği hava savunma sistemleriyle ‘Pantsir Avcısı’ olarak anılan Türk SİHA’ları, MAM-T ile hava savunma sistemlerine yönelik etkilerini daha da artıracak.”




MAM-T’yi hangi araçlar kullanabilecek?


Burada merak edilen bir diğer husus yeni mühimmatın hangi platformlardan atılabileceği… Şahin’e göre MAM-T sadece Akıncı ve Aksungur’dan atılmakla kalmayacak. Hürkuş ve Hürjet gibi platformlardan atılabilecek MAM-T’nin menzili 60 kilometrenin üzerine çıkıyor. İşin içine F-16 girdiğinde MAM-T daha da etkin bir menzile ulaşıyor ve hedefine 80 kilometrenin üzerinde bir mesafeden ulaşabiliyor.


Platform bazında menzilin neden değiştiği konusunu da detaylandıran Şahin, “Bu durum irtifadan kaynaklanıyor. MAM-T, kanatlı bir mühimmat dolayısıyla ne kadar yüksekten atılırsa o kadar uzun menzile sahip oluyor. Ayrıca 100 kilogramdan daha küçük bir ağırlığa sahip. Düşük ağırlığı sebebi ile hafif taarruz uçakları ve savaş uçakları tarafından da cazip bir mühimmat olacak. Yakında MAM-T’nin ‘çoklu salan’ ünitesinin de geliştirileceğini düşünüyorum. Bu sayede tek bir silah istasyonuna, birden fazla MAM-T mühimmatı yüklenebilir. MAM-T bu yılın ikinci yarısında seri üretime geçmiş olacak” diye konuştu.


Türk mühendislerin güvenini gösteriyor


Akıncı’nın ilk mühimmat atışının ROKETSAN tarafından ilk kez üretilen bir mühimmatla yapılmasının ne anlama geldiğini de sorduğumuz Şahin, bunun bir ‘güç gösterisi’ olduğuna dikkat çekip, şöyle devam ediyor:


“Normalde böylesine kritik bir platformdan atış yapılırken daha önce sıkça kullandığınız daha kolay bir anlatımla muhtemel tüm tepkilerini bildiğiniz bir mühimmat veya platform kullanırsınız. Ancak BAYKAR ve ROKETSAN farklı bir yol izledi ve daha önce görücüye çıkmamış bir mühimmatı da ateşleyerek hedefi başarıyla imha etti.


Bu durum bize hem BAYKAR’ın kendi ürettiği SİHA’ya olan güvenini hem de ROKETSAN’ın mühimmatına ne kadar inandığını gösteriyor. Türk savunma sanayii şirketlerinin kamu-özel ayrımı olmaksızın böylesine işlere imza atması gelecek döneme dair inancımızı da sürekli artırıyor."


16 Nisan 2021 Cuma

Kanada’nın Türkiye İhracat Raporu’nda yok yok…

 Türkiye’nin insansız hava araçlarıyla (İHA) Suriye, Libya ve son olarak Karabağ’da savaş taktiklerinde oyun değiştirici gelişmelere imza atması NATO müttefiki Kanada’yı bir çok açıdan rahatsız etti. Bunun için araştırma yapıp, rapor hazırlamışlar. Nihayetinde konuyu Türkiye’ye savunma ürünlerinde ihracat yasağı getirerek kapattılar.


Kanada Ermeni Milli Komitesi’nin, Kanada Hükümeti’ne yoğun baskıları neticesinde şekillenen Türkiye’ye top yekun ihracat yasağı getirilme kararına dair detaylara 18 sayfalık raporda yer verilmiş. Rapordaki mantık hataları ise Kanada yaklaşımının daha çok siyaset merkezli olduğuna işaret ediyor.


Raporda bazen Türkiye övülüyor, NATO çatısı altında müttefikliğine, Türkiye’nin bölgesindeki ağırlığına vurgular yapılıyor. Ama bölgede öne çıkması, terörlü mücadelede bile başka ülkelerde operasyon yapmasına sıcak bakılmıyor. O zaman Türkiye bu savunma sanayi ürünlerine niçin sahip, neden geliştiriyor, sorusuna da Kanadalılar cevap vermesi lazım. Ama onun cevabı da raporda var. Batı’nın bölgedeki bekçiliği yapılır, onların istediği gibi hareket edilirse sorun olmayacak.


Türkiye savunma sanayisinin gelişimine, özellikle İHA üretimine etkisi olmayan Kanada’nın ihracat yasağının odağında ise Ermeni lobisini rahatsız eden ve Karabağ Zaferi’nde etkili olan Bayraktar TB2 İHA’lar var. Ama Kanada’nın aldığı karar Türkiye’ye yapılan tüm savunma ürünlerinin ihracatının engellemesini kapsıyor.


Kanada Hükümeti tarafından hazırlanan “Review of Export Permits To Turkey- Türkiye’ye İhracat İzinlerinin İncelenmesi” başlıklı raporda sadece insansız hava araçlarında kullanılan kamera ve hedef belirleme sistemi yok. Kadın haklarından, belediye seçimlerine, ülkemizin bölgedeki etkinliğinden, terör örgütleriyle mücadelesine varıncaya kadar bir çok hususta Türkiye masaya yatırılmış.


Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau tarafından açıklanan ihracat yasağı raporunun detayları şu şekilde:


Suriye’ye müdahalesi başlangıç


Ekim 2019’da, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye askeri müdahalesinin ardından, Türkiye’ye tüm yeni ihracat izinleri geçici olarak askıya alındı. Bu karar, Kanada’nın, Türkiye’nin askeri harekatının bölgede istikrarı daha da bozabileceği, insani durumu kötüleştirebileceği ve IŞİD ile mücadeledeki ilerlemeyi tersine çevirebileceği yönündeki endişelerine dayanıyordu. Askıya alma, geçerli ihracat izinlerini etkilemedi ve geçerli izinlere sahip Kanadalı şirketler Türkiye’ye ihracat yapmaya devam edebildi.


Dışişleri Bakanı, 5 Ekim 2020’de Kanada yapımı sensor kullanılan insansız hava araçlarının (İHA) Azerbaycan’a olası ihracatı ile ilgili iddialara ilişkin bir brifing aldıktan sonra Türkiye’ye ilgili tüm ihracat izinlerini askıya aldı. Bakan ayrıca, Kanada yapımı sensörlerin kullandığı muhtemel olan Türk yapımı Bayraktar TB2 İHA’larının Libya ve Dağlık Karabağ’daki operasyonlarda kullanılmış olabileceği ve Suriye’deki uluslararası insancıl hukuk ihlali iddialarıyla bağlantılı olabileceği yönündeki raporlardan da haberdar edildi.


Karabağ kullanıldı


Türkiye’ye ihraç edilen bazı Kanada askeri mallarının ve Türk İHA’larının kullandığı sensörlerin, Dağlık Karabağ, Libya ve Suriye’deki çatışmalarda kullanıldığına dair inandırıcı kanıtlar olduğunu değerlendiriyor. Ancak, bu çatışma bölgelerinde başka herhangi bir Kanada askeri mal ve teknolojisinin kullanıldığı bilgisine ulaşamadı.


Türkiye bilgi sağlamadı


5 Ekim 2020’de izinlerin askıya alınmasının ardından Kanada, Türkiye’den Dağlık Karabağ ihtilafında Kanada’dan ithal edilen ekipmanların kullanıldığına dair iddiaların incelenmesine yardımcı olabilecek her türlü bilgiyi sağlamasını istedi. Türkiye herhangi bir bilgi sağlamadı. Azerbaycan’a Kanada üretimi sensörler için ihracat izni verilmemiştir.


Ermenistan Savunma Bakanlığı (MOD), Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da İsrail keşif ve kamikaze drone’ları ile birlikte Türk TB2 İHA’larını kullandığını iddia etti. Kanada, Ermenistan’dan iddiaların incelenmesine yardımcı olabilecek her türlü bilgiyi sağlamasını istedi. Ermenistan herhangi bir bilgi sağlamadı.


Baykar ihlal etmedi


Kanada Dış İşleri Bakanlığı, Türkiye’nin, büyük olasılıkla, Wescam donanımlı Bayraktar TB2’leri Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine transfer ettiği iddiasının, Türkiye Hükümeti tarafından sağlanan nihai kullanım güvencelerine aykırı olarak yorumlanabileceğini değerlendirmektedir. Ancak, Bakanlığa sunulan bilgilere göre Baykar, nihai kullanım garantilerinin hiçbirini ihlal etmedi.


Türkiye yasağın kaldırılmasını istedi


Mart 2020’de, Türkiye Savunma Sanayi Başkanlığı Başkan Yardımcısı, geçici askıya almanın kaldırılmasını talep eden mektuplar gönderdi. Baykar’ın Nihai Kullanım Beyannamesi’ne benzer şekilde, bu mektuplar, Wescam’in sensörlerinin “Herhangi bir nedenle başka bir tarafa yönlendirilmediğine, yeniden ihraç edilmediğine veya herhangi bir üçüncü şahsa devredilmediğine” dair güvence içermektedir. Türkiye’nin verdiği teminatların Wescam’in sensörleriyle mi, yoksa Türk yapımı İHA’larla mı ilgili olduğu net değildir. Wescam donanımlı ‘leri Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine devretmesinden ötürü Türkiye’nin eylemleri tutarsız olarak yorumlanabilir.


Türkiye’de hukuk ihlali yok


Kanada’nın İhracat ve İthalat İzinleri Yasası (EIPA) ve Silah Ticareti Antlaşması (ATT) kapsamında gelişmeler incelendiğinde Türkiye’ye ihraç edilen Kanada askeri ürün ve teknolojisinin barış ve güvenliği zayıflatmak veya aşağıdakileri işlemek veya kolaylaştırmak için kullanılması konusunda önemli bir risk olmadığını değerlendiriliyor:


Uluslararası insani hukukun ciddi ihlali,

Uluslararası insan hakları hukukunun ciddi ihlali,

Kanada’nın taraf olduğu terörizmle ilgili uluslararası sözleşmeler veya protokoller kapsamında suç oluşturan bir eylem,

Kanada’nın taraf olduğu uluslararası sözleşmeler veya protokoller kapsamında uluslararası örgütlü suç oluşturan bir eylem,

Cinsiyet temelli ciddi şiddet eylemleri veya kadınlara ve çocuklara yönelik ciddi şiddet eylemleri

Karabağ için yaptırım yok


Dağlık Karabağ’da yer alan taraflarla ilgili herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Suriye ile ilgili çatışma ve Kanada yaptırımları, silah ve ilgili malzemelerin ihracatına tam bir ambargo içermiyor. Bununla birlikte, bu incelemede tartışıldığı gibi, Kanada’nın Türkiye’ye ihraç ettiği askeri malların ve teknolojinin Libya’daki çatışmada kullanılması riskine işaret eden kanıtlar vardır.


Kanada’ya karşı kullanma ihtimali zayıf


Kanada’nın Türkiye’ye askeri mal ve teknoloji ihracatının ulusal veya bölgesel olarak barış ve güvenliği baltalayacağına dair önemli bir risk olmadığını değerlendirilmektedir. Türkiye, bir silahlı saldırı durumunda Kanada dahil olmak üzere diğer NATO müttefiklerine yardım etmek üzere Kuzey Atlantik Antlaşması ile bağlı bir NATO müttefikidir. Türkiye’nin NATO’ya üyeliği, Kanada’nın ulusal güvenliğine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Türkiye’nin Kanada’ya, Kanadalılara veya Kanada’nın müttefiklerine karşı Kanada’nın askeri mal ve teknoloji ihracatını kullanma olasılığı çok düşük.


Türkiye başka ülkelere müdahale edebilir


Kanada’nın Türkiye’ye askeri mal ve teknoloji ihracatının, başka bir devletin ulusal yetkisine giren meselelere gayri meşru bir şekilde müdahalede kullanılabileceği değerlendiriliyor. Türkiye, 2016 Fırat Kalkanı Operasyonu’ndan bu yana Türk güvenlik güçleri Suriye’nin kuzeybatısını kontrolü altına aldı. Libya’da UMH’ye askeri destek sağladı.


İstanbul seçimlerinde rekabet yaşandı


İnsan hakları zorluklarına rağmen Türkiye, güçlü demokratik kurumlara ve 2019 İstanbul belediye başkanlığı seçimlerindeki siyasi rekabet gücünden, yeni muhalefet partilerinin oluşumundan ve aktif, zengin bir sivil toplumdan da anlaşılacağı üzere sürekli bir demokratik direnç kültürüne sahip bir ülkedir.


Kanada, benzer düşünen ülkelerle birlikte, hükümetin muhalefet ve ifade özgürlüğü, medya kısıtlamaları ve keyfi gözaltı girişimleri de dahil olmak üzere, özellikle 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’deki “demokratik gerileme” konusunda endişelerini dile getirdi.


PKK, FETÖ, muhalefet


PKK, Türkiye için en önemli güvenlik endişesi olmaya devam ediyor ve hükümet birçok muhalif şahsiyeti PKK ile bağlantılı olmakla suçladı. Türk güvenlik güçleri, Türkiye içindeki PKK ile mücadelede büyük olasılıkla Kanada sensörleriyle donatılmış İHA’ları kullanıyor. Türk Hükümeti, Gülen hareketiyle bağlantılı olarak görülen, hükümet tarafından Fetullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) olarak adlandırılan, “paralel bir devlet” kurmakla ve hükümeti devirmekle suçlanan muhaliflere baskı uyguluyor, özellikle de travmatik 2016 darbe girişiminden sonra. Ancak Kanada askeri mallarını ve teknolojisini Türkiye’deki ihlallere bağlayan güvenilir kanıtlara rastlamamıştır.


Kaynak:

https://www.haberturk.com/yazarlar/guntay-simsek-1019/3042042-kanadanin-turkiye-ihracat-raporunda-yok-yok


Kanada Türkiye’ye askeri teknoloji satışını durdurdu

 Kanada, Türkiye’nin Kanada teknolojisiyle donatılan İHA’ları Dağlık Karabağ’daki çatışmalarda kullandığı gerekçesiyle Ankara’ya askeri ihracat lisanslarını iptal etti.

Kanada yapımı görüntüleme ve hedefleme sistemleriyle donatılan Türk insansız hava araçlarının (İHA) Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalarda kullanıldığı iddialarıyla ilgili soruşturmalar nedeniyle geçtiğimiz Ekim ayında askıya alınan Kanada'dan Türkiye'ye askeri teknoloji ihracatı tamamen durduruldu.


Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Kanada teknolojisinin Dağlık Karabağ'da kullanıldığına dair güvenilir kanıtlar bulunmasının ardından, bugün 2020 sonbaharında askıya alınan izinlerin iptal edildiğini açıklıyorum" dedi.


Bu bağlamda Kanada, Türkiye‘ye yönelik 29 askeri ihracat lisansını iptal etti. İhracat yasağı insansız hava aracı üretiminde de kullanılan uçuş simülatörleri, uydu ekipmanları ve ateşli silah bileşenleri için yazılım ve teknik veriler de dahil olmak üzere çeşitli askeri ürün ve teknolojileri kapsıyor.


Çavuşoğlu ile görüştü


Kanada Dışişleri Bakanı Garneau, "Bu uygulama ne Kanada dış politikası ile ne de Türkiye tarafından verilen son güvencelerle uyuşuyor" dedi. Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile bu konuda bir görüşme yaptıklarını ve kendisine endişelerini dile getirdiğini belirten Garneau, gelecekteki izinlerin NATO işbirliği programlarıyla ilgili başvuru durumlarına göre değerlendirileceğini kaydetti.


Türkiye 2019 yılında Kanada'dan 150 milyon dolarlık silah ve askeri teçhizat satın almıştı.


Geçen Eylül ayında Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'da başlayan ve yaklaşık altı hafta süren çatışmalarda 6 bin civarında insan hayatını kaybetti. Rusya'nın arabulucuğuyla çatışmalar Kasım ayında sona erdi. Yapılan anlaşmayla Ermenistan'ın 1990'lı yıllardan beri kontrol ettiği bölge Azerbaycan'a geri verildi. Ankara, çatışmalarda Azerbaycan'ı destekledi. Geçen Aralık ayında Bakü'de düzenlenen bir askeri geçit töreninde Karabağ'daki çatışmalarda kullanıldığı belirtilen Türk İHA'ları sergilenmişti.


Kanada'da yürütülen soruşturma kapsamında Türkiye'nin Kanada üretimi teknolojilerin yer aldığı insansız hava araçlarını BM silah ambargosunu ihlal ederek Libya geçici hükümetinin kullanımına sunduğunun da tespit edildiği belirtildi.

--

Kanada, Türkiye'ye üretim teknolojisi ihracatı iznini iptal etti

Kanada, Türkiye'ye insansız hava aracı (İHA) üretimi için teknoloji ihracı iznini iptal etti.
Kanada, Türkiye'nin ürettiği İHA'ların Dağlık Karabağ'daki çatışmalarda Azerbaycan ordusu tarafından Ermenistan'a karşı kullanıldığı haberlerinin ardından bu durumu araştırmak için ihracata Ekim ayında ara vermişti.

Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau, Türkiye'de üretilen İHA (insansız hava aracı) ve SİHA'ların (silahlı insansız hava aracı) Dağlık Karabağ'da kullanıldığının tespit edilmesi üzerine ihracat izninin iptal edildiğini açıkladı.

Garneau, "Teknolojinin bu şekilde kullanımı Kanada'nın dış politikasıyla da, Türkiye'nin verdiği son kullanıcı taahhütleriyle de uyuşmamaktadır" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hafta başında Garnau ile görüşmüş ve ihracat kısıtlamaları konusunda Kanada'nın tutumundan duyulan rahatsızlığı ileterek bu durumun gözden geçirilmesini istemişti.
 Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, "NATO müttefiklerimizin yapıcı olmayan, ikili ilişkilerimizin kötü etkilenmesine ve ittifak dayanışmasının zarar görmesine yol açacak adımlardan kaçınmalarını bekleriz" dedi.

Kanadalı L3HarrisWescam şirketi, Türkiye'ye insansız hava araçlarında kullanılan görüntüleme ve hedef alma sistemlerini satıyordu.

Kanada, Türk SİHA'larının Libya'da da kullanıldığını ve bunun Birleşmiş Milletler'in ambargosunun ihlali olduğunu belirtmişti.

Kanada daha önce de Türkiye'nin Suriye'deki operasyonları nedeniyle Ekim 2019'da ihracat izinlerini askıya almış, Mayıs 2020'de izinler tekrar verilmişti.

Türkiye ve Kanada, NATO üyesi iki müttefik ülke.


Demir: Bize ambargo uygulayan ülkelere teşekkür ederiz

 Savunma Sanayii Başkanı Demir, savunma sanayimize yönelik ambargoların tam bağımsız savunma sanayi hedefine destek olduğunu ifade etti

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, savunma sanayisine yönelik uygulanan ambargolarla neye ihtiyaç duyulduğunu ve hangi ürünün millileştirilmesi gerektiğini daha iyi gördüklerini ve çalışmaları hızlandırdıklarını bildirdi.


Demir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'ye uygulanan yaptırımlara ve ambargolara gülüp geçtiklerini belirtti.


Buna en iyi örneklerden birisinin de ASELSAN tarafından üretimini başlattıkları İHA kamerası "CATS" olduğunu ifade eden Demir, bu konuda Türkiye'nin hiçbir ülkeye bağlılığının kalmadığını kaydetti.


Demir, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:


"Bu durum bize ve milletimize bir kez daha gösterdi ki, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde güçlü şekilde yoluna devam eden Savunma sanayimiz, uluslararası aktörlerin tutarsız uygulamalarıyla mücadelesine devam edecektir. Bu ambargolarla neye ihtiyacımız olduğunu, hangi ürünü millileştirmemiz gerektiğini daha iyi görüyor ve çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Bu açıdan o ülkelere ayrıca teşekkür ediyoruz. Hiç kimse bizi Tam Bağımsız Savunma Sanayii hedefimizden döndüremeyecektir."


BOZDOĞAN ilk atışta hedefi tam isabetle vurdu

 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, havadan havaya füze teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biri olmayı başardı."



9 Nisan 2021 Cuma

Alman ordusunda Türk SİHA şoku

 Almanya'da, Azerbaycan tarafından kullanılan Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA), 190'dan fazla Ermeni tankını ve zırhlı aracını imha etmesiyle ilgili haberlerin Alman ordusunda şoka neden olduğunu yazıldı.

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurt Allgemeine Zeitung'daki makalede, Türk SİHA'larının Azerbaycan'daki başarılarının Alman ordusunu önlem almaya zorladığı ifade edildi.


Savunma Bakanlığının, Alman ordusunun hava savunma sisteminin SİHA'ları önleme konusunda yetersiz olduğunu kabul ettiği vurgulandı.


Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer'in bu sıkıntıyı aşmak amacıyla bir bütün olarak hava savunma sistemini yeniden tasarlamak için birtakım öneriler hazırladığı kaydedildi.


Almanya'nın 2013 yılında hava savunma sistemine ihtiyaç görmediği için herhangi bir modernizasyona gitmediği belirtilen makalede, "Şimdi, SİHA saldırılarının tehdidi nedeniyle acilen hava savunma sisteminin değiştirilmesine ihtiyacı var. Silahlı kuvvetler mükemmel durumda değil. Ancak Alman ordusunun SİHA saldırılarına karşı neredeyse savunmasız olduğunun kabulü sürpriz oldu." ifadeleri kullanıldı.


Makalede, "Çatışmalar sırasında İsrail ve Türkiye tarafından üretilen Azerbaycan SİHA'ları, 190'dan fazla Ermeni tankını ve zırhlı aracını imha etti. Ermeni askerleri saldırılara karşı savunmasız oldukları için morallerini bozdu. Bununla ilgili haberler, Alman ordusunda şoka neden olmuştu." değerlendirmesinde bulunuldu.


Almanya'da Amerikan Patriot Bataryası bulunduğu ancak bunların hızlı bir şekilde modernize edilmesi gerektiği vurgulanan makalede, bunun da 600 milyon euro maliyeti olacağının hesaplandığı belirtildi.


Ayrıca şu anda Savunma Bakanlığının 13 milyar euroyu aşan bir değere sahip olan modern bir Alman hava savunma sistemi (TLVS) için planları olduğu kaydedildi.


Öte yandan Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, "Bayraktar TB-2’yi 2012 yılından itibaren geliştirmeye başladık, 2014’te envantere girdi. Ülkemizde terörle mücadelede kullanıldı ve büyük bir kuvvet çarpanı oldu. Yani adeta terörün kökünü kuruttu. Bütün dünya Karabağ harekatında da maharetlerini görmüş oldu" diye konuştu.


'GÜÇ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ'


Bayraktar, milli teknoloji hamlesinin önemine dikkati çekti ve, "Biz Türkiye'de buna milli teknoloji hamlesi diyoruz. Yani sadece üreten değil önce hayal edip araştırıp geliştirip tasarlayıp sonra üretilen bir teknoloji olduğunda gerçek anlamda uluslara faydası olduğunu düşünüyoruz" dedi.


Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, Azerbaycanlı gençlere de tavsiyelerde bulundu. "İki devlet tek millet" çatısı altında yüksek teknoloji alanında güç birlikteliği yapılması gerektiğini vurguladı.


TÜRKİYE'NİN SİHA'LARI 'DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYOR'


Öte yandan siyaset bilimci Fukuyama, Türkiye’nin kendi ürettiği SİHA’lar ile, Rusya, Çin ve ABD’den daha etkin bir şekilde sonuçlara yön verebilen bir bölgesel güç haline geldiğini yazdı.


‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ kitabıyla tüm dünyada tanınan ünlü ABD’li siyaset bilimci Francis Fukuyama, Türkiye’nin son yıllarda ürettiği silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) ‘dünyayı değiştirdiğine’ dair bir yazı kaleme aldı.


Fukuyama, “American Purpose” dergisinde yayımlanan “Ortadoğu’da homurdanmak” başlıklı makalesinde Türk SİHA’larının bölgesinde yarattığı güçlü etkilerden övgüyle bahsetti.


Fukuyama, 2010’ların başında silahlı drone teknolojisi alanında ABD ile İsrail’in oyun kurduğunu ancak daha sonraki yıllarda Türkiye’nin bu alanda hızlı şekilde yeni bir aktör olarak ortaya çıktığını belirtti.


“Küresel görünüm, askeri SİHA’lar tarafından değiştirildi ve Türkiye burada ana aktör oldu” değerlendirmesini yapan Fukuyama, Türkiye’nin kendi ürettiği SİHA’ları Libya, Suriye, Dağlık Karabağ ve kendi sınırları içinde terör örgütü PKK’ya karşı kullandığını kaydetti.


Fukuyama, “Bu süreçte Türkiye, daha fazla sonuç üretme kabiliyetiyle ABD, Çin veya Rusya’dan daha fazla kendini büyük bir bölgesel güç simsarı seviyesine yükseltti” yorumunu yaptı.


Türkiye’de üretilen Bayraktar TB-2 ve Anka gibi SİHA’ları örnek gösteren Fukuyama, zamanında ABD’den Predator ve Reaper drone’larını alamayan ve ardından İsrail’den Heron’ları alıp sonra bu ülke ile ilişkileri sorunlu hale gelen Türkiye’nin kendi SİHA’larını üretmeye net bir şekilde karar verdiğini belirtti.


Suriye’nin ardından önce Libya’da, sonra da Dağlık Karabağ bölgesinde kullanılan Türk SİHA’larının sahada icra ettiği misyonların şaşırtıcı olduğunu belirten Fukuyama, söz konusu hava araçlarının özellikle Ermenistan askeri unsurlarına verdiği zararın dikkat çekici olduğunu yazdı.


GÜCÜN DOĞASI DEĞİŞECEK


“Bana öyle geliyor ki Türkiye’nin SİHA kullanımı, kara gücünün doğasını, mevcut güç yapılanmasını sarsacak şekilde değiştirecektir” değerlendirmesini yapan Fukuyama, bu dönüşümün, zırhlı savaş gemisinin kendinden önceki savaş gemisi sınıflarını köhne bırakmasına ya da 2. Dünya Savaşı’nın başında uçak gemilerinin savaş gemilerini hükümsüz kılmasına benzediğini dile getirdi


Yakın gelecekte artık savaş ve çatışmaların merkezinde insansız hava araçlarının olacağına dikkati çeken Fukuyama, “SİHA’lar bu durumu kökünden değiştirdi çünkü bunlar görece ucuz, yenilmesi zor ve pilotların yaşamlarını riske etmiyor.


Dünyanın dört bir yanındaki ordular şimdilerde kendilerini SİHA’lara karşı nasıl savunacaklarını düşünüyor ve SİHA’larla SİHA karşıtı tedbirler arasındaki silah yarışını kimin kazanacağı belli değil” diye konuştu.


Fukuyama, makalesinde, 1991 ve 2003’teki Körfez savaşlarında kara birliklerinin tanklar etrafında örüldüğünü, uzun yıllar bir tankı yok edebilmenin ancak başka bir tank ile mümkün olabildiğini ve gelişen teknolojiyle birlikte tankları imha etmek kolaylaşsa da halen ciddi zahmet ve maliyet ürettiğini kaydetti.


7 Nisan 2021 Çarşamba

Fukuyama'dan Türk SİHA'larına övgü

 Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama, Türkiye'nin son yıllarda ürettiği SİHA'ların günümüz savaş taktiklerini değiştirdiğine dikkat çekerek, "SİHA'lar 2020'de Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak yükselmesine önemli katkı yaptı." dedi.

Amerikalı siyaset kuramcısı Francis Fukuyama, "American Purpose" dergisinde yayımlanan "Orta Doğu'da homurdanmak" başlıklı makalesinde Türk SİHA'larının bölgesinde yarattığı güçlü etkilerden övgüyle bahsetti.


"Türkiye burada ana aktör oldu"


Fukuyama, 2010'ların başında silahlı drone teknolojisi alanında ABD ile İsrail'in oyun kurduğunu ancak daha sonraki yıllarda Türkiye'nin bu alanda hızlı şekilde yeni bir aktör olarak ortaya çıktığını belirtti.


"Küresel görünüm, askeri SİHA'lar tarafından değiştirildi ve Türkiye burada ana aktör oldu."


değerlendirmesini yapan Fukuyama, Türkiye'nin kendi ürettiği SİHA'ları Libya, Suriye, Dağlık Karabağ ve kendi sınırları içinde terör örgütü PKK'ya karşı kullandığını kaydetti.


"Türkiye, kendini büyük bir bölgesel güç simsarı seviyesine yükseltti"


Fukuyama, "Bu süreçte Türkiye, daha fazla sonuç üretme kabiliyetiyle ABD, Çin veya Rusya'dan daha fazla kendini büyük bir bölgesel güç simsarı seviyesine yükseltti." yorumunu yaptı.


Türkiye'de üretilen Bayraktar TB-2 ve Anka gibi SİHA'ları örnek gösteren Fukuyama, zamanında ABD'den Predator ve Reaper drone'larını alamayan ve ardından İsrail'den Heron'ları alıp sonra bu ülke ile ilişkileri sorunlu hale gelen Türkiye'nin kendi SİHA'larını üretmeye net bir şekilde karar verdiğini belirtti.


"Son Türk dronları oldukça etkileyici"


Türk SİHA'larının performansının etkileyici olduğuna dikkati çeken Amerikalı siyaset bilimci, "Son Türk dronları oldukça etkileyici; örneğin TB2 24 saat havada kalabiliyor ve hem keşif hem de saldırı görevlerini ifa edebiliyor." değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye'nin silahlı drone'larını ilk kez kapsamlı şekilde Mart 2020'de Suriye'de 36 Türk askerinin şehit edildiği saldırının ardından kullandığını ifade eden Fukuyama, hava savunma sistemi dahil bölgedeki tüm Suriye askeri unsurlarının SİHA'larla tamamen yok edildiğini hatırlattı.


Ardından önce Libya'da, sonra da Dağlık Karabağ bölgesinde kullanılan Türk SİHA'larının sahada icra ettiği misyonların şaşırtıcı olduğunu belirten Fukuyama, söz konusu hava araçlarının özellikle Ermenistan askeri unsurlarına verdiği zararın dikkat çekici olduğunu yazdı.


"Türkiye'nin SİHA kullanımı, kara birliklerinin doğasını değiştirecektir"


"Bana öyle geliyor ki Türkiye'nin SİHA kullanımı, kara gücünün doğasını, mevcut güç yapılanmasını sarsacak şekilde değiştirecektir." değerlendirmesini yapan Fukuyama, bu dönüşümün, Dreadnaought savaş gemisinin kendinden önceki savaş gemisi sınıflarını köhne bırakmasına ya da 2. Dünya Savaşı'nın başında uçak gemilerinin savaş gemilerini hükümsüz kılmasına benzediğini dile getirdi.


"Ordular şimdilerde kendilerini SİHA'lara karşı nasıl savunacaklarını düşünüyor"


Yakın gelecekte artık savaş ve çatışmaların merkezinde insansız hava araçlarının olacağına dikkati çeken Fukuyama, Türk SİHA'larının etkinliğini şu ifadelerle anlattı:


"SİHA'lar bu durumu kökünden değiştirdi çünkü bunlar görece ucuz, yenilmesi zor ve pilotların yaşamlarını riske etmiyor. Dünyanın dört bir yanındaki ordular şimdilerde kendilerini SİHA'lara karşı nasıl savunacaklarını düşünüyor ve SİHA'larla SİHA karşıtı tedbirler arasındaki silah yarışını kimin kazanacağı belli değil. SİHA'lar 2020'de Türkiye'nin bölgesel güç olarak yükselmesine önemli katkı yaptı. Ülke, bahsedilen üç çatışmanın sonucunu kararlı şekilde tayin etti ve daha fazlasını yapabileceğini de vadediyor."

Fukuyama, makalesinde, 1991 ve 2003'teki Körfez savaşlarında kara birliklerinin tanklar etrafında örüldüğünü, uzun yıllar bir tankı yok edebilmenin ancak başka bir tank ile mümkün olabildiğini ve gelişen teknolojiyle birlikte tankları imha etmek kolaylaşsa da halen ciddi zahmet ve maliyet ürettiğini kaydetti.


Türkiye'nin bölgesindeki ülkelerle zor ama dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını belirten Fukuyama, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığıyla İdlib'de muhtemel bir katliamın önüne geçtiğini vurguladı.